Erkan Saltan: Merhaba sabah…
Erkan Saltan
ssaltanerkan@gmail.com
Günün ilk saatleri. Ortalığın aydınlanmasıyla başlayan bir hareketlilik, bir telaş, bir koşturmaca… Akıllarda; gün içinde yapılacaklar, sırası oluşturulmuş akış ve zamanın kullanılmasına yönelik planlar vardır çoğu insanda.
Yolunda giden hayatlarda, bugünü düne göre daha nasıl güzelleştirebilirim, zamanı dolu dolu nasıl yaşarım’ın hesabıyla, her saniyenin kıymetini bilerek başlamaktır güne. Akıllar duru, ruh hali huzurlu, temennilerde selamlaşmalarda söylendiği gibi günaydın’dır birilerine sabah…
Dünden çözüm için zamanı beklenen sorunun, yada yarım bırakılmış bir işin tamamlanacağından bir an önce işe, iş yerine ulaşabilmenin heyecanıdır birileri için sabah…
Olup olmayacağının bilinmediği, ya olmazsa endişesiyle, ah bir olsa arasındaki git- gel’ lerin yaşattığı tatlı gerilimle uyanmaktır; kimileri için…
Artık kararı ve sonuçları başkasına bağlı hale gelmiş, istemediğini duymak, ama olması kuvvetle muhtemel bir durumla yüzleşeceği korkusudur kimileri içinde. Yada aynı şekilde beklediği olumlu bir habere sevinçle uyanmaktır bazen.
Ve bazen başlamanın, başlamamakla aynı anlamı taşıdığı, yani bir anlam taşımadığı takvim değişikliğinden başkaca bir şey ifade etmeyen günün bir bölümünün adıdır kimileri içinse…
Ve ne çok farklı düşünceyle başlanır oysa yaşamın önemli bir parçası olan iş gününe.
İyi niyetini, enerjisini, gücünü, üzerine düşeni yerine getirmek uğruna hovardaca harcayan ve bundan mutlu olanlar bir yanda…
Aklını; işlerini başkalarına yüklemeye çalıştırarak, emek esirgeyip, ama işin getirisine ortak olan asalakların keyifle uyanmaları bir yanda, bunlara bozularak uyananlar da bir diğer yanda…
Az çalışıp az kazanan, çok çalışıp çok kazanan demek değil çoğu zaman. Az çalışıp çok kazanan, çok çalışıp az kazanan tekerlemesinin sonunda, çok kazananın sayıca çok az olması ironisine için için çıkışarak huzursuzca uyananlar bir yanda…
Mutlu olmanın insanın kendi elinde olmaması, uğraşmasına rağmen yakalayamaması, yada yakalanmışların kıymetini bilemeyip kaybettikten sonra geri dönmemesi sıkıntısıyla ve benzer durumda dönülmezden el sallayan sağlığın, özgürlüğün, gençliğin ve servetin ardından yaşanan pişmanlıklara uyananlar bir yanda…
Kimseyi üzmemek, kırmamak için uğraşırken, üzülerek, kırılarak ve bu çizgisini değiştirmeyerek ömrünü ve gününü tamamlayanlar bir yanda…
Kimse bana dokunmasın, benimle uğraşmasın diyerek yıpranmış sinirlerini daha fazla taciz ve tahripten uzak tutma derdinde olanlar bir yanda…
Birilerini üzmekten, huzursuz etmekten mutlu olan, verdiği rahatsızlıktan haz duyan, benden başka herkes yalan diyen, kafasında sıkıntı olanlar bir diğer yanda.
Acılara, korkulara, endişelere, gözyaşlarına, mutluluklara, umutlara, güzelliklere ve dahi bir dolu değişik ruh haliyle, günü yaşamakla, günü kurtarmak arasında geniş bir yelpazede süren hayatların, insan sayısı kadar farklı düşüncelerin üzerine doğan sabah..
Gelmesini çok bekleyenlere ağırdan alıp, gecikmesini isteyenlere koşarak gelmesinin dışında kusuru olmayan sabah…
Üzerinde yaşadığımız, adil olmayan dünyada kimseye ayrım yapmadan herkese gelen sabah.
Herkese gel, gel tabii. Gel ama öylesine değil… Herkese umutlarını, beklentilerini, güzellikleri getir, gelirken. Al yanına aydınlık günleri öylece gel.
Herkesce sevgiyle, samimiyetle, memnuniyetle karşılanman dileğimle;
Merhaba sabah….
2014
-
Erkan Saltan: Gidecek Bir Gün!
-
İçişleri Bakanlığı madenci eyleminin bittiğini duyurdu: ‘İşçiler işverenle anlaştı’
-
Putin: Küresel büyümenin tüm unsurları geri döndürülemez bir şekilde değişiyor
-
Yakovenko: Amerika nereye gidiyor? Hegemonyanın sonu mu yoksa bilinçli kıyamet mi?
-
Pentagon’dan itiraf: ABD füze savunma sistemleri etkinliğini kaybetti
-
Kral Charles Washington’da: İngiltere-ABD ilişkilerinde kritik dönem
