Cahit Kılıç: Edebi de çürüttük dili de…

-Toplum - 21 Ağustos 2026 09:30 A A

Cahit Kılıç

Cahitkilic54@gmail.com

YAZI ARŞİVİ

Dijital medya, sosyal medya, plaza dili, Z kuşağı dili, uydurukça meraklılarının dört ayak üstüne düştükleri zırvalama dönemi ve çürütülen edep ve  de kokuşturulan Türk dili…
***
İroni, alegori, mizah, hiciv, söz sanatları, edebî tanımlar, toplumsal tanımlar, yüz yıllara dayalı yazılı olmayan kurallar, teamüller, ustalardan aktarılan masal dilleri, kara mizah, taşlama ve nihayetinde edeple karışık saygı ve ihtiram dili…
Unuttuklarımı siz ilave edin…
***
Kimse kusura bakmasın ama bunların hepsi, lümpen diliyle dersek ÇÖPE GİTTİ!
Çöp kutusunun etrafında temizlemeye çalışan bizim kuşak da terk-i dünya edince; herhâlde başka bir dil konuşulacak ve tam anlamıyla edep erkân da bir ölü mefhuma dönüşecek!
***
Otuz beş yıl, Türkiye’nin uluslararası en büyük şirketlerinde idarecilik, yöneticilik yaptım!
Aşağıdan yukarıya, yukarından aşağıya resmî yazışmaları çoğunlukla ben kaleme aldım! Facit daktilolarla başladım, PC Notebooklarla bitirdim…
O cümleden, devlet dairelerine resmî yazışmaları ve o günlerdeki dille, binlerce personele hitap eden tamimleri (genelgeleri) hep ben yazdım veya kaleme aldığım metni yazdırdım…
Ne bir üstümden ne de bir astımdan uyarı aldım. Aksine, kendi işimle ilgisi olmayan yazışmalar da angarya olarak üstüme kaldı…
***
O tarihlerde dijital imkân olmadığı için, dilimizdeki Arapça, Farsça ve Osmanlı bakiyesi kelimelerin günümüzdeki anlamları hep bana soruldu…
***
Yazışmaların yazılı olmayan değişmez kuralları vardı.
Aşağıdan yukarıya veya devlet dairelerine “Gereğini arz Ederim” denir, “saygılarımla” biterdi…
Yaş olarak büyüklere de bu şekilde yazılırdı…
Yukarıdan aşağıya veya yaş olarak genç olanlara “Gereğini rica ederim” denir, “selamlarımla” ya da samimi bir hava katmak için “sevgilerimle” biterdi…
***
Bu durum, yazışma dilinden de öte, bir “edep” göstergesi bir adab-ı muaşeret, “saygı-sevgi” düsturuydu…
***
Şimdi ne olmuş?
Herkes, herkese “İyi Çalışmalar” ile bitiriyor.
Plaza diliymiş…
Dilinize eşek arısı soksun…
Seksen beş yaşında evde oturan insana “İyi çalışmalar” ile güya nezaket dersi veriyor!
Onun ağzıyla soralım: 85 yaşındaki insan “Ne ara” çalışmaya başladı?
Angut diyesim geliyor ama kuşa ayıp olacak!
***
Kafaya “reset” atıyor!
Çalışmalarını “set” ediyor…
Etmek ile yapmak fiillerinin farkını bilmediği için arabasını “park yapıyor!”
Yemin ederim kendi kulağımla duydum: “Bana çok ayıp yaptı”…
Yok, hayır lümpen değil, üniversite öğrencisiydi…
***
Z kuşağının absürt terimlerini veya deyimlerini yapay zekâya sordum

Buyurun öne çıkanlar:

  Rizz: Karşı cinsi etkileme yeteneği, çekicilik veya cazibe.

  Slay: Bir işi çok iyi yapmak, harika görünmek veya “yıkıp geçmek”.

  Ghostlamak: Birinin mesajlarına veya aramalarına ansızın hiçbir açıklama yapmadan cevap vermeyi kesmek.

  Cringe: Utanç veren, insanı rahatsız eden veya garip hissettiren durumlar.

  Cap / No Cap: “Cap” yalan veya sallamak demek; “No cap” ise yemin ederim, kesinlikle gerçek anlamında kullanılır.

  Vibe: Elektrik, enerji veya ortamın havası (Örn: “Güzel vibe aldım”).

  Mid: Ortalama, ne çok iyi ne çok kötü, idare eder seviye.

  Flexlemek: Sahip olunan bir şeyi (para, eşya, başarı) başkalarına göstererek hava atmak.

  Red Flag: Bir ilişkide veya insan davranışında tehlike sinyali, uyarı işareti.

  Glow Up: Kişinin fiziksel veya kişisel anlamda büyük bir gelişim ve değişim yaşaması.
***
Kendi yaşadığım adab-ı muaşeretle ilgili birkaç örnek:

Karşımdaki tıp doktoru, en çok otuz yaşında. Ben ise yetmiş iki.
Ben “siz” diye hitap ediyorum, o “sen” derken bile kendisini ulaşılmaz biri sanıyor.
Dayanamadım: “Ben siz diye hitap ediyorum” dedim. İki cümle sizli – bizli kurdu. Çok eziyetli bir şey olmalı ki, peşinden yine senli benli…
***
Kızcağız, torunum yaşında. Ultrason çekiyor.
Emirler yağdırıyor:
-Otur şuraya, uzan iyice, göğsünü başını aç bakiim.
Birazcık sert bir ses tonuyla “Size bir şey söyleyeceğim” dedim.
Çok daha sert bir ses tonuyla “Söyleme” komutu geldi…
Neyse, kalktım üstümü giyiyorum…
Bana döndü:
“Sen” dedi, “böyle yerlerde sakın sesini yükseltme, tamam mı?”
***
Siz olsaydınız, ne yapardınız?
Hah! Ben de onu yaptım zaten. Kabininden kaçmak zorunda kaldı!
***
Bankodaki görevli, yine torunum yaşındaki kıza:
“Evlâdım, bana lütfen nöroloji kliniğini göster” diyerek rica ettim.
“Ben senin evlâdın değilim” dedi…
“Haklısın” dedim.
“B.k sineği olduğunu fark edemedim” …
***
MR ünitesine giriyorum.
Yine torunum yaşında genç bir teknisyen kız…
“Amcacığım, üstündeki metalleri çıkar”
Çıkardım.
“Amcacığım, şöyle uzan. Başını dik tut. Komutlara göre nefesini tut, bırak”
“Lütfen kendini kasma, yarım saat sürecek, gayet rahat ol lütfen”
***
Bitti, çıktım.
Üstümü giydim. Cüzdanımdaki en büyük banknotu zorla eline sıkıştırdım.
Bolca dua ettim. Allah senin gibilerin sayısını artırsın dedim.
Pembe yanakları al al oldu. Yüzünde bir tebessüm…
Hiç eksik olmasın!
***
Dil, edep ve nezaket kaybolsa da, tek bir tebessüm onları yeniden diriltebilir.
İyi ki bir lahzalık da olsa yolumuz kesişti, güzel kızım…

***

 

-Toplum - 09:30 A A
BENZER HABERLER