Han Ayvaz Adıgüzel
hanayvazadiguzel@gmail.com
Tanrı, Kâbe’ye yönelin diyor neden? Yani ben oradayım öyle mi? Bakınız bir Bektaşi şairi ne demiş.
“Kâbe’nin Rabbine de kurban, gönlümün Rabbine de. Gel gör ki Tanrı oraya hiç girmedi ama gönlümden de hiç çıkmadı!”
Eğer Tanrı Kâbe’de yoksa ne diye oraya yöneliyoruz? Dağınıklığı önlemek için! Her yöneliş bir kıbledir, kim neye yöneliyorsa kıblesi odur.
Şöyle bir hadis sahihlerde mevcuttur: “Ahir zamanda insanlar kadınlarını kıble edinecekler!”
Her yöneliş bir kıbledir derken her düşünce bir kıbledir anlamına geliyor. Her insan düşünceden ibarettir. Hatta Hz. Ali’nin şöyle bir sözü var: “Neyi düşünüyorsan sen osun!” Bu yüksek bir felsefedir. Düşünce kuruluşlarında bu söz çok konuşulmuştur. Kalkmışlar Ali’yi gıyaben alkışlamışlardır.
Acaba biz neyi düşünelim ki o olalım! Köylü tosununu düşünüyor, şehirli taksisini. Birisi tosun gibi diğeri taksi. Arifler Allah’ı düşünüyorlar. Peygamber de bunu onaylamıştır ama zatını düşünmeyin demiştir.
Büyük insanlar düşünmeyi bir sorumluluk yükü sayarlar. Ahlak, savaş ahlakı, devrimci ahlak, toplumsal ahlak ve büyük İslam ahlakına kadar her şeyin temelinde sorumluluk ahlakı vardır. Sorumluluğu korkudan dağlar bile kabul etmemiş. Mert insanlar ben bu işten sorumluyum diye can telef etmişlerdir.
İstiklal savaşında Çiğil tepe komutanı kusurlu savaş taktiğinden dolayı kendini vurmuştur. Atatürk buna üzülmüş, sonra da gereğini yapmıştır demiştir. İşte sorumluluk budur.
Kendi ülkesinde aydının sorumluluğu yok mu? Acaba yok mu bu sorumluluğu sorgulayan? Kendi ülkesinde bir şairin, ressamın, yazarın, sporcunun, sanatçının sorumluluğu nedir? Ne yaparsa yapsın, bir aydının sorumluluk yükünü hiçbir şey hafifletemez.
Bir vatanda eğer insafsızlık her tarafı sarmışsa. İnsafsıza hürmet eden köpek olur. Ülkelerinin bekasına herkesin borcu vardır. Borcunu ödemeyen de köpektir.
Aydın bir zihin, ülke meselelerini derinliğine konuşur. Bir aydın teşhis kabiliyetini canlandırmalı ve lisanı iyi kullanmalı.
Toplumsal krizlerin temelinde lisan var. Bazı insanlar konuşunca, bazıları yazınca insanları kırıyorlar. Bu bizim devrimci yanımızdır gibi bir popülist söylem kabul edilemez.
Aydın yalan konuşamaz. Yalanla sofuluk olmaz. Kur’an’ın buyruğu şudur: “Doğru söz söyleyin ki, işiniz düzene girsin’” (Ahzap)
Bazı aydınların radikal yanları çoktur, onlar inançta avam değiller. Onlar güzel söz söyler ve hoşça kelam ederler. Hak olarak insanın lehinde ne varsa aleyhinde de o vardır. Bu düşündürücü bir sözdür.
Alt yapısı şefkat olmayan din yoktur.
Batı din meselesinde bilim değil bilimcilik oynuyor. Bilimcilik; dini, vicdan ve özele indirger. Aslında insanlar arsında “din vicdandır” sözü din karşıtı bir sözdür.
Bilimcilik bir tehlikedir, bilimi bile tahrip eder.
Günümüzde bilimciliğin hocaları, rahipleri vardır. Bunlar; psikologlar, sosyologlar, vb.’dir. Bilimcilik medyanın yardımıyla ayaktadır.