Romantik vatanseverlik…

-Genel - 28 Mayıs 2024 00:05

Han Ayvaz Adıgüzel

hanayvazadiguzel@gmail.com


YAZI ARŞİVİ 


Romantik vatanseverlik bir ruh karakteristiğidir. Yani seciye ve terbiye! Böyle bir ruh hali insanı ölüme götürebilir. Millet sevgisi ve telkinle yetişen halkımız, ne yazık ki memleketin inşası, iktisadi problemi, hariciyesi, hülasa insanı aktif ve yapıcı kılan bilgilerden mahrumdur.

“Vatan için ölmek” vardı ama “vatan için yaşamak” meçhuldü. Mesela: ilimde, teknikte, felsefede vb. konularında en ileri olma ihtirası yoktu. Biz vatanı görüyorduk ama onu tanımıyorduk. İnsanımızın yoksulluğu ve hor görüşmüşlüğü bizim için meçhuldü.

Ailelerimiz ya küçük bir memur-işçi veya verimsiz toprak üzerinde çiftçilik yapıyorlardı. Bu yetmiyormuş gibi ülke gençliğini ikiye böldüler. Birbirimizi yaraladık , öldürdük. Gençlik daha işin başında hapishaneyle tanış oldu.

“Hapishane önünde üç ağaç incir/ Elimde kelepçe boynumda zincir!” türküsü sanki bizler için söyleniyordu.

Sevgililer daha ne kadar bekleyecekti? Kulaklarında şu türkünün sesi hala yankılanıyordu. 

“Ey sevgili gözün aydın, ihtiyar oldum, ihtiyar oldum!”

Derin bir nefes alalım derken pusudaki düşman yaman vurdu. Siyonist emperyalistlerin üssü olan cemaatler topluma el attılar. Bedenimiz sefalette ve zindanlarda çürümüştü. Heyhat ki ruhumuzu da bunlar çaldı. Feryadımızı duyan var mı?

“Tanrı’nın kutsanması yoksullar için bir avuntudur!” Böyle midir acaba? “Yoksulların Tanrı’sı güçlü olur!” Bu da bir başka acaba sorusu. Bu sorular bir badire değildir. Ülkemizde bunlar yaşandı.

Solcu kesim insanımızı bu sorularla tanış ettiler. Ne yazık ki cevabını da alamadılar. Peki, ne aldılar, benimsedikleri kelimeyi. Pis komünistler!…

Sağcılara dokunmayın, onlar Müslümandı. Tirajı komik olan da; teolojik bilgileri sıfır oluşuydu. Daha ilerisi bir facia! Olsun; Müslümandılar ya, cennet garanti. “Aç kapıyı Veysel efendi!”

Dediler ki: “Ey Resul, sabahlara kadar düşünüyoruz, alıyoruz, veriyoruz bir karara varamıyoruz, acaba Allah ver mı yok mu diye!” Allah Resul’ü buyurdular ki: “İşte imanın zirvesi!” Acaba bu ülkede imanın zirvesini komünistler mi başlattı?

Millet olarak tarihi süreç içinde, İslam’ı bir eğitim sonucu kabul etmediğimiz gibi, demokraside ülkemize bir düşünce ve bir doktrin sonucu gelmedi. Politika yolu ile geldi. Bundandır ne ciddiyeti ne de alt yapısı vardır. Bazen bir kişi bunu bileğinin gücü ile yok edebiliyor.

Kanunlar var, anayasa var, hak var, hukuk var. Ne güzel sözler bunlar.

Demokrasinin istismar yapıldığı ülkelerde kanunlar kasavetli olur. Peki, olursa ne olur? Menderes ve arkadaşları, Deniz Gezmiş ve arkadaşları demokrasi şehidi olur çıka. Bankadan çuvallarla paralar taşınır, tutuklanınca, tutuklayamazsınız, demokrasinin ayıbı olur çığırtkanlığı ile bolca taraftar toplarlar ve daha neler neler? Vallah’i güzel. Çal, çırp, sat, ajanlık yap, emperyalistlerle kol kola ol. Yapma dediğinde, demokrasi elden gidecekmiş öyle mi?

Bir an önce entelektüel yüzleşmeye geçilmeli. Bu bir ihtiyaç düşüncesidir. Böyle düşünceler milletleri istikbale götürür.

Düşüncenin radikal bir gündemi olmalı. Misyonu olmayan bir maneviyatçılık ülkenin gündemine yön veriyor. Bakar mısınız hali melalımıza? Bu durum kronik bir maluliyettir. Entelektüel bir mukavemetin olmayışı, ahlakın ve akli ideallerin hayattan çekilmesine eş değerdir.


 

BENZER HABERLER