18° Açık

Hollywood’un yeni kötüleri: Teknoloji devleri neden hedefte?

Teknoloji - 18 Ekim 2026 15:38 A A
Elon Musk, Mark Zuckerberg ve Sam Altman gibi teknoloji dünyasının güçlü isimleri, Hollywood’un yeni filmlerinde kahramanlardan çok gücü ve serveti sorgulanan figürler olarak öne çıkıyor.

Hollywood, bir dönem yenilikçiliğin ve girişimcilik ruhunun sembolü olarak görülen Silikon Vadisi’nin milyarderlerini artık daha eleştirel bir gözle ele alıyor. Elon Musk, Mark Zuckerberg ve OpenAI CEO’su Sam Altman gibi teknoloji dünyasının önde gelen isimleri, yeni film ve belgesellerin merkezine yerleşirken bu yapımlar servet, güç, hırs ve teknoloji şirketlerinin toplumsal etkilerini sorguluyor.

ABD merkezli popüler kültür sitesi The A.V. Club’ın film eleştirmeni Monica Castillo’ya göre teknoloji girişimcileri geçmişte dünyayı değiştiren, kendi imkânlarıyla milyarlarca dolarlık şirketler kuran kahramanlar olarak görülüyordu. Ancak son dönemde bu isimlere duyulan hayranlığın yerini hayal kırıklığı almaya başladı.

Castillo, izleyicilerin artık teknoloji dünyasının önde gelen isimlerini daha zor sorularla karşı karşıya bıraktığını belirtiyor.

Silikon Vadisi uzun süre ilerici fikirlerle yenilikçi teknolojilerin buluştuğu bir merkez olarak algılandı. Ancak sektörün önde gelen bazı isimlerinin ABD Başkanı Donald Trump ve “Önce Amerika” politikalarına yaklaşması, teknoloji dünyasının siyasi ve toplumsal rolüne ilişkin tartışmaları da artırdı.

Musk ve Zuckerberg’in gücü mercek altında

Alex Gibney’nin dört saatlik belgeseli “Musk”, dünyanın en zengin insanlarından Elon Musk’ın kariyerini ele alıyor. SpaceX ve Tesla’nın Güney Afrika doğumlu yöneticisinin teknoloji dehası olarak görüldüğü ilk yıllardan Trump ve Cumhuriyetçi Parti ile kurduğu ilişkilere uzanan belgesel, Musk’ın artan siyasi etkisini de inceliyor.

Sinemalarda gösterime giren “The Social Reckoning” ise Aaron Sorkin’in 2010 yapımı Oscar ödüllü “The Social Network” filminin devamı niteliğinde.

Facebook’un kuruluşunu ve Mark Zuckerberg’in yükselişini anlatan ilk filmin aksine yeni yapım, şirketin eski çalışanlarından ihbarcı Frances Haugen’ın ortaya çıkardığı uygulamalara odaklanıyor. Oscar ödüllü oyuncu Mikey Madison’ın canlandırdığı Haugen, Facebook’un kullanıcıları platformda daha uzun süre tutmayı amaçlayan algoritmalarının nefret söyleminin yayılmasını nasıl güçlendirdiğini ve bunun doğurduğu sonuçları gündeme taşıyor.

Bu filmler, teknoloji milyarderlerinin yalnızca büyük şirketler kurmakla kalmadığını, aynı zamanda ABD’de kamu politikalarını etkileyebilecek bir güce ulaştığını ve bu etkinin dünya genelinde sonuçlar doğurduğunu vurguluyor.

Elizabeth Holmes’un düşüşü ve yapay zekâ tartışması

Hollywood’un eleştirel bakışı yalnızca teknoloji milyarderleriyle sınırlı değil. Bir dönem biyoteknoloji sektörünü değiştireceği iddiasıyla gündeme gelen Theranos şirketinin kurucusu Elizabeth Holmes da yeni belgesellerin odağında.

Az miktarda kanla çok sayıda tıbbi test yapabileceğini ileri süren şirket, bu vaatlerini yerine getiremedi. Dolandırıcılık ve komplo suçlarından 11 yılı aşkın hapis cezasına çarptırılan Holmes’un yükselişi ve düşüşü, “You Can See Everything” adlı belgeselde ele alınıyor.

Belgeselin yönetmenleri Nathan Fielder ve Lance Oppenheim, Holmes’un cezaevine girmesinden önceki 34 gün boyunca kendi evinde çekim yapma izni aldı. Yönetmenlerin zamanla eve yerleştiği yapım, belgesel ile reality televizyon formatlarını bir araya getiren sıra dışı yaklaşımıyla Oscar sezonunun dikkat çeken adayları arasında gösteriliyor.

İtalyan yönetmen Luca Guadagnino’nun “Artificial” adlı filminde ise Andrew Garfield, OpenAI CEO’su Sam Altman’ı canlandırıyor. ChatGPT gibi üretken yapay zekâ araçlarının ortaya çıkışıyla değişen dünyayı ele alan film, teknoloji sektöründeki güç ve kontrol mücadelesini merkeze alıyor.

Haftalık programı Next Best Picture’ın genel yayın yönetmeni Matt Neglia, filmi hem eğlenceli hem de ürkütücü olarak nitelendiriyor. Neglia’ya göre yapım, güç, kontrol, hırs ve açgözlülük üzerine kurulu hikâyesiyle günümüzün en acil meselelerinden birine odaklanıyor.

Teknoloji milyarderlerine duyulan güven neden azalıyor?

Virginia Commonwealth Üniversitesi’nde sinema profesörü ve Film Quarterly dergisinin genel yayın yönetmeni J.M. Tyree, popüler filmlerin dönemin toplumsal kaygılarını yansıttığını söylüyor.

Tyree’ye göre bugün insanların temel endişelerinden biri, gücün toplumun geri kalanı pahasına az sayıda kişinin elinde toplanması. Teknoloji milyarderlerinin servetleri kadar geliştirdikleri ürünlerin toplumsal faydası da sorgulanıyor.

Tyree, geçmişte sanayicilerin sanat müzeleri ve kütüphaneler kurarak hayırseverlik faaliyetleriyle öne çıktığını, günümüzün teknoloji zenginlerinin ise aynı ölçüde toplumsal katkıyla anılmadığını belirtiyor.

Filmlerin ortak noktası, teknoloji şirketlerinin ürünlerinden çok bu şirketleri yöneten kişilere odaklanmaları. Böylece anlatı, teknolojik yeniliklerin başarı hikâyesinden çıkıp bu yenilikleri kontrol edenlerin sorumluluğuna yöneliyor.

Castillo’ya göre yönetmenler, teknoloji devlerinin toplum üzerinde yarattığı etkiler karşısında bir tür hesap verebilirlik arıyor. Sinemanın bu isimlere karşı geliştirilebilecek eleştirel araçlardan biri olduğunu savunan Castillo, filmlerin teknoloji dünyasının güçlü figürlerine karşı bir yanıt niteliği taşıdığını düşünüyor.

 

Kaynak: tr.euronews.com

Teknoloji - 15:38 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.