MOSKOVA’DA METRO!..
Deniz Bursalıoğlu
İstanbul’da Karaköy’den Galata’ya çıkar tünel, dünyanın en eski ikinci metrosudur. İlki Londra metrosudur.
Fransız mühendis Eugene Henri Gavand Pera’dan Galata’ya giden insan kalabalığını görünce Sultan Abdülaziz Han’ın huzuruna çıkıp Galata ile Pera arasında böyle bir metro yapmayı önerir. Bu fikri beğenen Abdülaziz taa o günlerde, Özal’dan da çok çok yıllar önce, “yap-işlet-devret” metodu ile tüneli yaptırır ve 1875 yılı ocak ayında metro başlar çalışmaya.
Gerçi “işlet”ten sonraki “devret” kısmında biraz sıkıntı çıkmıştır, bu metodu “yap-işlet-işletebildiğin kadar” olarak algılayan Fransız asıllı Ingiliz firma 42 yıl işletir tüneli. 1939 haziranında bizzat yapım masrafı ödenerek, biraz da zorla millileştirilir tünel.
Biraz safmış, ama ileri görüşlü adammış Abdülaziz. Ne yazıkki ardından gelenler değerini anlayamamışlar. Anlasalardı Londra’dan, Moskova’dan daha büyük bir metro ağımız olabilirdi herhalde.
İşte böyle bir ecdadın evladı olarak 1995 yılında Moskova’ya geldiğimde ilk hayret ettiğim şeylerdendi Moskova metrosu.
Ruslar ilk metrolarını 1935 te açmışlar, yani bizden tam 60 sene sonra, ama o gün bugündür halen daha genişletiyorlar metro ağını.
Önceleri algılayamıyor insan ağın büyüklüğünü, zaten Moskova’da her şey sanki bizdekinden bir boyut daha büyüktür, yolları zaten çok daha geniş, heybetli bir şehirdir Moskova. Bir de şu Kiril alfabesi. Şimdilerde var artık her yerde, ingilizce tabelalar da görüyorum, ama o zaman yoktu, 1995 sonuydu gelişim buralara.
Kuleli’de ne şans, ikinci yabancı dil olarak Rusça denk gelmişti bizim kısma, mutlak itaat düzeni, seçim şansı yoktu. Ya birinci sınıfın sonunda, ya da ikinci sınıfın başlarında öğretmenimizi başka bir yere tayin ettiler ve dersler hep boş geçti, ancak son senenin ikinci döneminde bir pamuk albay gelinceye kadar. Adamcağız bir iki sordu, herkes tın tın. Dedi ben size ancak bu saatten sonra radyoda dinlediğiniz bir dilin Rusça olup olmadığını algılayabileceğiniz kadar ses bilgisi öğretebilirim, başka da bir şey yapamam. O zamandan aklımda kalmış sadece, “tı” değil, “tıy” ; “mı” değil “mıy”.
Ama aradan yıllar geçmişti, üniversite yılları, ardından bir beş yıl da Ankara’da çalışma.. Projesini de yapmıştım Ankara metrosunun, Batıkent köprü geçişleri, Karaköy tünelini de iyi bilirdim, eh, birazcık aşinaydım alfabelerine de, ama Moskova metrosu bir başkaydı.Metro nedir buraya gelince anlamıştım. İnsanlar bir güruh halinde ordan oraya koşuşturuyorlar, bir hengamedir gidiyor metronun içinde. Girdinmi bir kere içine artık şaşırıyorsun, hangi hat nereye gidiyor, kim nerden geliyor, o tünel nereye gidiyor, bu tünel hangi hatta bağlanıyor. Hepsi karışıyor ilk günlerde.
Sonra alışıyorsun, sistematiğini çözüyorsun.
Yürüyen merdivenler var her metroda girişlerde. İlk geldiğimde in in bitmiyor, yüz metreden çok iniyoruz yerin dibine, arkadaşa sordum, benden bir iki yıl önce gelmişti Moskova’ya, artık Rusça da konuşabiliyordu, çok var mı bu kadar derine inen istasyon diye, gülmüştü, hemen hemen hepsi derin demişti.
Gerçekten de özellikle merkezdeki metro istasyonları epey derinde. Bir sürü metro hattı kesiştiği için biri diğerinin altında, diğeri ötekinin üstünde, alt alta üst üste hatları epey derine yapmak zorunda kalmışlar. Kireç taşı zeminde tünel yapmak çok zor olmamıştır muhtemelen, ama yine de şimdiki tünel makinelerinin o zamanlar olmadığını düşünecek olursanız epey emek harcanmış.
O zamanlar kaldığımız bölgeye yakın metro istasyonu nispeten yeni bir istasyon olduğu için sıradan bir istasyondu, ama merkezdeki eski istasyonların her biri gerçekten bir sanat eseridir. Eski metro istasyonlarındaki o avizeler, barok tarzda yapılmış kolon duvar süslemeleri, kimi istasyonlarda olan bronz ve taş heykeller, granit kaplamalar, ressamların ve mozaik sanatçılarının tavana, duvara yaptığı resimler, kabartmalar, mozaik kaplamalar, her biri gerçekten bir şaheserdir.
Ne kadar ilginç, Sovyetler Birliği dağılmak üzereyken yapılan istasyonlar o kadar alelade ki, sırf sıva badana, yer kaplamaları bile bildiğin ucuz seramik.
Bugünlerde açılan yeni istasyonlar ise artık modern çağın izlerini taşıyor, hem sinyalizasyon sistemleri, hem ışıklandırmalar, hem kaplamalar hepsi hi-tech, pırıl pırıl granit kaplamalar, yuvarlak kolonlara özel taş kaplamalar, kenar köşeler özel kesim oval granit, hepsi çok pahalı ve modern görünümlü istasyonlar.
Ben buralara geldiğimde ana 9 hat vardı, her biri merkezde birbiriyle kesişiyorlar, kesişim noktalarında birinden diğerine geçiş yapılan bağlantı tünelleri var, bir hattan diğerine yukarıya çıkmadan geçebiliyorsunuz. Bir de bu hatları halka şeklinde kesen en derinde sirkülasyon hattı var. Bu hattın trenleri sürekli dönüyorlar. 11.hat olarak ise merkezden dışarlarda üç istasyonluk küçük bir hat vardı, iki ana hattı birbirine bağlıyordu.
Şimdilerde ise ikinci halkayı tamamlamak üzereler. Üçüncü halkaya bile başladılar. Bir sürü yeni hat yaptılar, zaten çoktu, daha çok oldu, yüzlerce istasyon oldu.
Şehrin istediğin yerine istediğin yerden tek bilet parasıyla metro ağından dışarı çıkmadıkça rahatça gidebiliyorsun. Zaten bunca zaman şehrin yerleşimi de metro istasyonları çevresinde gelişmiş, metro istasyonları arası da yeterince kısa olduğundan yerleşim düzgün dağılmış.
Bana Moskova’ya geldiğim ilk zamanlarda ilginç gelen diğer bir konu da hemen hemen herkesin elinde okuduğu bir kitap olmasıydı. Ayakta da olsa o kısa sürede herkes kitabını açar, sessizce okurdu. Gerçi sonraları farketmiştim, okudukları kitaplar öyle şiir ya da edebi kitaplar değildi, bildiğimiz pembe dizi kitaplardı. Bana da alışkanlık olmuştu, ben de ince bir kitap taşıyordum yanımda hep, Rusça dil kitabım.
Moskova’ya ilk geldiğim günlerden sonra genelde Moskova dışında çalıştım, Moskova içinde çalıştığım yerler ise metro çıkışlarına yakın olmadığından genellikle arabayla gidip geliyordum. Bu süreçte belki arada sırada trafiğin yoğun olduğu zamanlarda metro kullanmışımdır. O yüzden hem son zamanlarda açılan yeni istasyonlardan, hem de son yeni trenlerden çok fazla bilgim yoktu, özlemişim aslında metroyu.
Evet, bu aralar yine metroyu kullanmaya başladım. Yine eskisi gibi herşey, istasyon değiştirme tünellerinde bazı geniş holler olur, buralarda sokak sanatçıları yine çeşitli müzikler çalıyorlar, etrafında kalabalıklar toplanmış her zamanki gibi, çoğu gençler. Ben de dikildim dinledim biraz.
O eski vagonlar da halen daha var, ama daha modern vagonları denemeye başlamışlardı bir süre önce. Gün geçtikçe bir çok hatta bu yeni tip vagonlar kullanılmaya başlanmış.
Eskilerin bir kısmını ise ilginç bir şekilde güzelleştirmişler, tematik olarak bazılarının içini dışını boyamışlar, kaplamışlar. Kimi satranç temasıyla şampiyonlar ve tarihçeleri, kimi bilim insanları ve konularına göre yararlı bilgiler, kimi fizik, kimya, edebiyat, yararlı ve temasına göre ilgili bilgiler, kimi ise ressamlar vs, bir çok tema üzerine tekrar kaplanmış.
Sanata ve sanatçıya değer verir zaten Ruslar, hem Moskova’nın Tretikovskaya galerisi, hem de Petersburg’un Hermitaj müzesi dünyaca ünlü yerlerdir.
Eski zamanlardan farklılık bir tek bunlarla sınırlı kalmamış tabii. Vagonlarda iki kapı arasında yan yana 6 koltuk olur, 6 da bu tarafta, karşımda ve yanımda oturan herkesin elinde cep telefonu, kiminin kulaklarında şu beyaz bluetooth kulaklıklar, ya bir şey dinliyorlar, ya da seyrediyorlar, kimi parmağıyla yukarı aşağı ekranı kaydırıyor, muhtemelen buralardaki Facebook benzeri sosyal medya programlarından “odnaklasnik” (okul arkadaşları) ya da “v-kontakte” (tanıdıklarımla) bakıyor, kimi de hızlı hızlı birşeyler yazıyor, muhtemelen buralarda kullanılan WhatsApp benzeri mesajlaşma programı “telegram”da bir arkadaşına veya sevgilisine bir şeyler yazıyor, yan tarafımdaki kafasını dayamış uyukluyor, diğer yanımdaki telefonuyla oyun oynuyor…
Kısacası ben ve yanımdaki hariç, ayaktakiler bile dahil, herkesin elinde cep telefonları var.
Eskiye nazaran değişmeyen tek şey metroda herkesin meşgul olması. Çok değişmiş Rus halkı, belki dünya çok değişti desem daha doğrusu olur. 
Evet, kıssadan hisse, bizden yıllar sonra başlamış olsalar da yatırımları doğru yere yapmış Ruslar, halk için çok faydalı bir toplu taşıma sistemini hem çok ucuza seyahat edebileceğin şekilde şehrin her yanına yaymışlar, hem de çok hızlı bir taşıma ağı haline getirmişler. Genişletmeye de devam ediyorlar.
Başımızdakiler artık sen yaptın, ben yaptım tartışmalarına son verse de kaybettiğimiz bunca yılı kapatacak hıza biz de kavuşsak, bitirsek artık şu metro inşaatlarını. Biz de böyle ucuz ve hızlı bir toplu taşımaya kavuşsak.
Ne diyeyim, belki bir gün biz de yaparız, bizim de bir gün böyle bir metro ağımız olur da rahat eder herkes. Sanatsal kısmını es geçiyorum, artık ona vaktimiz yok maalesef. 
Evet tahmin edeceğiniz gibi ben de çıkardım telefonu, ev yolunda aklımdan geçenleri yazıya döktüm.
Eve artık yaklaştım, bir durak kaldı, bu kalabalıkta kısa süre açık kalan kapılardan zamanında çıkabilmek için yerimden kalkıp kapıya yanaşmam gerek.
Moskova’dan selam ve sevgiler herkese…
BENZER HABERLER
-
Erkan Saltan: O kadar düşünüyorum!
-
ABD-İran müzakerelerini bekleyen yatırımcılar nedeniyle küresel piyasalarda tedirginlik sürüyor
-
Macron, Paris’te Lübnan Başbakanı Selam’ı ağırlıyor
-
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik: İmamoğlu 12 metrekare hücresinde de seçimi kazanır
-
Trump: İran’ın Pakistan’a heyet göndermekten başka seçeneği yok
-
Lavrov: Rusya, Körfez ülkeleri ve İran arasındaki ilişkilerin düzelmesine katkı sunmaya hazır
