Han Ayvaz Adıgüzel
hanayvazadiguzel@gmail.com
“Kadın mümin az bulunduğundan erkek müminden daha değerlidir. Bazı muhaddisler bu sözü hadis saymışlardır. Eğer dünyada sadece iki hayır bulunsa, onun birisi muhakkak ki kadın olurdu. Eğer dünyada iki fitne bulunsa bunlardan birisi yine muhakkak ki kadın olurdu. Yazdığımız sözün tefsirini de işte böyle yapıyorlar. Acaba böyle bir sözün ölçüsü nedir?
Derin sular insanı boğar. Acaba derin sular suçlu mudur? Hayır, oraya kulaç gerek! Kadınlar da derindir. O halde onlara karşı dürüst ol.
Uyumlu kadın bir lütuftur. Eğer bir yerde bir kadın zulüm görüyorsa, dünyanın herhangi bir yerinde savaş var demektir. Salih kişi bunu böyle bilsin! Zilzal suresinde şöyle bir ayet var: “Öldürülen kadınların suçu ne idi diye sorulduğu zaman!” Bu korkunç bir soru!
Zarafeti kadınlar getirdi, Allah bunu onlara bağışlamıştır; çünkü Allah kabalığı yok etmek istiyordu.
Geri zekâlılık bir seçimdir bunu insanın kendisi seçmiştir. Geri zekâlılığın başı kabalıktır. Kabalıktan daha çirkin bir huy yoktur. Kaba insanların dili de kabadır. İnsanlar kimin dilinden korkuyorsa o ateştedir. Bu bir hadistir.
Ali, medeni insanları övdü sonra şöyle buyurdu. “Kimin payına kabalık düşmüşse, iman ondan alıkonulmuştur!”
Kadınlarla ilgili bir anekdotta şöyle yazıyor: Şair, güzel karısının ölümüne dayanamaz öbür dünyaya iner ve karısını ister. Kabul edilir ama karısını götürünce geriye dönüp bakmaması istenir. Eğer bakarsan karını geri alırız demişler.
Tamam der lakin şair geriye dönüp bakar; çünkü orada daha nice güzeller varmış. Böylece karısı da elinden gitmiş oldu.
Diyorlar ki: Müçtehitlerle şairlerin hanımı güzel olmalı. Müçtehidin karısı güzel olmazsa, dini bir meselede içtihat yaparsa kalbi kayar, onun fetvasına güvenilmez. Şairin hanımı güzel olmazsa o da her gelene şiir yazar.
Büyük bir şairin oğlu şöyle demiş: “Babam bir duble şaraba şiir yazardı!” Bir başka şair de şöyle içten bir söz söylemiştir: “Nerede bir köy türküsü duysam, şairliğimden utanırım!” İşte asalet budur. Şiirde tema en fazla kadınlar üzerinedir; çünkü onlar sevgilidir.
Hiç şüphe yok ki kadınlar Allah’ın emanetidir. Öldürülen kadınlara, tehdit edilen kadınlara mert insanlar üzülüyor, kahroluyorlar. Allah bunu biliyor.
Kadınların hakimiyet sahası elinden almak bir faciadır. Nedir bu biliyor musunuz? Dildir! Çocuk ilk dili annesinden öğrenir ve o dili ileride sevgilisine söyler ve o dili güzelleştirir. Sevgiliye söylenen her söz o dilin baki kalmasını sağlar. Acaba ana dili denilen şeyin derin felsefesini şimdiye kadar yapan var mı?
Bir dilin kodlarına bilgelik ve zarafet hakim olmalı. O halde kadınlar yüksek tahsil görmeli. Keder ve stres kadının güzelliğini pörsüler. “Keder yakışmayan simaya bakın” sözü kadınlar için olsa gerek. Hiç şüphe yok ki sadakatin timsali de onlardır.
Kadın bahsi çocuk bahsinden pek de ayrı değildir.
Eski Isparta kültüründe çocuk bakımı ilginçti. Orada ihtiyarlar meclisi eğer doğan çocuk yapılı ise onun yaşamasına izin veriyorlardı yoksa çocuk uçurumdan atılırdı. Bununla beraber eğer bir çocuğa yaşama izini verilmişse on iki yaşından sonra o çocuğa yemek verilmezdi. O, çalarak yaşamak zorundaydı. Yakalanınca ağır kırbaçlar yerdi. Dayaklarda gık demeyenler öğretmen olurdu.
Her sene kırbaç yeme yarışması düzenlenirdi. Bu bir mezuniyet imtihanı idi. En büyük rütbe gizlenme rütbesiydi. Gizleneni bulmak çok zordu. Bulunan öldürülürdü. Bulan rütbeyi alırdı. Bulamazsa o öldürülürdü, gizlenen rütbeyi alırdı.
Dünya tarihi bu gibi garipliklerle doludur.