Han Ayvaz Adıgüzel: Kırklar Meclisi!..

-Edebiyat - 22 Haziran 2026 22:35

Han Ayvaz Adıgüzel

hanayvazadiguzel@gmail.com

YAZI ARŞİVİ

“Her kim ki mazluma dokuna, dokuna sinesi Allah okuna!” 

Sözün gücünü, dilin kudretini görüyor musunuz? Yunus’un sözüdür bu. Yunus Emre’nin! Bizlere Yunus’tan birkaç söz belletmişler işte o kadar. Ne imiş o söz?

“Şol cennetin ırmakları akar Allah deyu deyu!” Ne bu ya, siz çocuğa ninni mi söylüyorsunuz. Şimdi gelin Yunus’u tanıyalım.

“Söylememek, söylemenin hasıdır, pasları silecek söz, sözün hülasasıdır.

Arifler ortasında sofuluk satmayanlar, riya katmayanlardır/Hakikate beli deyip sözü uzatmayanlardır.

Demek istiyor ki; kardeşim sözü uzatıp durma. Sözün hülasası, yani esası nedir, sen onu söyle. 

Mesela: Şimdi açın Said’i Nursi’nin kitabını. Okuyanlar bilir, sizleri temin edeyim. O kitapta sözün esası yoktur. “Türkçe, Arapça, Farsça,” bu üç dili harmanlamış kitap yazmış ama bilgi yok! Mesela günaydın mı demek istiyor. Bunun için en az yedi sayfa yazmış. Bu sayfaların sonunda anlıyorsun ki bu adam günaydın demek istiyor. Peki, böyle manasızlık olur mu?

Biz Yunus’a devem edelim. Ona selam olsun, divanından seçtiklerimle baş başa kalalım.

“Akla bağlanan hakka şükreyler!” İroni yapmak istiyorum: Aman aman sen git kıyasa bağlan!

“Hasedi olanın, havsalası dar olur!” “Hain ibretle bakmaz!” “Gıybet, kişinin ağzından gelen hayızdır!”

            “Bu dünya bir lokmadır, ağzın ile tuttun bil/Çiğnemişsen yutmak nedir, ha sen onu yuttun bil.

            Sen denize gark oldun, boğazına geldi su/Deli gibi dalıp durma, den ki sen onu yuttun bil!”

“Dur, kazan, ye, yedir, bir gönül ele geçir/ yüz Kâbe’den yeğrektir, bir gönül ziyareti!”

“Bir kul bin yaşasa da ölüm bir saat değil!”

“Hakikatin manasını şerh ile bilmediler/ dört kitaba var değip manasın bilmediler. Bundandır dirilmediler!”

            “Dört kitabın manasını okudum hasıl ettim, aşka gelince gördüm, bir uzunca heceymiş. 

            Ben demişim diyenler, haramı yemeyenler, haramı yemediği cebine girinceymiş.” 

Bakınız Yunus hanımlar için ne diyor:

            “Ekmek yiyip tuz basmak, ol namerdin işidir/Ekmek onu koymaya tuzun hakkı var ise*

            Gördün yârin eğridir, nen var ise ver kurtul/Oğuldan daha tatlı, eğer doğru yar ise.

            Yârin sana mukabil, kapusunda secde kıl/Çıkar ciğerin yedir, böyle biri var ise!”

Ben Yunus’u hatırlayın, kaybolmuş hazinenizi bulun diyorum. Divanını okudum. Bir kez okumakla ben bunu okudum demek olmaz. Bir daha okumak üzere gözümün önünde bir yere koydum. 

Yunus, soylu kadınların kapısında secde kıl diyor. Gel gör ki Yunus’un dinini temsil eden hocalar, erkeğin kadına selam vermemesine takva demişlerdir. Halbuki Kur’an kafirlere bile selam verin diyor. (43/89) Ne diyelim şimdi

Bir dinin dilini bilmekle bir dinin dilinden anlamak ayrı şeylerdir. İslam’ın dilini bilenler, acaba bu dili neden anlamıyorlar? Biz anlıyoruz ve bu din bizim anladığımız gibidir öyle mi? Bu da bir savunmadır. Gülünç bir savunma!

 

BENZER HABERLER