Bezirgânlar…

17.08.2017 15:14

695 Kişi Okumuş

0 Yorum

Bezirgânlar…

Cahit Kılıç
cahitkilic@tanyerihaber.com

 

(5 Şubat 2011 tarihinde yazmışım bu yarı manzum yazıyı. Bizde bu kafa varken; bugün de geçerlidir, 50 yıl sonra da geçerli olacak!)

 

Dizi dizi gelirmiş kervanlar…
Atlar, develer, merkepler sıra sıra.
Katır var mıymış o zamanlar bilinmez!
Önlerinde bir çığır; hepsi birbirinin ardı sıra…
Köleler, çömezler, şakirtler, ustalar, kılavuzlar.
Kimi ehil, kimi nâşı.
Başlarında bir kervancıbaşı…
Hasret eşe, dosta, yârâna, yâra,
Mal taşırlarmış diyârdan diyâra…

***

Dökermiş matahını pazara kervancıbaşı;
Çok yorgun, pejmürde üst ile başı…
Neler çıkmazmış ki yükün içinden;
Kumaşlar Keşmir’den, ipekler Çin’den.
Halılar İsfahan’dan, kilimler Şam’dan…
Herkese her şey var çoğ ile azdan;
Hurmalar Bağdat’tan, Necd’den Hicaz’dan…
Pirinçler Dimyat’tan, buğday Harran’dan;
Rengârenk yünlüler gelir dört yandan…

Bakır bakraçlarda sütler kaymaklar;
Koyun derisinde peynirler, yağlar…
Akçeler altından, sikkeler gümüş;
Kimi genç, kimi pir, kimisi derviş…
Herkes bu pazardan alır rızkını;
Sormaz din, mezhebi, dili, ırkını…

Dirheminde dahi olmazmış hile;
Dolarmış taşarmış insanlar ile,
Kasırlar, saraylar, hamamlar, hanlar;
Mal alır, mal satarmış bezirgânlar…

***

Yürüdü beşer, çağ üstüne çağ aştı;
Taâccüb eyleyip aklına şaştı…
Tarih sayfasında kaldı kervanlar;
Bakınız neler alıp satmaya başladı bezirgânlar…

***

Onun bunun ayak altını eştiler;
Enâniyet çukuruna düştüler…
Madrabazlık, hokkabazlık, canbazlık;
Erdem diye yutturuldu gammazlık…
Bir çıktılar, pir çıktılar meydane,
Her birisi diğerinden merdâne…

Alım onda, çalım onda, nur onda;
Musa onda, Davud onda, Tur onda…
Evvel-i emirde yağlık, yağdanlık;
Köprüyü geçince hakanlık, hanlık…

Yalan, Dolan, İftira, Tertip,
Tuzak, Tazyik, Tetikçilik,
Bini bir para…

Kibir ile ruhlarını kastılar,
Ar namusu duvarlara astılar,
İnsanların omuzuna bastılar;
Şöhret alıp şan satıyor bezirgânlar…

***

İlahî kadehten içmiş bâdeyi.
Nereyi görürsen ser seccadeyi…
Essalât-u essalât, yevm-el cuma,
Destini iyi yu, ruhunu yuma;
Çünkü o ruh şiâr kılmış riyâyı,
Hiç hükmüne koymuştur enbiyayı…

Mal, mülk hırsı bürümüş gözlerini,
Yalan dolan süslemiş sözlerini…
Bin yemin, bim kâsem üç para için,
“Aman beni görün, siz beni seçin…”

Hüküm onun olsun, ferman da onun;
Devlet de, servet de, imkân da onun…
Ne hak-hukuk tanır, naks-ı izzettir;
Açın şecereyi: İbn-i Yezid’dir…

Ne mizân var, ne terazi…
Ne çoğu bilir ne azı,
Ne kader tanır ne yazı,
Çok gür çıkıyor avazı,
Hep para puldur niyazı…

Amma zevahirde ehl-i imandır,
Özü bir sözü bir ârif-i candır,
Câhiller bezminde büyük imamdır,
Ukba muğlak amma dünya tamamdır;
Din alıp iman satıyor bezirgânlar…

***

Kifayetli, kifayetsiz muhterisler…
Bölük bölük,
Küme küme, takım takım…
Her cenahtan metristeler…
İçlerinde üniformalısı da var, üniformasızı da;
Şerefsizi, namussuzu, haysiyetsizi, arsızı da…

Kimisi elinde mezura kafatası ölçüyor;
Kimisi milletin evladına kefen biçiyor…
Kin, nefret, makam, Mevki,
Karartmış gözlerini;
Yiğittir ha! Kimseden esirgemiyor sözlerini…

Hırsının tutsağı olmuş, illa da göklere yükseltecek başını;
Uzi Siyonist’ten,
Mermi Bulgar’dan… Elli kuruş,
Gözünü kırpmadan vuruyor öz gardaşını…

İçi başka, dışı başka;
Her tezgâhta işi başka…
Hep kendi karar harcı,
Tornadan tek tip adam çıkarmaktır amacı;
Bazen zındıktır, bazen hacı…

Karanlıkta ıslık çalar,
Gün olur postal yalar…
Bir eli milletin cebinde,
Bir eli eşkıyayı kovalar…
Halkın önünde kahramanlık kisvesi giyer,
El altından eşkıyayı kafalar…

Esrar, eroin, kokain, silah,
Mühimmat falan filan…
Gelsin paralar deyip ceplerini doldururlar,
Vatan elden gidiyor nârâlarıyla milletin fidanlarını ölüme gönderir,
Barış isteyene bir, istemeyene iki hain damgasını vururlar,
Sonra döner “Ne barışı ulan?!” diye aslanlar gibi kükrerler;
Can alıp kan satıyor bezirgânlar…

İlgili Terimler :

YORUMLAR