Cahit Kılıç
cahitkilic54@gmail.com
Kars’a, o sene ilk defa belediye otobüsü alınmıştı…
Okul çıkışı, otobüse binip Kars İl Kütüphanesine gittim.
Batı klasikleri ile daha yeni yeni tanışıyoruz…
Evde, cennetmekân babamın kitaplığında Fuzûlî Divanı, Şah İsmail Hatayî Divanı, Bektaşi Şairleri ve Nefesleri var ama henüz Divan Şiir’inin lezzetini tatmamışız…
***
Şimdi hangi kitaplardı hatırlamıyorum ama…
Dalmışım kitapların sihrine…
Görevli geldi, hadi kalk artık “bilge çocuk”, kapatıyorum dedi…
Tabiî, bilge çocuk sözünü istihza ile söylüyordu, yine de hoşuma gitmişti…
Dışarı çıktım, kar, tipi, kıyamet…
Eve doğru yürüyorum….
Ordu caddesinde bir cip durdu yanımda…
“Bu karda, boranda ne arıyorsun burada?”
Diye azarlayan bir ses tonu duydum…
Yüce Rabb’im eksikliğini göstermesin, Kars Radyoevi Müdürü olan dayım Abbas Erdoğan’dı bu…
“Kütüphanedeydim dayıcığım, kitaplara daldım, gecikmişim.”
“Ha! Öyleyse iyi” dedi…
Beni de cipe aldı, eve bıraktı…
***
Eğer bugün, bir miktar da olsa, bilgi kırıntılarına sahipsem, ömrüm boyunca hep okuduğum o kitaplara borçluyum…
Yetmişime dayandım, hâlâ ayda 3-4 kitap yutuyorum…
***
Bu küçük anımı, değerli hemşehrim Volkan Aydemir‘in bugünkü Kars Kütüphanesinden paylaştığı fotoğrafı görünce hatırladım…
Ebna-i beşer, zaman zaman geçmişine dalıp, derin hatıraların verdiği duyguyu sonuna kadar solumak ister…
Bu da öyle bir duygu oldu benim için…
Teşekkür ederim Volkan Bey…
8 Mart 2023, Facebook sayfamdan…
***
Kars’ta…
Muhtemelen 1971 yılıydı. Soğuk bir kış günü akşam saatlerinde, sırtımda kahverengi bir paltom ve boynumda yün bir atkım vardı. İsmihan eminin sinemasının önünden geçerek Orduevi sinemasına geldim.
Hiç unutmuyorum; Napolyon Bonapart’ın yenilgisiyle sonuçlanan ve tarihin en önemli savaşlarından biri sayılan “Waterloo Savaşı” adlı film oynuyordu.
Matine – Suare film oynatan Orduevi sineması, matineye göre suarede daha kalabalık oluyordu. Hem sivil giyimli subaylar, hem de şehrin elit kesimi akşam saatini seçiyordu…
Filmin ilk yarısını seyredip araya çıkınca, kalabalık içinden bir el benim omuzuma dokundu. Döndüm baktım ki, Tepeköylü Hayati Aydın…
Elini öptüm. Hal hatır soruştuk…
Yanındaki arkadaşı, Kürtçe kimdir bu diye sordu.
Kürtçe cevap verdi:
“Gıro Kerime” (Kerim’in oğlu)
Nurlar içinde yatsın Hayati abi…
Güler yüzlü, doğru sözlü, soyadı gibi aydın görüşlü bir insandı…
Ve vefakâr bir baba dostuydu…
***
İnternette dolaşırken Waterloo filmine tesadüf edince hatırladığım bu anımı, siz dostlarımla da paylaşmak istedim…
6 Aralık 2023 Facebook sayfamdan…