Hakan Akpınar: Kaybolan Yıllar…

-Edebiyat - 22 Eylül 2026 21:48 A A

Hakan Akpınar

 hakanakpinar227@gmail.com

YAZI ARŞİVİ

İnsanın yaşı ilerledikçe “keşke”leri de o fırtına gibi geçen yıllarla birlikte çoğalırmış. Yalnız, her zaman keskin bir pişmanlık değildir bu iç çekişlerimiz… Bazen sadece kaçırdığımız bir anın, ertelenmiş bir gülüşün veya o hoyratça harcanan zamanların avuçlarımızda kalan hüzünlü mirasıdır.

Onlar; yaşamayı çok isteyip de göğüs kafesimizden avuçlarımıza aldığımız, sonra bir kuş gibi kanat çırparak uçup, gökyüzünün sonsuzluğuna karışan ve umutlarımızda saklı kalan hayallerimizdir.

Meğer yaş almak, biraz da heybemizde bu ukdeleri biriktirmekmiş. Bazen sessiz bir kabulleniş, bazen de doğru rüzgârı vaktinde yakalayamamış bir yelkenlinin hikâyesiymiş… Zamanın yüzümüzde bıraktığı her çizgide, geçmişin yankısı da gizliymiş aslında.

Kimi zaman sadece hakkını veremediğimiz bir vedanın, kimi zaman da cesaret edemediğimiz bir başlangıcın sızısıymış bu gidişler… Yaşanmamışlıkların, yaşanmışlıklardan daha ağır geldiği o ömür eylülleriymiş…

Zira mazinin bütün serüvenini içinde taşıyan yüreğimizden dökülen bu satırlar, iç dünyamızdaki bir ağlama duvarı değildir. Bu serzenişlerdir ki bize, maziye olduğu gibi dingin bir kabullenişle bakmayı öğretecektir.

Onca fırtınanın ve avuçlarımızdan bir hayal gibi uçup giden o kuşların ardından anlarız ki hayat; geçmişin derin gölgesinden sıyrılıp ruhumuza konan, o bir nefeslik saltanatın ta kendisiymiş. Bize kalan, o bir anlık kelebek ömrüdür nihayetinde.

‘Keşke!’ demek, bizi geçmişin gölgesinde soldurmaz; aksine, o kelebeğin tek bir nefeslik uçuşuna sığdırdığı o muazzam varoluş sancısını ve yaşama sevincini derinden hissettirir. İçimizdeki hüzün, artık yıkıcı bir fırtına değil, o naif kanatları incitmeden esen olgun bir rüzgârdır şimdi.

Rüzgârla kavga etmenin bir manası da yoktur artık. Kaybolan yıllar, zamanın ruhumuza fısıldadığı o büyük tecrübenin ve yaşanmışlığın mazimizde saklı kalan ebedî aksidir sadece…

Şimdi takvimleri ve hesapsız keşkeleri bir kenara bırakıp, avucunda kalan o son nefeslik vakte şükredebilmeli insan. İşte o zaman, ömrün geri kalanı artık hiçbir hayale borçlu kalmadan, kendiliğinden yürünecektir… Neticede zaman, her şeyi elimizden alırken, bize kendimizi bağışlayan o en kadim öğretmendir.

Belki de ömür, Fransız Filozof Albert Camus’nün o meşhur “Sisyphos” mitinde anlattığı gibi, bir kayayı durmadan zirveye taşımaktan ibarettir; fırtınalarla, keşkelerle ve kaybolan yıllarla dolu beyhude bir çaba gibi…

Ancak Camus, o kayanın her aşağı yuvarlanışında insanı kaderine boyun eğmeye değil, mutlu olmaya çağırır; çünkü o tepeye doğru yeniden atılan her adım, zamanın anlamsızlığına karşı kazanılan bir zaferdir.

Tıpkı onun dediği gibi, hayatın tüm “absürtlüğüne” rağmen, insanı mutlu hayal etmek gerekir. Ne de olsa yaşamak, her şeye rağmen gökyüzüne bakıp gülümseyebilme cesaretidir.

 

-Edebiyat - 21:48 A A
BENZER HABERLER