Han Ayvaz Adıgüzel: Kifayet edenlerin yolu…

-Genel - 17 Şubat 2026 00:01

Han Ayvaz Adıgüzel

hanayvazadiguzel@gmail.com

YAZI ARŞİVİ

Az olup da kifayet eden var, çok olup da meşgul eden var. Bizim yolumuz kifayet edenlerin yoludur.

 Sen meşgul olmuşsun. Tarikat demişsin, cemaat demişsin, rabıta demişsin, şeyhim demişsin, gününü gün etmişsin. Hülasa sen meşgul olmuşsun. İbadet senin neyine?

Bazı insanlar kendi etrafında döndüğü zaman, sanıyorlar ki eşyalar dönüyor. Hayır yavrum, senin başın dönüyor.

Meseleler benzetmelerle daha iyi anlaşılır, yani teşbih! Benzetmeler konunun tesiri yüzündendir, terbiyeyi terk etmek değildir. Kişinin işitmek istediği, söylemek istediğine benzemez. Söz doğru delil yerinde olsa bile itirazlar hep olacaktır. Kişinin kalbindeki savaş hak-batıl çizgisinde olmalı, mutlu olma sevdası değil.

Ben mutlu olmak istiyorum sözü hedef değildir, bu bir arzudur. Toplum arzulara yönelince şiarı kaybeder.

Partiler, öğrenci yetiştirmez izci yetiştirir. Benim izimden yürü, ne yaparsam onu yap mantığı! Böyle olunca hedef kaybolur.

Ali, “Hedefsiz insanlarla uzlaşmam” diyor. Hangi çizgide olursa olsun bütün hükümetler hedefsiz insanlar istiyor. Onlar, hayallerinizi bırakın derler, idealinizi bırakın derler. Yaşamınızı da bırakın diyecekler ama korkuyorlar. Kitlesel tepkiler!…

Vatanseverlerin ekserisinin yaratılan konular hakkında pek derin bilgileri yoktur. Düzen her yerde hep böyle işler. Böyle olunca, karşıt güçlerle anlaşırız diyorlar. Halbuki karşıt güçlerin tercihi yoktur, onlar meydan okurlar!

Karşıt güçlerin oyalama taktikleri çoktur. Şair Nedim demeli: “Seni Sadabat’ta Leyla ile oyalamışlar!”

Sevgili aptalı zekileştir. Sevgilinin ruh üzerinde etkisi büyüktür ama beden üzerinde yıkıcı! Sevginin sınırı keşfedilmemiştir, hala üzerine kitaplar yazılmaktadır. Sevgili üzerine hazırladığım divandan birkaç deneme yazmak istiyorum:

-Serazat yürüyorum, kadehi elime almışım, canım afiyette!

-Ben meyhanede yer seçmem, saki, sen bunu bilmiyor musun?

-Han Ayvaz, Hafız’ın divanından çalmadın ama ilhamı ondan aldın!

Bir şeyin varlığı ortadan kalkabilir ama ruhu yaşar. Mesela: Hariciler! Bunların din anlayışı gerici beyinlere siner. Vehabilik gibi!

İslam’da en büyük tehlike haricilikti. Dini anlamıyorlardı ama tavizsiz dindarlardı. Eğer o halleriyle İslam’a hekim olsalardı, yeryüzünde İslam olmazdı. Bundandır Ali bunları yok edince şöyle demişti: “Bu fitnenin gözünü ben çıkardım. 

Ali bunları şöyle tarif etmişti: “Karanlık, şüpheli ve müphem!”

Bunların dış görünüşleri müminleri etkilemişti. Anlaşılmaları güçtü. En kötüsü, kuduz gibi saldırıyorlardı. Bu saldırıları onları ele vermiştir. İslam saltanata dönüşünce dinin esası namazla ve türbanla giderilmeye çalışıldı.

İslam’ın yüce ufkunu daraltanlar, birer adı konmamış haricidir. Bir din katliamcısı!

Hariciler, İslam’ı kendilerine mahsus bir din olarak görüyorlardı. Yüce fikirler ve ince duygulardan yoksun kimseler Müslüman olamazlar.

Harici tipler ve cahil dindarlar, her zaman kurnaz insanların ve hükümetlerin oyuncağı olmuşlardır. Zaten korku da burasıdır.

Sığ anlayış, Kur’an’ın mızrağa takılışını anlayamaz.

 

BENZER HABERLER