Düşünce Tarihi -Gerçek Nedir-

-Genel - 18 Şubat 2025 00:01

Han Ayvaz Adıgüzel

hanayvazadiguzel@gmail.com

Gerçek denilen konu bir bilgidir, yani gerçeğin bilgisi! Peki, nedir bu gerçeğin bilgisi? Gerçeğin bilgisi bir düşüncenin sonucudur. Düşünce, sonunda nesnelleşir, onu bilinir hale getirir.

Acaba gerçeğin bilinir hale gelmesi için ne lazım? Yargı! Yargı hüküm demektir. Senin o düşüncede hükme varman, kabul değerine ulaşır ve gerçeklik başlar. Burada en büyük rolü kabullerimiz oynar. Yargılarımız sonunda düşüncelerimiz tekrar devreye girer. Acaba elde ettiğimiz düşünce doğrumu diye. Yöntem tekniği tam bu devrede başlar. Gerçeği gerçek olmayandan ayırma yöntemi!

Gerçek düşünce konu ve yöntem üzerine temellenir. Bu belirgin değilse meğer düşüncede belirgin değilmiş.

Düşünce dünyasında gerçek olanla olmayanı birbirine karıştırma tehlikesi her zaman vardır. Gerçeklik, bir bakışta kavranılamayacak kadar karışıktır. Buradaki karışıklık, dağınıklık değil çeşitliliktir. Bilimsel tabirle spektrum!

Gerçeklik, görünen şey olmaktan çok görünebilir şeylerdir. Gördüğümüz her şey parçalardır. Oysa görünebilir olan, esas olandır. Bu yüzden gerçeklik bir bakışta algılanmayacak kadar karmaşıktır denilmiştir. 

Bunu göz önünde bulundurarak şöyle bir formül ortaya koyabiliriz. Gerçek; görünen ve görünebilir olanın bütünüdür.; çünkü gerçek bilgi bir yandan değil, her yandan görüldüğü zaman bilgidir. Görmek için yerleşmek gerek, hem de tüm açılara. 

Kargaşa, parçaların değişkenliğinden dolayıdır. Değişkenlik, kişiyi bütünden koparır. Bütünden koptuğun zaman da, gerçeği kaybediyorsun.

Algılar bilgi için yeterli değildir. Acaba sağlıklı bilgiyi nasıl elde ederiz? Burada ilk başvuru edinimi dikkat unsurudur, bu unsur sağlıklı bilginin güvencesidir.

Akıl dikkat sonucunda deneyimler kazanır, etkin olur ve böylece ilkelerini oluşturur. Aklın ilkeleri kazanılmış ilkelerdir. Akıldan önce kazanılmış hiçbir ilke yoktur. İlk bilgiler, dünya ile ilk ilişkilerdir. Gerçekliğin donanımı işte o zaman başlar; çünkü akıl dünya ile ilişkisi içinde kendini var eder.

İnsanın en önemli yanı bilgiyi taşıyabilme ve bilgi aktarabilme gücüdür. İnsan geleceğe bilgi aktarır. İnsanın ilk bilgileri sanılardır, yani zannetme! Gerçek bilgiler yanılsamalardan sonra elde edildi. Bunun için araçlar oluşturuldu. Mesela: dürbün, mercek vb.

Eğer ön bilgiler sağlam olursa, bunlar güvenli tutumlar sağlar. 

İnsanda gerçek birikimi; kitaplıklar, müzeler, yapılar vb. oluşturur. Bu birikimler insanlığın ortak bilincidir. Donanımsız yönelme hayal unsurunu öne çıkarır. Bu durum bilgiye düş katma olayıdır, efsane çekiciliği işte o zaman başlar. Sanılar ve dilekler kalın bir örtüdür.

Gerçeğe varmada süreç içinde aklın ilkeleri oluşturuldu. “Özdeşlik, çelişmezlik, yeterli neden ve bu üçünün dışında bir dördüncüsünün olmayışı. Burada aklın edindiği en belirgin ilke özdeşlik ilkesidir. Bu ilke, kişinin kendi başına yetersiz bir akıl yürütme eylemidir. Yani bir şey kendisiyle aynıdır; ağaç ağaçtır, kuş kuştur, vb.

Bu ilke bilgi edinme yolunda her türlü güvenceyi sağlamaz. Ayrıca insan tek başına büyük bir bilgi genişliğine ulaşamaz.

Bilgi dünyası, kalıtım ve katılım ve ortaklaşma dünyasıdır. Bu katılımlar evrenseldir. Birikimler, insan türünün özelliklerinden dolayı onun olmuştur. Yani toplumsal bir edinim!

İnsanın geçmişi onun toplumsal bütünlüğünde anlam bulur. Gerçeğin kaygan oluşu, bakışın keskinliğini gerektir.

Gerçeği görmek, nerede duracağını bilmekle ilgilidir. Doğruyu aramanın serüveni acelesi olanlara sıkıcı gelir, hatta anlamsız. Aynen altın arayanlar çok kazar az bulurlar misali. Bunu filozof Herekleitos demiştir.

Gerçeği aramada düşünce bir sanattır. Gelişen ve biçimlenen bir sanat! Aklın ilkeleri de işte bu biçimlenmenin sonucunda oluşmuştur. Çelişkiler ve tutarsızlıklar, düşünceyle değil, yaşamla ilgilidir.

Gerçeğe yöneliş ilk başlarda bir sorun oluştursa da aslında o bir görünüm değil bir anlamdır. Arayış formülü aşıldığında gerçekler başladı demektir.

 

BENZER HABERLER