Han Ayvaz Adıgüzel: Muharrem Ayı ve Kerbelâ Vakası
Han Ayvaz Adıgüzel
hanayvazadiguzel@gmail.com
Kerbelâ dosyası 1400 yıllık İslam’ın dosyasıdır. Bu dosya her yıl muharrem ayında açılır. Müslümanların büyükçe bir bölümü bu dosyanın açılmasını istemiyor. Bir kısmı da hep açık kalsın diyor. Peki, bu dosyanın içinde olan ne? Bu dosya İslam dünyasını neden bıçak gibi ikiye böldü? Ana hatlarıyla tarihin yazdığı şudur:
Merfu dört halifeden sonra iktidarı Ebu Süfyan’ın oğlu Muaviye ele geçirdi ve saltanatını kurdu. Oysa İslam’ın savaşı saltanata karşı verilmişti.
Tarihte Araplar, özgürlük için savaşmış ve Allah Resul’ünün yanında yer almış, canlarını özgürlüğün şiarı olan İslam için vermişlerdi. Peki, nasıl oldu da bu insanların evlatları özgürlüklerinden vazgeçmek için canlarını Muaviye’ye siper ettiler ve saltanata teslim oldular?
Teslimiyet acı sonuçlar doğurdu, İslam ters-yüz edildi. Diğer bir tabirle İslam’ın sadece adı kaldı. Cinayetler, ırkçılık, hırsızlık, keyfilik, vahşet baş alıp gitti. Halk çaresiz ve sahipsizdi. Muaviye oğlu halife Yezit, Peygamberin torunu Hz. Hüseyin’den biat almak istedi. “Gel Yezit’e biat et “dediler. Hüseyin’in biat etmesi Yezit’i onaylamaktan başka bir şey değildi. İlle de Hüseyin’in biatı isteniyordu: “Gel biat et kurtul” diyorlardı. Bu tehlike karşısında Hüseyin, yakınlarıyla beraber dedesi Muhammed’in mekânı olan Medine’yi terk etti.
Yezit’in ordusu Hüseyin’i Kerbela’da kuşattı. Kerbela dosyasının giriş bölümünün izahı işte budur.
Şimdi yine özet halinde Kerbela dosyasının sergilenmesini istiyorum.
Hz. Hüseyin, “Hayat, akide ve cihattır” diyor. Acaba Hüseyin’in hareketi hangi kategoridedir? Kıyam mı, savunmamı mı yoksa bir hareket mi? Üçü de değil o bir direnişti.
Kerbela hadisesinde bütün eylem ve konuşmalar kayıt altına alınmıştır. Bu meselede yayınlar oldukça kabarıktır. Mesela Ebu Mihnef’in “Kerbela vakası” kitabı ilk kaynaklardandır. Kendisi ve tanıdıklarından savaşı birebir kaydetmiştir. O şöyle yazıyor:
“Hüseyin, ben ailemle hedefime yürüyorum” diyordu. Görüldüğü gibi burada teori tamamlanmış, tatbik hedeflenmiştir.
İmam Toplumu uyarmıştı. Evleri dolaşmış, meselenin vahametini onlara anlatmıştı. Şöyle diyordu: “Onları hakka davet ettiğimde kabul etmiyorlar. Kendi başlarına bıraktığımda, biz olmadan hidayet yolunu bulamıyorlar!”
Hüseyin yeryüzünün üçüncü hidayet imamadır. Birincisi Ali, ikincisi, Hasan, üçüncüsü Hüseyin’dir.
Resul, torunu Hüseyin’i sevdiği zaman şöyle diyordu: “Muhakkak ki marifet ehlinin kalbinde Hüseyin’e karşı bir özlem vardır!”
Hüseyin, direniş mektebinin büyük örneğidir. Hüseyni duruş düşünceleri ve ruhları etkiler. Bu yüzden Kerbela’da Hüseyin’i ziyaret edenler direniş ehli sayılmıştır; çünkü insanlar Hüseyin’i ziyaretten donanım elde ediyorlar. Hüseyin bir sözünde şöyle diyor: “Biz korkak değiliz, biz dünya cesurlarının efendileriyiz!” bakınız, Hüseyin için yakınları ne dediler.
-Hz. Hasan Hüseyin’i çok anardı ve şöyle derdi: “Hüseyin benim yanımda babam Ali heybetindedir!”
-Kardeşi Muhammet Hanifi Hüseyin’in düşmanlarına şöyle derdi. “Eğer Hüseyin’in iradesi, Allah’ın emri altında olmasaydı, uçan kuşları yakan yıldırım gibi size saldırırdı!”
-Sahabe sözcülerinden birisi şöyle diyordu: “Eğer Allah’ın sırrı ve hikmeti olmasaydı, Kâbe ona gelirdi, insanlar Hacer ül Esved’e selam verirken o Hüseyin’e selam verirdi!”
-İmam Cafer: “Hüseyin’in haremini ziyaret etmekten uzak düşmeyin. Resul’ün sizinle konuşmasını istemiyor musunuz?”
Hüseyin zalime teslimiyetin ve donukluğun ruhunu kırmıştır. O şöyle diyordu: “Zelil ve alçaklar gibi teslim olmam, köleler gibi firar etmem!”
-“Zillete boyun eğme, ölümü sade bil!”
-“Kim bizim yolumuzda canını feda etmek isterse, kendini Rabbi ile görüşmeye hazırlasın!”
Hüseyin’in Kerbela meydanında son konuşması şu idi:
“Beni öldürmek mi istiyorsunuz. Allah’a and olsun, hiçbir katiliniz benim katilim kadar Allah’ın azabına düçar olmayacaktır. Siz ne yapıyorsunuz, Allah’a and olsun, bugün yeryüzünde benden başka peygamber torunu yoktur. Kim bizim yolumuzda üzüntü ve sıkıntılara katlanırsa ahirette bizimle beraberdir.
Artık ortaklarınızla beraber toplanın karar kılın, hükmünüzü uygulayın, bana mühlet bile vermeyin. Şüphesiz ben Rabbim ve rabbinize dayandım!
Hüseyin’i vurdular, attan düştü. Osmanlı paşası Kazim Paşa, bu olayı veciz bir şekilde dile getirmiştir.
“Düştü Hüseyin attan, sahrayı Kerbela’ya,
Cibril git haber ver, sultan-ı enbiyaya!”
Muaviye saltanatı Hüseyin’in katliamını örtmek için bu ayı hicri yılbaşı diye ilan etti ve Aşure tatlıları icat etti ve hadisler uydurdu. Mesela: Yunus peygamber bugün balığın karnından kurtuldu gibi on tane hadis dillerde dolaşıyor. Yazıklar olsun.
-
Hasan Kanaatlı: HÜSEYNÎ KIYÂM
-
Han Ayvaz Adıgüzel: Muharrem Ayı ve Kerbelâ Vakası
-
Rusya ve Türkiye güvenlik gündemiyle Moskova’da buluşacak
-
Trump: Petrol yüklü gemiler Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye başladı
-
Robert De Niro’dan Trump’a dört kelimelik film göndermesi
-
İsrail’den ABD-İran mutabakatı yorumu: “Bizi bağlamaz”
