Cahit Kılıç
cahitkilic@tanyerihaber.com
Önce bir şeyin adını koyalım:
Hiç kimsenin inkâr etmediği veya edemediği bir gerçeğin altını çizerken, bugün, Müslim veya gayrı Müslim bütün halkların, Filistin halkının mazlum olduğuna inandığını kabul edelim.
Özellikle sol görüşlü Latin halkların da, daima Filistin halkının yanında yer aldıklarını, her seferinde İsrail zulmünü telin ettiklerini de, bir tespit olarak yazalım ki, belki art niyetli bazı kafaların hakkımızda hezeyan kusmalarına mani olur…
***
Batılı emperyalist güçler, Avrupa topraklarında Yahudilere karşı işledikleri insanlık suçunu telafi etmek için, 1948 yılında Filistin topraklarına bir bomba yerleştirdiler.
Hitler’in zulmüne maruz kalan Yahudiler, hamileri emperyalist güçler tarafından çok kısa bir süre içinde semirtildiler ve mazlum olmaktan çıkıp zalimliğe evrildiler. 1967 savaşlarını kazandıklarından beri de Filistin topraklarında Hitlercilik oynuyorlar…
***
400 yıl boyunca Osmanlı tarafından barış ve adalet içinde yönetilen Filistin halkı, 100 yıl önce, Müslüman Osmanlı’ya (Yani Türk’e) ihanet ederek Hıristiyan İngiliz ile “yalelelli” eşliğinde Bedevi raksı oynamaya başladı…
O günden sonra günümüze kadar huzur ve rahat görmeyen Filistin halkının, İngiliz ipine sarılarak söylediği yalelelli ve oynadığı iki ileri üç geri Bedevi raksı, yerini kan ve gözyaşı eşliğinde ağıt yakmaya ve dövünmeye bıraktı…
63 yaşındaki ben, yaklaşık 55 yıldır buna, şu veya bu şekilde şahitlik ediyorum…
***
Kabul edelim ki…
Bütün bunlar, bugünkü Filistin halkının mazlumiyetine gölge düşürmez. Düşürmemeli de…
Şüphesiz topyekûn Türk halkı da böyle düşünüyor…
Birtakım Arap despotlarının (Suudi ve Bahreyn) Filistin lehine yapılan gösterileri bile yasaklamasına rağmen; bütün kesimleriyle Türk halkı meydanlardadır…
Al gözüm, seyreyle…
***
Amma…
Seyreylemek için de, sadece bakan değil aynı zamanda gören gözler lâzımdır…
Yakın tarih, bakıp ama göremeyen, görüp ama fehmedemeyen kafaların düştükleri vaziyeti gözler önüne seriyor…
***
Ve tabiî bizim de, şimdi bazı soruları sormak hakkımızdır:
Şu son altı yıllık süreçte; Arz-ı Mev’ud hayâlleri ile Ortadoğu’yu hükümranlığı altına almak için yanıp tutuşan Siyonistlerin emellerine kimler hizmet ettiler?..
Siyonistlerin önünde bir kale gibi durmaya çalışan Suriye devletini yıkmak için, on binlerce sapık katili, kim ya da kimler Suriye’ye doldurdular?..
Yüz binlerce insanın ölümüne sebep olan bu sapık katillerin sebep olduğu savaş, kimin işine yaradı?..
Bu sapık katillerin kullandığı on milyarlarca dolarlık silah ve mühimmatı kimler sattılar?..
Sadece Müslüman öldürüp Siyonistlere bir çakıl taşı dahi atmayan sapık katillerin akıttıkları şehit kanları, nasıl oldu da su niyetine İsrail’in değirmenine aktı?..
Emperyalist Batı, Siyonist İsrail ve Suudi despotlarıyla (Katar da dâhil) ortaklaşa gerçekleştirilen ve sadece İsrail ve emperyalist Batı’nın emellerine ve menfaatlerine hizmet edecek Suriye savaşına, canı pahasına müdahil olan Lübnan Hizbullahı’na “Hizb-ül Şeytan” diyerek kükreyen kafalar, bugün neden timsah gözyaşları döküyorlar?..
Ne kadar çok soru geliyor aklımıza…
Hadi, bir iki tane daha soralım:
“Gider Emevî camiinde namazımızı kılarız” hayâlleri ile Suriye’de “Emevî artıklarından” bir peyk devlet kurarız diyenler! Sadece ABD ve İsrail’in piyonları olduğunuzu şimdi anladınız mı?..
ABD’ye hitaben: “Bir iki uçakla birkaç bomba atmakla olmaz. ABD uçakları gelmeli, bizim uçaklarımız da eşlik etmeli. Bosna’da olduğu gibi en az bir ay, Eset güçleri yok edilinceye kadar bombalamalıyız” diye adeta yalvaran Haşmetmeap, bilahare yaşadığı hezimeti neden hiç dile getirmiyor?..
Rus uçağı düşürüldüğünde kükreyen devlet yetkililerimiz, şimdi sadece Vladimir Putin’in himayesine girdiklerini, piyonluğunu yaptıkları Batı tarafından tecrit edilince, adeta Putin’e mecbur olduklarını nasıl hazmedebiliyorlar?..
Rus uçağının düştüğü günlerde Rusya ve Putin’e yaylım ateşi açan, en ağır sözlerle hakaretler yağdıran medya tetikçileri, şimdi Putin kasideleri yazarken hiç yüzleri kızarıyor mu?
Hemen her gün mevkutelerinde Şia ve İran düşmanlığı pompalayan yandaş medya ve tetikçi kalemşorlar, şimdilerde Türkiye ve İran dostluğunun ve işbirliğinin ne kadar elzem olduğundan dem vururken, dünkü çirkefliklerinden hiç utanıyorlar mı?
***
Hülâsa edersek:
Özellikle de biz Türkler…
Kendi dengesi olmadığı için, ülkesinde ve dünyadaki dengeleri gözetemeyen, devlet adamlığından uzak ve tacir kafalı, cahil bir adamın, dünyayı nasıl bir anda yangın yerine çevirebildiğini gözlerimizle gördük mü?
Gördük…
Nokta…