Prof. Dr. Barış Doster: Katar, bu seçimde de Netanyahu’ya para gönderecek mi?

-ORTADOĞU - 22 Ağustos 2026 00:01 A A

Prof. Dr. Barış Doster

dosterb@hotmail.com

YAZAR ARŞİVİ

İsrail’in Suriye’nin İdlib şehri yakınındaki askeri üssü vurması, Türkiye’nin, Ortadoğu’nun, Arap ülkelerinin gündemindeki yerini koruyor. Açıklamalar birbirini izliyor. ABD’nin Türkiye Büyükelçisi, Suriye ve Irak özel temsilcisi Tom Barrack da, garip açıklamaları ve üç ülke arasında (Türkiye, Suriye, İsrail) güvenlik mekanizması kurulması yönündeki önerisiyle dikkat çekti.

İsrail en güçlü şekilde kınanmalı, en sert tepkiler verilmeli. Bunda şüphe yok.

Lakin bu tepkileri veren Arap ülkeleri ne kadar samimiler? Ne kadar tutarlılar? Ne kadar cesurlar? Yaptırımı, caydırıcılığı olan adımlar atma konusunda ne kadar istekliler? Bu soruların yanıtları üzerine de düşünmeliyiz elbette.

Çünkü kimi Arap ülkeleriyle İsrail’in çok yoğun, derin, girift ilişkileri olduğunu biliyoruz. Hiç uzaklara gitmeyelim. Örneğin, Türkiye’nin de çok yakın ilişkilere sahip olduğu Katar’ın, İsrail Başbakanı Netanyahu’ya, seçim kampanyasında kullanması için, 2012 seçimlerinde 15 milyon dolar, 2018 seçimlerinde 50 milyon dolar verdiğini anımsıyoruz. Nitekim bu yardım, İsrail’in iç siyasetinde de, muhalefet tarafından sürekli gündemde tutuluyor. O dönem Netanyahu’nun yardımla ilgili olarak polise ifade verdiği, para alan danışmanlarının tutuklandığı, ses kayıtlarının ve itirafların ortaya döküldüğü ve Netanyahu’nun “Bu bana yönelik bir siyasi komplodur” şeklindeki açıklamalarının hiç de inandırıcı olmadığı biliniyor.

Burada asıl ilginç olan nokta şu. Bu olay, İsrail’de günlerce kamuoyunu meşgul etmiş, siyasetin en önemli gündem maddesi olmuştu. Ama Katar’da, geniş ölçekte Arap dünyasında, İslam aleminde, Türkiye’de konu üzerinde pek az durulmuştu. Çok az kişi, Filistin’de soykırım suçu işleyen böyle bir katile, böyle bir caniye, seçimlerde kullanması için milyonlarca dolar verilmesini gündeme taşımış, tepki göstermişti. Onların da sesi pek duyulmamıştı.

Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. İslam alemi, Arap dünyası bu durumdayken, Filistin konusunda, İsrail’in geri adım atmasını kim bekleyebilir? 1967 sınırlarına dayanan, başkenti Doğu Kudüs olan, Filistin’in bağımsızlığı, bütünlüğü ve egemenliğini tanıyan, iki devletli çözüm konusunda kim iyimser olabilir? Arap ülkelerinin Filistin konusunda gerçekten kararlı, tutarlı, yürekli ve samimi olduklarına kim inanabilir? İslamcı kesimlerin, muhafazakâr – mütedeyyin kesimlerin, Katar’ın bu yardımları konusunda sessizliği ortada dururken, Gazze ve Filistin’le ilgili yapılan gösterilerin, toplantıların, basın açıklamalarının sonuç alabileceğine kim ikna olabilir? Mazlum, mahzun, mağdur Filistin halkının ümidini kim, hangi güç, hangi Arap ülkesi diri tutabilir? Katar mı? Suudi Arabistan mı? Birleşik Arap Emirlikleri mi? Mısır mı? Ürdün mü?

Şunu da unutmayalım. Malum, 27 Ekim’de İsrail’de seçimler yapılacak. Netanyahu da, hem azalan oy oranını ve itibarını kurtarmak hem de güvenlikçi politikaları, dış tehditleri öne çıkarıp, gündemi değiştirmek için, saldırganlığını, pervasızlığını daha da artırıyor. Kendisi ve eşi hakkındaki yolsuzluk iddiaları nedeniyle de hayli yıpranan Netanyahu, en önemli rakibi olan Gadi Eizenkot, eski genelkurmay başkanı olduğu için, güvenlik politikalarını, askeri önlemleri, eskisi kadar rahat kullanamıyor. Çünkü bu konuda asker kökenli rakibi karşısında eli güçlü değil. Bunca yolsuzluğa, yıpranmışlığa, soykırıma, katliama rağmen, Netanyahu’nun partisi üzerindeki gücünü koruduğu gözleniyor. Nitekim önseçimlerde kazanan adayların çoğu, Netanyahu’ya yakın siyasetçiler.

Ülkemizde seveni, sayanı hayli çok olan Katar, İsrail i siyasetinde Netanyahu’yu desteklediği gibi, Doğu Akdeniz’de de ABD’yle, Fransa’yla, Yunanistan’la ortak tatbikatlar yapıyor. Bu tatbikatlarda İsrail de oluyor.

Kabul edelim ki, Katar; ne Filistin davasını umursuyor ne de Gazze’de katledilen masum Müslümanları. Ne İslam alemini önemsiyor ne de Arap birliğini. Ne Türkiye’nin hassasiyetlerini, önceliklerini, çıkarlarını düşünüyor ne de Türkiye’nin endişelerini, kaygılarını paylaşıyor.

-ORTADOĞU - 00:01 A A
BENZER HABERLER