Prof. Dr. Barış Doster: Siyasal hayat, karizmatik liderlik ve devlet adamlığı!
Prof. Dr. Barış Doster
dosterb@hotmail.com
Siyaset biliminde siyasal liderlik, fazlasıyla incelenen bir konudur. Çünkü siyasal hayatın, siyasal kurumların, siyasal kültürün oluşmasında ve gelişmesinde hem etkileyen hem de etkilenen olarak çok önemlidir lider.
Türkiye; siyasetin lider merkezli yapıldığı ülkelerdendir. Hele de karizmatik liderlik, halkta her zaman yüksek kabul görür. Ne var ki, karizmatik liderlik, hitabet gücüyle, kelime dağarcığıyla, beden diliyle, jest ve mimikleriyle, meydanda, kürsüde, ekrandaki duruşu ve seslenişiyle, halkla kurduğu bağla, toplumdaki yansıması ve algısıyla, lideri olduğu partiye büyük avantaj sağlasa da, o partinin kurumsallaşmasını, partideki diğer isimlerin öne çıkmasını zorlaştırır çoğu zaman. Yani karizmatik lider partisi için hem büyük bir güçtür hem de kurumsallaşma önünde önemli bir engeldir.
Karizmatik lider, ille de popülist lider anlamına gelmez. Tarihte, karizmatik olmakla birlikte, popülist olmayan lider de çoktur. Karizmatik liderin, aynı zamanda popülist olması, sadece kendi partisini değil, tüm siyasal yaşamı etkiler. Genellikle de olumsuz etkiler. Diğer liderler de ona benzemeye çalışırlar. Onu taklit eder, ona öykünürler. Böylelikle ideoloji, fikir, siyaset değil, polemik, çatışma, rakiple gerilimi tırmandırma öne çıkar sıklıkla. İdeolojik yönelimler, ekonomi politik tercihler değil, karizma, kişilik özellikleri, üslup öne çıkınca da, rakibe bel altı vurmak, hakaret etmek, özel hayat üzerinden yüklenmek, politik polemiklerin de ötesine geçer. Sıklıkla bu tartışmalar ve hakaretler sonucunda, iş yargaya taşınır. Türk siyasal yaşamında yaygındır, olağandır bu durum.
Türkiye, karizmatik lider yetiştirmede mahir bir ülkedir. Siyasetin solu da sağı da, sosyalist sol da İslamcı sağ da karizmatik liderler çıkarmıştır. Bülent Ecevit’ten Süleyman Demirel’e, Necmettin Erbakan’dan Recep Tayyip Erdoğan’a, Turgut Özal’dan Alparslan Türkeş’e, Adnan Menderes’ten Mehmet Ali Aybar’a varıncaya dek geniş bir yelpazede bir çırpıda çok sayıda karizmatik lider sayılabilir Türkiye’de.
Karizmatik liderler, hele bir de popülist olunca, otoriter politikalara eğilimleri de artar genelde. Kişisel iktidarı pekiştirmeye, iktidarı kişiselleştirmeye yönelirler. Aşırı kuşkucu tavırlar sergilerler. Parti içi rekabetten hoşlanmazlar. Partideki grupları, hizipleri, klikleri “hain”, “dönek”, “vefasız” olarak yaftalamaya meyillidirler.
Daha vahimi, bu tipteki liderlerin bazılarında, içten içe bir krallık, padişahlık, sultanlık öykünmesi de görülür. Milleti, toplumu, halkı, seçmeni tebaa, yığın olarak görme, onu koruma, kurtarma, himaye etme söylemi dikkat çeker. Hiç uzağa gitmeyelim, ABD Başkanı Trump, kendi konumunu ilahi bir takdirle izah eden, “Tanrı’nın seçilmiş ve görevlendirilmiş kulu olduğuna” inanan, görevini “siyasi olması yanında, dini, ilahi açıdan da açıklamaya”, temellendirmeye çalışan bir siyasetçidir. ABD’yi yönetmenin ötesinde, sıklıkla, dünyaya barışı getirme misyonu taşıdığını söylemesinin bir nedeni de budur.
Karizmatik lider, hele de popülist olunca, siyasette patronaj ilişkisi de, siyasetçiyle seçmen arasında sanki doğal, sanki kaçınılmaz bir ilişkiymiş gibi öne çıkar. Seçmenin, ekonomik olarak kayırılması, karizmatik ve popülist liderin de bunu seçmene adeta bahşeden, lütfeden, hediye eden bir aktör olarak görülmesi olağan hale gelir. Bu mantık uyarınca, sandıkla iktidara gelen liderin meşruiyeti sorgulanamayacağından, istediğini zengin etme hakkı da vardır onun. Canını sıkan olursa da, devletin zor aygıtları devreye girerler zaten. Bu yöntem ve yönetim biçimi, siyaset biliminde sıklıkla kullanılan patrimonyal siyasetin özellikleriyle çok benzerdir, iç içedir.
Siyasetçi, arkasındaki gücü, halk desteğini tahkim etmek için, artırmak için, öteki yaratmaya, düşman icat etmeye odaklanır çoğu zaman. Kendi cephesini çoğaltıp çeşitlendirmek, rakip cepheyi çözmek, daraltmak, marjinal göstermek için elinden geleni yapar. Ötekiler, bazen o ülkedeki aydınlardır, bazen dış güçlerdir, düş düşmanlardır, bazen seçkinlerdir, bazen komünistlerdir, bazen rakip siyasetçilerdir, bazen bilim insanlarıdır, bazen medyadır. Devlet – millet ayrımı, karşıtlığı da bu siyasetçilerin dilinden düşmez. Kendileri, devleti yönetseler bile, milletin temsilcisidirler. Devleti yönetenler ise halkı ezen seçkinlerdir, çıkar gruplarıdır bunlara göre.
Her karizmatik lider, devlet adamı özellikleri taşımaz. Her devlet adamı vasıflarına sahip lider de karizmatik olmaz.
Mesela, büyük önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yakın çalışma arkadaşı, ikinci cumhurbaşkanı, CHP’nin ikinci genel başkanı, savaş kahramanı, Lozan kahramanı, Türkiye’yi 2. Dünya Savaşı’na sokmayan, Türkiye’de çok partili hayata geçişi sağladığı gibi, 1950’de seçim yenilgisini olgunlukla karşılayan, partisinde de liderlik yarışında kurultayda parti meclisinde yarışı kaybedince büyük bir olgunlukla koltuktan kalkan İsmet İnönü, sağdan da soldan da çok eleştiri alan bir liderdir. Bu eleştirilerin bazılarında haklılık payı da vardır üstelik.
Ama tüm bunların üzerinde ve ötesinde, İsmet Paşa, devlet adamıdır. Uyumu, dengeyi, istikrarı öne çıkarmıştır hep. Ne pahasına olursa olsun, iktidarda olmanın, iktidarda kalmanın arayışı içinde olmamıştır. Parti içinde de böyle davranmıştır ülke yönetiminde de. İsmet İnönü hakkında çalışmaları olan değerli hocam, dostum, ağabeyim Prof. Dr. Rıdvan Akın’ın da, rahmet ve özlemle andığımız hocamız Prof. Dr. Şerafettin Turan’ın da, Prof. Dr. Metin Heper’in de, Şevket Süreyya Aydemir’in de, Dr. Selim Erdoğan’ın da saptamalarındaki ortak noktadır bu.
Özetle, siyasal parti sayısının 190’ı bulduğu ülkemizde, siyaset üzerine kafa yorarken, liderin konumunun ne kadar önemli olduğu unutulmamalıdır. Liderin demokratik mi, otoriter mi, karizmatik mi, eşitler arasında birinci mi, popülist mi, takım oyuncusu mu, yüksek egolu mu olduğu sorusuna verilecek yanıt önemlidir çünkü.
-
Neşe Doster: Sorunların ve konuların perde arkası…
-
Prof. Dr. Barış Doster: Siyasal hayat, karizmatik liderlik ve devlet adamlığı!
-
İran, Mekke paktına ancak ‘kurucu ortak’ olarak katılabileceğini açıkladı
-
Rus ordusu Odessa Bölgesi’ndeki Yujnıy limanında beş akaryakıt depolama tankını vurdu
-
Suriye açıkladı: İsrail ile temas kesildi
-
Pezeşkiyan: Tam kapsamlı bir ekonomik, askeri ve güvenlik savaşı içindeyiz
