Prof. Dr. Barış Doster
Liberalizm; savunucuları ne derlerse desinler, ne normal olanı, ne makul olanı, ne de kaçınılmaz olanı temsil eder. Fakat bunları temsil ettiği yönünde, geniş halk kitlelerini, yoksulları, emekçileri, ezilenleri büyük ölçüde ikna etmiştir, maalesef. Bu yönde bir algı oluşturmayı başarmıştır, ne yazık ki. Siyasal, düşünsel, ideolojik, kültürel, entelektüel bir hegemonya kurmayı başarmıştır, maatteessüf.
Liberalizm; sermayenin ideolojisi olarak, sermayenin çıkarlarının savunucusu ve sözcüsü olarak, zenginlere hizmet eder, yoksullara değil. Zenginlerin daha çok kazanacağı, daha fazla kâr elde edeceği, daha çok nüfuz sahibi olacağı, daha serbest hareket edeceği bir düzeni savunur.
O nedenle demokrasi, insan hakları, özgürlük, hukuk devleti kavramları, sermayenin lehine oldukları sürece önemlidir, anlamlıdır.
O nedenle, daha az devlet, daha çok piyasa istenir. Devletin yetkilerinin olabildiğince budanması, devletin otoritesinin, yaptırım gücünün, etkisinin, egemenliğinin mümkün olduğunca zayıflatılması, kısıtlanması arzulanır. Böyle düşünmeyenler, bu düşüncelere karşı çıkanlar, liberaller tarafından, otoriter rejim yanlısı, ceberrut devlet savunucusu, demokrasi karşıtı, özgürlük düşmanı, sivil toplum aleyhtarı ilan edilirler.
Sivil toplumun ve sivil toplumcuların abartılı şekilde yüceltilmesi, ideolojik, siyasal, sınıfsal, toplumsal muhalefetin yerine konulması, liberallerin tercihidir.
Siyaseti, sınıf siyasetini, geri plana itip, sivil toplumculuğu öne çıkarmak, liberallerin önceliğidir.
Siyasal partilerin, sendikaların, meslek örgütlerinin yerine sivil toplum kuruluşlarını koymak, liberallerin yararınadır.
Sosyal devleti tasfiye edip, onun yerine piyasa güçlerini koymak, yurttaşı müşteri olarak görmek, kamu hizmetini piyasalaştırmak, yoksullar için de hayır kurumlarını devreye sokmak, liberallerin programıdır.
O nedenle, liberalizmin özgürlük anlayışı, piyasanın, sermayenin, özgürlüğünden ibarettir.