BİR SEVDÂ AYDAN VARDI…

-Edebiyat - 24 Nisan 2018 10:18 A A

Fatma Işık Kaya

70’li yılların başlarıydı. İlkokul 4. yada 5. sınıfa geçmiştim. Siyah, Beyaz, tek kanal televizyonda 6 bölüm sürecek bir dizi başladı. Adı; “KAYNANALAR”dı. Rahmetli Tekin Akmansoy yazıp, yönetiyordu aynı zamanda Nûri Kantar rolünü oynuyordu. Leman Çidamlı, Hâşim Hekimoğlu, Defne Yalnız, Muammer Çipa, Sermin Hürmeriç, Münir Canar dizinin aklıma gelen oyuncuları. Çoğu rahmetli oldu maalesef.
Oyuncuların hepsini çok sevmiş, benimsemiştim ama bir tanesi beni öyle etkilemişti ki anlatamam. Bu; Tijen Hanım rolünü canlandıran, değerli opera sanatçımız Sevdâ Aydan’dı. Tijen; avukat kocası Timur’un (Hâşim Hekimoğlu.) çok korktuğu, “Niiiiiiiiiiii!… Timuuuuuurrrrrrr!…” diye bağırdığında kaçacak delik aradığı, oldukça havalı, sert bir Hanım’dı.Öyle benimsemiştim ki, bir büyeyim, evlendiğim adamı Tijen Hanım gibi korkutacağım derdim. Sonra bu güzel dizi yıllarca sürdü. Benim Sevdâ Aydan hayranlığım da. İzledikçe opera sanatına da ilgi duymaya başlamıştım.
Ortaokul son sınıfa geldiğimde, yarı görür, yarı görmez bir öğrenci olarak en iyi not aldığım ders müzikti. O zamanlar resim aklımdan bile geçmiyordu. Haftada bir gün olan resim dersinde yaptıklarım ise evlere şenlikti. Annem kimi zaman: “Fatmaaaa!… Resimlerin köpek leşi gibiiii!…” derdi.
Neyse biz konumuza dönelim. Müzik derslerinde yalnızca Batı müziği öğretildiğinden, biraz inceden okuduğum ezgileri duyan öğretmenim, senden iyi operacı olur deyince amanıııınnnnn!… Bendeki mutluluuğu görmeliydiniz.
Lise birinci sınıfa geldiğimde göz rahatsızlığım her nedense öğretmen ve arkadaşlarıma fenâ hâlde battı. Ortaokulda anlayış görürdüm hep ama beni seven öğretmenlerim bir hatâ yapmış, tahtayı görememem yüzünden sayısal derslerde zorlanmamı gözönünde tutarak kız meslek lisesine yönlendirmişlerdi sayısal dersler az diye. Seçtiğim branş çocuk gelişimi. Elişi dersleri o kadar çok ki. O zamanlar benim elişlerim de berbat ötesi berbat. Açıkçası, resim ve elişlerim görme yetim azaldıkça gelişti iyi mi?…
Bu şartlarda liseyi terkettim. O kadar emindim ki operacı olacağımdan. Oysa lise mezunları girebiliyordu herşeyden önce şan bölümüne.
Birde öğrendim ki konservatuarın hocası Sevdâ Aydan. Amanda amaaaannnn. Kesin operacıydım. Belki de dünya çapında. Bende bir heyecan, bir heves. Girdim babamın koluna, tuttuk konservatuarın yolunu. Hastalıktan yeni kalkmışım. Sesim de tam düzelmemiş ama olsun. Süper ötesi süper yeteneğim ya ne gam?… Sevdâ Aydan sevgisiyle bu işten yırttım demekti.
Konservatuarın bahçesine adım attık, Sevdâ Hanım da otomobiliyle geldi. Nasıl sert bir görünüş anlatamam!… Sonraki yıllarda ben de öyle sert bir duruşla yürüdüm sokaklarda. Herkes korkardı benden yeminle. Biz yanına yaklaşınca gülümsedi ve çok tatlı bir sesle: Hoşgeldin yavrum. dedi. Benim içimin yağları eridi. Yüreğim gümbür gümbür. Bizi odasına buyur etti, oturdu piyanonun başına. Önce herhangi bir parça söylememi, sonra piyanonun tuşlarına dokunarak verdiği sesi çıkarmamı istedi. İnce seslere gelince boğazımdan bir ciiiikkkkkk çıktı ve tıkandım, kaldım. Sesin güzel ama operaya uygun değil. İnşallah başka müzik türlerinde biryerlere gelirsin dedi.
Aylarca kendimi toparlayamadım. Sesim kısıktı. Bir kez daha götürün beni. Bir kez daha deneyelim diye çok sızlandım.
Sonra hayâtımı mahvedecek olan klâsik Türk mûsîkîsi mâcerâm başladı. Onlar da beni havada kapmadılar tabii. Bu sâyede müziğin kulak ve sesle değil, gözle yapıldığını da öğrenmiş oldum. Görme engellileri hiç sevmiyor ve aralarında istemiyorlar bu sanatın üstadlarının büyük çoğunluğu.
Benim Sevdâ Aydan sevgim bitmedi elbette. 80’li yıllarda yalnızca ev telefonları vardı. Rehberden numarasını buldum, aradım. Rahmetli eşi çıktı. Yemeğe oturmak üzere olduklarını, sonra aramamı söyledi. Bir daha nedense cesâret edemedim.
Siyah, Beyaz televizyon, tek kanal. Haberlerden sonra mini vir dizi var. Adı; her işin başı sevdâ. Aynı zamanda eğitici bir dizi bu. Sevdâ Aydan ve Hâşim Hekimoğlu oynuyor.
Birgün Hocamız aradı. Yönetimindeki mûsîkî derneğine devam ediyordum. Her işin başı sevdâ dizisi körler okulunda çekilecekmiş. Benimle birlikte kör rolü yapacakmış. Ben udumla, o kemanıyla bir saz eseri çalacakmışız. Söz konusu körlük olmasa aklına bile gelmezdim ya neyse. Çekim sırasında ve sonrasında TRT servisiyle evlerimize dönerken Sevdâ Hanım’la yeniden buluşmuş olduk. Beni hatırladı. Sohbet ettik. Sesim uygun olsaydı bile görme engelim nedeniyle opera sanatçısı olamayacağımı, aynı zamanda lise mezunu olmamamın da bir eksi teşkil ettiğini söyledi.
Birgün eşini kaybettiğini duydum. Telefon ettim, çok güzel karşıladı. Sonra bir kez daha aradım, konservatuarda kendisini ziyâret etmek istediğimi söyledim. Kabûl etti. Ara ara gidip, verdiği dersleri dinler oldum öğrencilerine imrenerek. Ben zaten çok seviyordum. O da beni çok sevdi. Benden başkasını almıyordu derslerine. Tanışmak isteyen arkadaşlarım oldu, kesinlikle izin vermedi. Tijen Hanım tiplemesi yüzünden çok sıkıntılar yaşadığını, insanların bakış ve sözlerinden çok rahatsız olduğunu söylerdi. Sen her zaman gel, kimseyi getirme derdi. Göz rahatsızlığım ilerledikçe yanımda bir refakatçiyle gitmeme izin verdi yalnızca. Bazen de telefonla konuşurduk. Hayvanları, resim ve örgü yapmayı çok seviyordu. Çok güzel anlar yaşadım onunla. Sevdâ abla diyordum artık. Görümcesi rahmetli Ayhan Aydan Hanım’ın da telefon numarasını vermişti. Ayhan Hanım; rahmetli Adnan Menderes’le yaşadığı aşkla tanınan bir sanatçıydı. Gazeteciler çok rahatsız ediyormuş ama bana güvendiği, sanat aşkımı bildiği için çekinmeden verdi numarayı. O kâğıdı hâlâ saklarım. Ayhan Hanım da; Sevdâ verdiyse numaramı vardır bir bildiği diyerek benimle sohbet etmişti telefonda birkaç kez.
Birgün yine aradım Sevdâ ablamı. Başka birisi çıktı. Bu evi ve numarayı biz aldık dedi. Nasıl üzüldüm anlatamam. Beni yanına götüren refakatçilerimden biri bir yerde karşılaşmış. Çok üzüldüğümü, kendisini çok özlediğimi söylemiş. O da, ben ararım demiş ama aramadı. Bir daha da görüşemedik. Ayhan Hanım’ın telefon numarasını yazdığı kâğıtla birlikte, hâtırâ defterime yazdığı yazı, Kuşadası’ndan gönderdiği kart ve imzâlı fotoğrafı ondan kalan hâtırâlar.
Vefatı beni çok derinden etkiledi. Anılar birer birer canlandı hayâlimde. Yazmam için gelen yoğun ısrarları da dikkate alarak onunla yaşadığım sanat dolu anları yazıya dökmek geldi içimden.
Rûhunuz şâd, mekânınız cennet olsun sevgili ablacığım. Bana yaşattığınız bütün güzelliklere, bıraktığınız benim için paha biçilemez hâtırâlara sonsuz teşekkürler.

Fatma Işık Kaya (Fadime)
17-Nisan-2018-Salı

-Edebiyat - 10:18 A A
BENZER HABERLER