Fatma Sahur: Kerbelâ’dan Dünyayı Tek Güç Yaradan’dır

-İslâmî Yazılar - 23 Haziran 2026 23:09

Fatma Sahur

fatmasahur1@gmail.com

YAZI ARŞİVİ

Muharrem ayındayız. Her yıl olduğu gibi yine Kerbela’yı anıyor, içimizde tarif edilemeyen bir hüzün taşıyoruz. Bu sadece bir tarih değil… Bu, insanlığın vicdanına kazınmış bir yara, bir çığlık, bir imtihandır. Kerbela’yı anlatırken kelimeler yetmez, gözler dolar, kalp sıkışır… Çünkü orada sadece bir savaş değil, insanlığın sınandığı en ağır imtihan yaşanmıştır.

Hz. Hüseyin ve yanında bulunan 72 kişi, binlerce Yezid askerine karşı dimdik durdu. Onlar biliyordu ki hak yolunda sayı önemli değildir. Kuvvet çoklukda deyil, imandadır. O gün susmak da bir tercihti, ama onlar susmadı. Zulme boyun eğmek yerine şahadeti seçtiler.

Kerbela susuz bir çöl değildi sadece… Fırat çok yakındı ama su, Peygamber’in torunlarına haram edildi. Altı aylık Hz. Ali Asgar’a bir damla su verilmedi. O küçücük beden, susuzluğun ve zulmün ortasında şehit edildi. Bir bebekten suyu esirgeyen kalp, aslında insanlığını çoktan kaybetmişti.

Hz. Abbas’ın kollarının kesilmesi, kadınların ve çocukların susuz bırakılması, dört yaşındaki Hz. Rukiyye’nin kulağındaki küpenin acı içinde alınması… Bunlar anlatılırken bile insanın içi yanıyor. O küçücük kızın acısı, bugün bile kalplerde sızı gibi duruyor. Bir ana gözyaşı kimi ahır bu acılar…

Kerbela’yı daha da ağır yapan şeylerden biri de, bu zulmü yapanların aynı inançtan olduklarını söyleyen insanlar olmasıydı. Aynı kıbleye dönen ellerin, Peygamber torunlarına kılıç kaldırması… İnsan burada durup düşünür.

Ama Kerbela sadece acı değildir… Kerbela aynı zamanda bir direniştir. Hz. Zeynep’in dimdik duruşudur. Kardeşinin şehadetinden sonra bile susmayan, esaret içinde bile hakikati haykıran bir kadın… O, bize gösterdi ki hak söz, esarette bile susturulamaz.

Bugün dünyaya baktığımızda aynı sahneleri farklı isimlerle görüyoruz. Zulüm, savaş, gözyaşı… Son günlerde İran ile İsrail ve ABD arasında yaşanan gerginlikler de insanın yüreğini yakıyor. Güçlü olduklarını düşünenlerin, aslında ne kadar kırılgan olduğunu dünya bir kez daha gördü. İnsanlar meydanlarda, cephelerde, şehirlerde tek yürek oldu. Bir ürək, bir can kimi ayağa kalktılar

ABD ve İsrail’in yıllarcatek güçgibi gösterildiği bir dünyada, yaşananlar bize şunu hatırlattı: Gerçek güç ne teknoloji, ne silah, ne de ordudur. Gerçek güç yalnızca Allah’ındır. Tek güc Yaradan Allahdır.

İran örneğinde de insanlar zulme boyun eğmedi. Yaşlısı, genci, kadını, erkeği… Herkes tek yürek oldu. Bu tablo bana Kerbela’yı hatırlattı. Hz. Hüseyin nasıl hak için ayağa kalktıysa, bugün de bazı insanlar korkmadan, ölümden çekinmeden duruş sergiliyor.

Kerbela bize şunu öğretiyor: Dünya üzerindeki hiçbir güç sonsuz değildir. Saraylar yıkılır, ordular dağılır, isimler unutulur… Ama hak ve adalet kalır. Zaman geçer, ama Hüseyin’in yolu kalır. Zülm qalmaz, hak qalır.

Ve insan şunu anlıyor… Bu dünya bir imtihan yeridir. Kimisi susarak kaybeder, kimisi konuşarak kazanır. Kimisi zulme boyun eğer, kimisi canıyla direnir. Ama sonunda geriye sadece hak kalır.

“Dünyada tek güç sahibi insan oğlu değildir, tek güç sahibi Yaradan’dır.”

Kerbela dün yaşandı… ama aslında bugün de yaşanıyor. Ve biz her Muharrem’de aynı soruyla yüzleşiyoruz: Biz nerede duruyoruz?

 

BENZER HABERLER