Hasan Kanaatlı
İlâhiyatçı – Yazar
İran, 1979 yılında merhum İmam Humeyni’ nin önderliğinde dünyada benzeri olmayan “İslam” adına bir inkilap gerçekleştirdi. Hedefi; bu İslami inkilap ile İran’ı ve tüm sömürülen/ ezilen İslam ülkelerini Amerikan, Batı ve İsrail emperyalizminden kurtarmaktı! Bunu başardı ve bununla da sözkonusu Emperyalist ülkelere büyük bir darbe indirdi. Ortadoğudaki Krallık, Diktatörlük veya Laisizm ile yönetilen İslam ülkelerindeki yöneticilerin kalbine de büyük korkular saldı ve hepsini telaşlandırdı. Dünyadaki ezilen Müslüman ve de gayri Müslim tüm halklar için de, bir ümit kaynağı oldu! Çünkü bu inkilap Allah ( yani ezilen ve güçsüz düşürülen halklar) adına yapılmıştı.
Bu inkilabın yayılıp anlaşılmaması gerekirdi. Çünkü bu inkilap anlaşılsa ve yayılmış olsa, tüm emperyalistlerin suyu ısınmış olacaktı. Bunun önlenmesi için, İslam ve insanlık düşmanları derhal harekete geçtiler. İran’ı hedef tahtasına oturttular! Bir taraftan ağır ekonomik ambargolar koydular, diğer taraftan da İran’ın aleyhine sıcak savaş başlattılar. Sıcak savaşla Saddam delisini kışkırdıp onun canına musallat kıldılar. Tam 8 yıl ABD. AB. ISRAİL.ARAP KRALLIKLARI VE SOVYET RUSYASI el ele verip Saddam’ a büyük askeri destek sağladılar. Öyleki her iki taraftan iki milyon insan öldü. Yüz milyarlarca dolar silaha ve yıkılan şehirlerin imarına para harcandı. Sonuçta düşmanları, İran İslam Cumhuriyetini sıcak savaşla yıkamayacaklarını anlayınca, bu seferde soğuk savaşı başlatıverdiler.
Soğuk savaş planları sıcak savaşa nisbeten daha tahrik edici ve daha yaralayıcıydı! Bir taraftan İran içerisinde Fars- Azeri- Kürt- Beluç diye ırk üzerinden, diğer taraftan da Iran dışındaki komşu bölge ülkeleri içerisinde Şii-Sünni gibi mezhep üzerinden soğuk savaş çıkarıp bölge ülkelerini ve halklarını Iran üzerine tahrik ettiler. Genel Sünni dünyasını :” Iran Şii hilali ” safsatasıyla, bölge Arap dünyasını ” Fars yayılmacılığı” yla, Arap milliyetçilerini :” Acemlerin Araplara hakimiyeti ” tehdit ve tehlikesiyle telaşlandırıverdiler. Osmanlıcı Türkleri ise :” Safevi dirilişi” endişesi ile onlara karşı tahrik ettiler.
Batı ve Siyonistlerin bu aptalca soğuk savaş propagandasına vahdetçi ve ümmet bilinci olan şuurlu Müslümanların dışındaki mezhepçi, tarikatçı, “İslamcı” siyasetçi, “aydın” entelektüel, yazar, çizer, aydın, ideolojistler gibi hemen hemen tüm kesimler, inanıverdiler. Çünkü “vahdetçi ve ümmetçi” şuurlu Müslümanların dışındaki tüm bu kesimlerin bilinç altı Siyonisttir ve Amerikancıdırlar! Ekonomileri kapitalizmdir. Dini düşünceleri Emperyaldir. Söylemleri ile eylemleri birbirine terstir. O yüzdendirki dış tesirlere açıktırlar. Örneğin onların tümünün Suriye, İran, Irak, Yemen ve Hizbullah’a karşı tavırları, Amerikan ve İsrail’ in isteği üzeredir! Aydınları kalemleriyle, hatipleri hitabetleriyle, medyaları yayınlarıyla ve düşünürleri akıllarıyla Amerikan ve İsrail’ e hizmet ederler. Tevella ve teberralarını ( dost ve düşmanlarını) onlar ( ABD ve Siyonistler) üzerinden belirlerler. Allah’ın dostuyla dost ve düşmanıyla düşman olmaları gerekirken ( çünkü sözde Islamcıdırlar! ) ABD ve İsrail’ in dostlarıyla dost ve düşmanlarıyla düşman olurlar.
Sonuçta diyebiliriz ki bu gün, hedefi, başta kendisi olmak üzere tüm İslam dünyasını emperyalizm ve siyonizmin zulmünden kurtarmak olan IRAN, bu hedefinden dolayı Emperyalist ve siyonistler ile birlikte, İslam maskeli batı ve Yahudi kuklası sözde Müslümanların da hedef tahtasına oturtulmuş ve içten ve dıştan kıskaca alınmıştır!.
BU İSYAN IRAN İÇİN BÜYÜK BİR FIRSATTIR:
Zira devletler yer yer kendi içindeki hainleri, satılmışları, kuklaları ölçüp tartmalı ve toplumu kalburdan geçirip bu tür bozulmuşları ayrıştırmaya tabi tutmalılar.
Müslüman ülkelerin gayri müslim ülkelerden bir ayrıcalığı da, müslüman ülkelerde vatan hainlerinin ve para, makam v.s için yabancılara ajanlık yapanlarının daha çok oluşudur. Iran bu durumdan istifade edip önce ekonomik sıkıntılardan dolayı sokağa dökülen gariban halk ile vatan hainlerini iyice birbirinden ayrıştırmalı. Daha sonra ekonomik durumları bozuk olanlara el atmalı. Hainlerinse, nerelere hizmet ettiğini tesbit edip, hadiste buyurulduğu üzere;” taşı geldiği yere geri atmalı!”. Bu provokatörlerin büyük ihtimal Suud beslemesi olduğu tesbit edildikten sonra, Al-i Yahud olan Al-i Suud’u da ABD ve İsrail listesine dahil edip kesin kararını vermeli.
Herhangi İslam ve gayri İslam ülkesinin durumunu bu isyan veya protesto hareketi üzerinden belirlemeli.
Iran dışındaki ıslam ülkelerinde yaşayan şuurlu Müslümanlar da, bu hareket üzerinden ülkesindeki yayın, basın, aydın, yazar ve… insanların hangisinin Amerika ve İsrail’e hizmet ettiğini ve hangisinin Müslüman ve İslam dostu olduğunu bu vesileyle tesbit edip zihin dünyasını ona göre dizayn etmeli.
Ehl-i Sünnet mezhep imamlarından imam Şafii’ye sormuşlar :” Fitne zamanı hakkı tutanları nasıl anlarız?” Şöyle cevap vermiş ;” Düşman okunu takip edin, o, sizi hak ehline götürür!”.
Buradan yola çıkarak diyebilirizki; Amerikan ve İsrail, hiç şüphesiz hem İslam dininin hem de Müslümanların ve de insanlığın baş düşmanıdırlar. Kim bunlarla beraber bir olup her kimi hedef tahtasına oturtmuşlarsa, oturtulan o kimse haktır ve ona karşı olanlar ise, hem batıl hem de onlardandırlar! Adı ister müslüman olsun ister olmasın farketmez.
Şuna eminizki, Allah haktır ve hak ile de beraberdir. Onun yardımı her türlü yardımcıların üstündedir. Bu inançla Allah’tan temennimiz iran’a ve tüm ezilen müslümanlara yardımcı olmasıdır. Rabbim ülkemizin ve onların birliklerini bozmasın, bizim ve onların düşmanlarına fırsat vermesin.