Tuğçe Tatari: Çocukların gözyaşlarına yenileceksiniz, sonunuz onlar olacak!

-Konuk Yazar - 23 Ağustos 2025 17:27

Tuğçe Tatari 

tugcetatari@gmail.com

 

Aç, açıkta bıraktığınız çocukların gözyaşlarına, mide ağrılarına yenileceksiniz! Okula beslenme çantası götüremeyen, bir elma, bir kek götüremeyen o çocuklar sizi alaşağı edecek… Çocukların,  yaşadıkları bu cehennemin sorumlusunu anlayacak kadar büyümesini bekleyin. Sizin sonunuz onlar olacak!

TÜİK’in açıkları çocuk yoksulluğu çalışmalarının sonuçlarına göre, Türkiye’de çocukların yüzde 9,4’ünün 2. ayakkabısı yok, her 10 çocuktan biri kıyafet ihtiyacını gideremiyor

Bir kitap çalışması nedeniyle bir süredir gençlik hayalleri, gençken hayattan beklediklerimiz ve gerçekleştirebildiklerimiz üzerine çok yoğun düşünüyorum.

Kendi gençliğim ve şimdinin gençliği arasındaki farkları anlamaya çalışıyorum. İçine doğduğumuz ülke aynı olsa da aradan geçen yıllarda özellikle de sosyo ekonomik anlamda yaşanan değişim ve elbette 23 yıldır aktif olarak yürütülen politikalar -siyaset her şeydir- Türkiye’yi Ortadoğu’ya daha yakın yeni bir ülke olarak konumlandırdı.

Gençleri anlamaya çalışırken aslında yine ülkeyi anlamaya çalıştığımız bir çabalama hâli…

Kendimi sık sık “bu ülkenin, gençlerine koca bir gençlik borcu var” derken buluyorum. Ama gençtir, gücü kuvveti ve en önemlisi de ateşi kendi içindedir, mücadeleyi kazanma veya en azından ayakta kalma şansı vardır.

Gençlik üzerine çalışırken ellerinden alınan hakları, özgürlükleri, imkânları, şansları düşünüp öfkeleniyor insan. Gazetecilik için biraz da duygularla araya mesafe koymak gerekir. Objektif olabilmek yaşamsaldır bizim meslekte ve önde gelen şartı mesafedir. Mesafeyi yitirirsen direkt taraf olursun. Konu gençlerden çocuklara döndüğünde, direksiyonda meseleleri anlamaya çalışan serin gazeteciler yoktur artık. Çünkü duyguları esas altüst eden, hepimizi güçsüz kılan konudur çocuklar. Çünkü çocuğun elinden alınan her hak çocuğa karşı işlenmiş bir suç, bir ihlaldir de aynı zamanda.

Misal çocukların yaşadığı hak ihlallerine karşı çalışırken soğukkanlı kalmak da konuyla arana mesafe koymak da oldukça güçtür.

İnsan olmanın korunmaya, kollanmaya ve bakıma ihtiyaç duyan hâlidir çocukluk. Ve çocukların bu kadar mutsuz, bu kadar imkânsız, bu kadar kısır bir yaşama mahkûm edilmesi de kabul edilemez. “Bir toplumun kendi çocuklarına nasıl davrandığı, onun kişiliğini en açık biçimde gösterir” demiş Mandela… Bu sözü aklımızın bir kenarında tutarak devam edelim okumaya lütfen.

Geçtiğimiz günlerde TÜİK çocuk yoksulluğuna dair yapılan çalışmaların sonucunu yayımlamış.

Temel yaşamsal ihtiyaçlar olan gıda, giyim, barınma konularına yoğunlaşılmış çalışmada.

Sonuçlara göre, Türkiye’de çocukların yüzde 9,4’ünün 2. ayakkabısı yok, hatta bazısının hiç ayakkabısı yok!

Her 10 çocuktan biri kıyafet ihtiyacını gideremiyor.

Derin yoksulluk ağı kurucusu Hacer Fogo, Açık Alan Derneği Yönetim Kurulu üyesi Melek Bahat ve Derin Yoksulluk Ağı Koordinatörü Önder Uçar konuya dair bir dosya hazırlayan muziryayin‘a konuşmuş. Ve bu ekonomik krizin aslında en çok da çocukları yaraladığını net bir biçimde ortaya koymuşlar.

Kıyafetleri, düzgün bir ayakkabısı olmadığı için okulda zorbalanan ve okula gitmeye utandığını anlatan çocuklar bir yana, ihtiyacı kadar gıdaya ulaşamayan ve yeterince beslenemeyen çocuklar var. Beslenme çantasını dolduramayan, okula yemek götüremeyen çocukların ‘beslenme saatleri’ni bahçede dolaşarak geçirdiğini ve bunun büyük bir travma olduğunu anlatıyorlar.

Çocuklar hak ihlalleri arasında büyüyüp genç birer birey olmaya çalışıyor.

Doğuştan dezavantajlı pozisyonuna giren bu çocuklar gıda, barınma, sağlık, hijyen ve eğitim alanı başta olmak üzere hak ihlalleri yaşıyor. Yeteri kadar gıdaya ulaşamayan çocuklarda gelişimsel bazı sorunlar da meydana geliyor, bunların en başında da ‘bodurluk’ geliyor.

Yazının başına dönersek, şimdi çalıştığımız, avantajsızlıklarını ele almaya çalıştığımız gençlik, 2025’in çocuklarına nazaran daha iyi koşullarda bir çocukluk geçirmiş.

Bu çocuklar büyüyebilirlerse, hayata karışabilir ve tutunabilirlerse – ki burada da fırsat eşitsizliği kapanı var- muazzam öfkeli ve kızgın bir gençlik yolda demektir.

Çocukluğunu utanarak geçiren çocuk bu yaşadıklarına sebep olan adresin devlet ve işleyişi olduğunu elbette bir gün anlayacak, gelir dağılımındaki eşitsizliğe uyanacak, o 79 vergi rekortmeninin hangi korkularla rekortmen listesindeki isimlerini sakladıklarına ayılacak, işte o gün sakatladığınız bu çocuklara hesap vereceksiniz.

Onları aç bırakırken kurduğunuz sarayları, bir ayakkabısı dahi yokken iktidar sahiplerinin ve ailelerinin harcadığı miktarları öğrenecekler elbette. Mevcut iktidardan kimsenin soramadığı hesabı işte onlar soracak. Aç, açıkta bıraktığınız bu çocukların göz yaşlarına, mide ağrılarına yenileceksiniz! Okula beslenme çantası götüremeyen, bir elma, bir kek götüremeyen o çocuklar sizi alaşağı edecek.

Tüm ilkokul yıllarını fazlaca semirtilmiş seçkin azınlık akranlarının zorbalığıyla geçiren o çocukların bu yaşadıkları cehennemin sorumlusunu anlayacak kadar büyümesini bekleyin.

Sizin sonunuz onlar olacak!

Bizler de mevzu çocuk olunca, yatağında aç uyumaya çalışan tek bir çocuk için bile acı çekeceğiz, kıvranacağız ve kim bilir belki de o çocuklardan önce biz kalkacağız ayağa bir gün ve yeter diyeceğiz. Artık YETER!

 

Kaynak: t24.com.tr

BENZER HABERLER