Cenaze Namazı Kılınan Hukuk!

-Genel - 17 Ocak 2018 16:29 A A

Cahit Kılıç

16 Şubat 2011’de yazdığım ve o tarihte bazı köşe yazarlarınca da alıntılanan bir yazımda; “hukukun eğilip büküldüğünü” söyleyerek şu tespiti yapmışım:

“Eğer bir ülkede hukuk varsa; o hukuk, hem iktidarın hem de muhalefetin güvencesidir. O hukuk, hem iktidara arka çıkan meşru kurum ve kuruluşların, hem de anayasanın veya ilgili yasaların verdiği izin ve yetkiyle hayat bulan muhalefet partilerinin, yine meşru muhalif kurum ve kuruluşların teminatıdır.

O hukuk, her inançtan, her düşünceden, her dinden, her mezhepten, aklınıza gelebilecek her türlü farklılıktan bireylerin de teminatıdır…”

***

Artık ülkemizde eğilip bükülecek bir hukuk da kalmadı…

Çoktan musalla taşına yatırıldı…

***

Hukuk dendiğinde, kastedilen elbette ki kanunlar değildir… İster “evrensel hukuk” deyin, ister yalnızca bir ülkeyi veya toplumu kuşatan “bölgesel(regional)” bir hukuktan bahsedin…

Bütün mesele odur ki, yönetilen toplumun her türlü hakkını güvence altına alan, adaleti bihakkın tesis eden ve koruyup gözeten, tarih boyunca kutsal bir hak olarak görülen ve hukuk öğretilerinde vaaz edilen “savunma hakkının kutsiyetine” halel getirmeyen bir düzenin veya sistemin mütemmimidir hukuk…

***

Evrensel hukuk normlarına uygun olarak çıkarılan kanunlar ve o kanunları uygulayarak “saf adaleti” temin ve tesis edecekler de “bağımsız ve tarafsız yargı mensuplarıdır”…

Buradaki “bağımsız ve tarafsız” tanımı kuru lâftan ibaret değil. Yani, bir egemenin iki dudağından dökülecekler için “emre muntazır” esas duruşa geçen savcılar ve hâkimlerden bahsetmiyoruz…

Meselâ…

Anayasası olmadığı için bizim gibi bir “Anayasa Mahkemesi” dahi olmayan zavallı(!) İngilizlerin, Edinburgh’taki bir köylünün Kraliçe II. Elizabeth ile dava konusu olan 100 dönümlük arazisini, tereddüt etmeden hak sahibi köylüye teslim kararı veren “bağımsız ve tarafsız” yargıçlardan bahsediyoruz…

***

Tarihin en adil hükümdârı unvanına sahip, Hz. Peygamber-i Ekrem’in, gıpta ile “keşke benim ümmetimden olsaydı” dediği, Mecûsî Nûşirevan’ın kaç tane yazılı kanunu vardı, bilen var mı?

Öyle geçmişe giderek Hitler, Mussolini, Stalin gibi zalim despotları örnek vermeye gerek yok!

Günümüzde dahi, katı kurallarla halklarını inim inim inleterek yöneten küçücük despotların bile çıkardıkları yüzlerce kanun var…

Ve o kanunların siyasi olanlarının hepsi, nalıncı keseri gibi hep despottan yana yontar…

Fuzûlî merhum da beş yüz yıl önceden bunu söylüyor zaten:

“Müşkil odur ki bir ola; sahib-i hüküm, sahib-i dava…”

Hâsılı Kelâm: Kanun çok da adalet yok…

***

Ne yazık ki bizim ülkemiz de artık o raddeye geldi…

“Kanun Koyucu” olan Türkiye Büyük Millet Meclisi de devre dışı bırakıldı…

Bir tarihlerde “amir-i mutlaklığı” az buluyor, gözü “kadir-i mutlaklıktadır” dediğim zat-ı cahûf, bugün o muradına ermiş gibi görünüyor…

Meraklısı için notunu peşin düşelim: Kadir-i Mutlak, Yüce Allah için kullanılan bir sıfattır…

***

Ziya Paşa merhumun:

“Kadı ola davacı vü muhzır dahî şahit,
Ol mahkemenin hükmüne derler mi adalet?”

Tespiti de artık hükmünü kaybetti! Zira biz, maşallahımız var, çok hızlı level atladık! Artık mübaşirin şahit olmasına da gerek yok!

Tarih tekerrürden ibarettir:

“Sizi oraya tıkan güç” ne istemişse odur yapılan…

Tek tesellimiz “KGB’nin bir gece yarısı alıp bir daha asla geri gelmeyen insanların” kaderini yaşamıyor olmamız…

En azından şimdilik…

-Genel - 16:29 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.