Fatma Sahur: Tarih Unutmaz Güç, Siyaset ve İnsanlık!
Fatma Sahur
fatmasahur1@gmail.com
Günlerdir NATO Zirvesi’nin hazırlıklarını ve yaşanan gelişmeleri hep birlikte gündemden takip ettik. Ben de bu ülkenin bir vatandaşı olarak aklıma takılan bazı soruları sormak istiyorum. Çünkü demokrasilerde soru sormak, sorgulamak ve cevap beklemek en doğal haktır.
Dikkatimi çeken ilk konu, ABD Başkanı Donald Trump’ın karşılanma şekli oldu. Sayın Cumhurbaşkanı ve Türk heyeti yurt dışına gittiğinde kendilerini Washington Büyükelçisi Sedat Önal ve Türk heyeti karşılıyor. Peki neden Trump, bizzat Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından karşılandı? NATO Zirvesi’ne 32 ülkenin lideri katıldı. Gelen liderlerin her biri kendi ülkesini temsil ediyordu. Bu nedenle, bu farklı uygulamanın sebebini vatandaş olarak merak ediyorum.
Trump’ın sık sık dile getirdiği “Ne istediysek yapıldı. sözleri de üzerinde düşünülmesi gereken bir konu. Bir vatandaş olarak sormak istiyorum Ne istendi ve ne yapıldı? Eğer ortada kamuoyunu ilgilendiren bir durum varsa, bunu halkın bilmesi gerekmez mi? Şeffaflık, güçlü devletlerin en önemli özelliklerinden biridir.
Bir diğer dikkatimi çeken konu ise Trump’ın salona girişinde Ahmet Kaya’nın ( Şehirler Bombalanırken Biz Seviştik ) şarkısının çalınması ve aynı süreçte ABD’nin İran’a yönelik bombardıman gerçekleştirmesi oldu. Elbette bunun tesadüf olup olmadığını bilemem. Ancak zamanlaması, insanı ister istemez düşünmeye sevk ediyor.
Trump daha zirveye gelmeden önce kendi ülkesinde protesto gösterileri vardı. Protestocular gözaltına alındı. Oysa aynı Trump, kendi ülkesinde dahi en ağır eleştirilerle karşı karşıya kalan bir isim. Filistin’de yaşanan katliamlara verdiği destek nedeniyle birçok insan tarafından sert şekilde eleştiriliyor. Hal böyleyken barışçıl protestoların neden gözaltılarla karşılık bulduğu da ayrı bir soru işaretidir.
Bir Müslüman ve her şeyden önce bir insan olarak bütün bu yaşananları görünce ben de kendimi sorgulamaya başladım. Yakın zamanda Starbucks protestoları yapıldı. Bu protestolara katılan gençler ağır şekilde eleştirildi, hatta linç edildi. Şimdi o gençlere ne diyeceğiz? Dün savunduğumuz ilkeler bugün de geçerli değil mi?
En acı gerçek ise Müslüman coğrafyasında yaşanan zulümdür. Gazze’de, Filistin’de insanlar öldürülürken, işkence görürken ve büyük acılar yaşarken dünyanın önemli bir kısmı sessiz kaldı. İran ile yaşanan savaşın ardından ise bazı Avrupa ülkelerinin sesini yükseltmeye başladığını gördük. Belki de güç dengelerinin değişebileceğini fark ettiler. Ancak benim inancıma göre yenilmez olan tek güç Allah’tır. İnsanların, devletlerin ve orduların gücü sınırlıdır.
Trump’ın yaptığı açıklamalar ve sergilediği tavırlar da bana göre normal karşılanacak davranışlar değildir. Dünya onu yakından tanıyor ve değerlendirmesini kendi vicdanıyla yapıyor. Tarih de yaşananları mutlaka kaydedecektir.
Benim amacım kimseyi hedef göstermek ya da peşin hüküm vermek değildir. Bir vatandaş olarak aklımdaki soruları dile getiriyor, ülkem adına şeffaflık, adalet ve vicdanın hâkim olduğu bir anlayışın güçlenmesini diliyorum. Çünkü inanıyorum ki güçlü devletler, güçlü sorular sorabilen ve cevap alabilen vatandaşlarla daha da güçlenir.
-
Fatma Sahur: Tarih Unutmaz Güç, Siyaset ve İnsanlık!
-
Prof. Dr. Fazıl Agiş: Bir Ömrün Hikâyesi…
-
ABD-İran geriliminde son durum: Saldırıların ardından diplomasi trafiği
-
Macaristan, Avrupa Savcılığına katılıyor: Orban dönemi yolsuzluk iddialarına soruşturma yolu açıldı
-
Güney İspanya’da orman yangınları: 11 kişi hayatını kaybetti
-
‘S-400’ler satılacak’ iddiasına Rusya’dan ilk yanıt: ‘Çok hassas bir mesele’
