• Hakan Akpınar: Dar ayakkabı… 19 Ağustos 2025 00:01
    Hakan Akpınar  hakanakpinar227@gmail.com YAZI ARŞİVİ 2002 yılının temmuz ayıydı. İstanbul’daydım. Öğle sonrasında Taksim’deki otelimden çıkmış, bir taksiyle Fındıklı’ya doğru yol alıyordum. “Onların Hikâyesi/Nasıl Gazeteci Oldular?” adlı ikinci kitabım için meslekte kök salmış ünlü gazetecilerle görüşüyordum. Bu yüzden sık sık Ankara’dan İstanbul’a gidiyordum. Ne de olsa Türk Basını’nın merkezi, yönetim kadrosu ve büyük yazarların çoğu İstanbul’daydı. […]
  • Hakan Akpınar  hakanakpinar227@gmail.com YAZI ARŞİVİ Yakın siyasî tarihimizin yadsınamaz realitesidir. Atatürk’ten sonra CHP, devrimci ve millî vasfını koruyamamış; Türk Aydınlanma Devrimleri’ne olan sadakatini yeterince devam ettirememiş bir partidir. Daha üzücü olan, her devirde umut olmuş; ama on yıllardır bir türlü iktidar olamamış bir siyasî fırkadır. AKP döneminin CHP genel başkanları, tabana mesaj vermek için “Kuvay-ı […]
  • Hakan Akpınar  hakanakpinar227@gmail.com YAZI ARŞİVİ Gün geçmiyor ki, şaşırmadığımız bir hadise ile karşılaşmayalım ülkemizde… Hadise de değil aslında yaşadıklarımız… Zembereğinden boşalmış “arsız” hadiseler zinciri. Hakikaten artık hiçbir şeye şaşırmıyoruz. Sahi! niye şaşıralım ki? Toplumun önemli bir kesimi herşeyi âdeta kanıksamış zaten. Eskiden büyük bir şaşkınlık içinde karşıladığımız “Bu kadar da olmaz!” denilen her türlü “uç” […]
  • Hakan Akpınar  hakanakpinar227@gmail.com YAZI ARŞİVİ “Anadolu’nun Türklüğü” başlıklı yazımıza ikinci bölümü ile devam ediyoruz. Karadeniz’in kuzeyinde bulunan bugünkü Bulgaristan’ın bir bölümü ile Romanya, Sivastopol, Kırım, Ukrayna, Beyaz Rusya çevresi “Deşt-i Kıpçak” bölgesinin Orta Asya’daki uzantısıydı. Kıpçak Türkleri, yani Batı Hunları ile Türk-Moğol halkları, Deşt-i Kıpçak (Kıpçak Bozkırları) coğrafyasında hayat sürerdi. Altınordu Devleti, bu geniş coğrafyada […]
  • Hakan Akpınar  hakanakpinar227@gmail.com YAZI ARŞİVİ Türkler, Anadolu’yu bir Avrupa halkı olan Doğu Romalılar’dan almıştır; Araplar’dan Kürtler’den veya Ortadoğu’nun diğer halklarından değil… Bin yıl önce Kürtler, çoğunlukla Mezopotamya bölgesinde yerleşik olarak yaşayan bir halktı. O devirde Anadolu’daki Ermeniler ise zaten Roma hâkimiyeti altında yaşıyordu. Anadolu’da yaşayan Arap nüfus ise oldukça azdı ve bugünkü Güneydoğu Anadolu bölgesinin […]
  • Hakan Akpınar  hakanakpinar227@gmail.com YAZI ARŞİVİ Mustafa Kemâl Atatürk sayesinde bir asır önce yurdumuzdaki emperyalist işgal ve kuşatma zincirini kırdık. İhaneti gördük, ateşi gördük; yine de dünyanın en güçlü devletlerini dize getirip, yurdumuzdan söküp attık. 600 yıllık kulluk geleneğini kaldırıp cumhuriyeti, ardından da demokrasiyi inşa ettik. Türk Aydınlanma Devrimleri ile dünyanın saygın ulusları arasına girdik. Bütün […]
  • Hakan Akpınar  hakanakpinar227@gmail.com YAZI ARŞİVİ Onur, erdemi takip edermiş… Ne var ki bu değerlere vakıf olamayan kimileri için bunlar, sadece birer erkek ismi olmaktan ibarettir. Tıpkı ahde vefanın, yine birileri için sadece İstanbul’daki bir semt ismini veya bozacıyı çağrıştırması gibi… Oysa (üst) insan, esasında zekâsıyla değil, değerler varlığı olmak vasfıyla diğer canlılardan ayrılır. Bir tür […]
  • Hakan Akpınar  hakanakpinar227@gmail.com YAZI ARŞİVİ 19. Yüzyıl Osmanlı tarihi, kendi içinde sayısız hikâyeler, zamana gömülü sırlar ve ibretlik hadiseler barındıran çalkantılı bir dönemdir. Aynı zamanda, parıltısı artık sönmeye yüz tutmuş bir büyük imparatorluğun kaçınılmaz nihayete sürüklendiği hüzünlü bir süreçtir. Geç kaldığı tarihin fırtınalı girdabına kapılan Osmanlı İmparatorluğu, bu devirde âdeta akıntıya kürek çeker… 19. Yüzyıl’ın […]
  • Hakan Akpınar  hakanakpinar227@gmail.com YAZI ARŞİVİ Mâzisi bir asrı bile bulmayan Osmanlı-Türk basının kısa tarihi baskı, hapis, sansür ve sürgünlerle geçmiştir. Bu tarihsel süreç, Osmanlı-Türk basınının sivil gazeteciliğe geçişini temsil eden özel gazetelerin yayın hayatına başladığı 1860 ve sonrasındaki dönemi kapsamaktadır. Osmanlı’da, gazeteler üzerindeki baskı ve yıldırma girişimleri yalnızca mutlakiyet dönemine özgü değildir. 1908 İhtilâli ile […]
  • Hakan Akpınar  hakanakpinar227@gmail.com YAZI ARŞİVİ 19. Yüzyıl, Osmanlı İmparatorluğu’nun en dağdağalı, en kargaşalı ve istikrarsız yüzyılıdır. İçeride ve dışarıda sorunların hiç bitmediği; “bitti” denilen yerde, dağ gibi sorunların devletin önüne yeniden yığıldığı zor bir dönemdir. Öyle ki, ne kargaşa biter ne de yüzyıl… Prof Dr. İlber Ortaylı 19. Yüzyıl’ı, “İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı” olarak değerlendirirken, […]
  • Hakan Akpınar  hakanakpinar227@gmail.com YAZI ARŞİVİ Ortadoğu’nun neredeyse asırlık çilesidir. Bölgede, “bağımsız” İsrail Devleti’nin kuruluşundan bu yana (1948) Ortadoğu’da çatışmasız, silahsız, kansız veya gerilimsiz bir gün dahi yaşanmamıştır. Maalesef, bölgenin bir türlü değişmeyen ya da değiştirilmesi istenmeyen makûs kaderidir bu… 13 Haziran’da İsrail’in baskın hava saldırılarıyla başlayan İran-İsrail Savaşı, esasen 20. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren bölgede […]
  • Hakan Akpınar  hakanakpinar227@gmail.com YAZI ARŞİVİ Bu bölümde, devr-i Osmanlı’da yürütülen meşrutiyet ve hürriyet mücadelesinin en keskin gazetesi olarak öne çıkan Muhbir gazetesini ele alacağız. Muhbir, Diyarbekirli gayrımüslim Filip Efendi tarafından 1866 yılının son demlerinde kurulmuştu. Filip Efendi, muhalif çizgide yayın yapmasını istediği gazetesine popülaritesi yüksek ve aynı zamanda kalemi kuvvetli bir gazeteci arıyordu. O vakitler, […]
  • Hakan Akpınar  hakanakpinar227@gmail.com YAZI ARŞİVİ İkinci Dünya Savaşı’nda Japon ordusu ile baş edemeyen ABD’nin nükleer silah kullanarak iki kenti-kelimenin tam anlamıyla-yerle bir etmesinin üzerinden tam 80 yıl geçti. ABD, 6 Ağustos ve 9 Ağustos 1945’te Hiroşima ile Nagasaki’ye atom bombası atarak, yüzbinlerce masum insanı acımasızca katletmişti. Bu korkunç saldırı, dünya tarihinde bir ilkti. Sivil-asker, bebek-çocuk, […]
  • Hakan Akpınar  hakanakpinar227@gmail.com YAZI ARŞİVİ Bazı yazılara girizgâh gerekmez. İsrail’in, 200 uçakla gökyüzünden baskın yaparak İran’ı ansızın bombalaması; nokta atışı suikastlarla rejimin onlarca kilit ismini ve yüzlerce insanı katletmesiyle başlayan İran-İsrail Savaşı’nın gerekçesi zaten bir girizgâha ihtiyaç bırakmayacak kadar açık… O yüzden kitabın ortasından konuşmak en doğrusu… Amaç belli… ABD ile Avrupalı peykleri, on yıllardır […]
  • Hakan Akpınar  hakanakpinar227@gmail.com YAZI ARŞİVİ Osmanlı Türkçesi ile baskı yapan ilk matbaanın kurulması, imparatorluk topraklarında geriye akan zamanın tekerine çomak sokmuştu. İstanbul’da, İbrahim Mütefferika Matbaası’nın açılması, (1727) Osmanlı-Türk düşünce dünyasını aydınlatan bir işaret fişeği olmuştu sanki… Matbaanın kurulmasına izin veren padişah fermanının ilanından sonra Osmanlı topraklarında art arda Türk matbaaları açılmıştı. Sadece, 1729-1845 yılları arasında […]
  • Hakan Akpınar hakanakpinar227@gmail.com YAZI ARŞİVİ Osmanlı-Türk basınının doğuşunu ve gelişimini anlattığımız yazı dizisine, tarihimize ışık tutan yeni bir sayfayla devam ediyoruz. Bu bölümde, ilk Türk matbaasının kuruluş hikâyesini anlatacağız. Dünya’daki ilk hareketli ve modern matbaa, 1447 yılında Almanya’da johannes Gutenberg tarafından icat edilmiş; Türkçe baskı yapan Osmanlı-Türk matbaası ise imparatorluk topraklarında ancak 1727 yılında faaliyete […]
  • Hakan Akpınar hakanakpinar227@gmail.com YAZI ARŞİVİ İmparatorluk topraklarına kabul edilen Sefarad Yahudileri’nin kurduğu matbaaların ardından, Osmanlı tebaasına mensup Ermeniler de ilk matbaalarını 16. Yüzyıl’da İstanbul’da açmışlardı. Apkar Tıbir, Venedik’teki matbaasını 1567 yılında İstanbul’a taşıyarak, İtalya’dan getirttiği basım aletleri ile birlikte Sırp Nigoğayos Kilisesi’nin avlusunda kurmuştu. Daha sonra Ermeniler, Anadolu’da da yeni matbaalar açtılar. İmparatorluk coğrafyasındaki ilk […]
  • Hakan Akpınar hakanakpinar227@gmail.com YAZI ARŞİVİ Osmanlı’da basının doğuşunu doğru ve objektif olarak anlatabilmek için matbaanın imparatorluk topraklarına ilk olarak ne zaman, nasıl ve hangi şartlar altında girdiğine mutlaka değinmek zorundayız. Böylece, Osmanlı-Türk basınının, Avrupa basınından niçin iki buçuk asır sonra ortaya çıktığını daha iyi analiz etmiş olacağız. Yaygın bir bilgi yanlışının sonucu olarak çoğumuz, Osmanlı […]
  • Hakan Akpınar hakanakpinar227@gmail.com YAZI ARŞİVİ Osmanlı-Türk basın tarihinin erken dönemini bölümler halinde yayınladığımız yazılarımız, eski gazetecilerin deyişiyle artık bir tefrikaya dönüştü. Osmanlı basınında yaygın olarak kullanılan bu gazetecilik terimi, bölümler hâlinde yayınlanan ve birbirini tamamlayan parçalardan oluşan yazı dizisi anlamına geliyor. Tanımından da anlaşılacağı üzere, tefrikada önemli olan, yayınlanan her bölümün bağımsız ama birbirini tamamlayan […]
  • Hakan Akpınar hakanakpinar227@gmail.com Yıl 1865, Ocak ayının ilk günleri… Yer, Sirkeci’nin hemen arkasına düşen Bahçekapı semti… Tasvir-i Efkâr, Bahçekapı’daki Şekerci Hacı Bekir’in dükkânının karşısındaki bir handa çıkarılıyordu. Tercüman-ı Ahvâl de aynı handa hazırlanıp basılıyordu. Bu han, İstanbul basınının, daha doğrusu özel ve bağımsız Türk basınının doğduğu binaydı. Ancak, bu handa bir gazeteci eksikti. Tasvir-i Efkâr […]
  • Hakan Akpınar hakanakpinar227@gmail.com Geçen haftaki yazımızda, Tasvir-i Efkâr’ın Başyazarı Şinâsi ile Ruznâme’nin “Hayalet Yazar”ı Said Bey arasında yaşanan “ilk edebiyat ve dil polemiği”ni anlatmıştık. Hatırlanırsa, Şinâsi bu polemikte, dil ve edebiyat alanındaki birikimi sayesinde Said Bey’i mağlup etmişti. Üstelik bu mağlubiyet, söz konusu polemiği yakından takip ederek, Tasvir-i Efkar’ın tirajını hatırı sayılır biçimde artıran toplumun […]
  • Hakan Akpınar hakanakpinar227@gmail.com Osmanlı-Türk basın tarihindeki yolculuğumuza devam ediyoruz. Sayfalarını kronolojik olarak çevirdiğimiz mesleğimizin seyir defteri, basınımızdaki ilk dil ve edebiyat tartışmaları ile çeşitli kalem kavgalarını da kayda geçirmiştir. Önceki yazımızı hatırlarsak… Tasvir-i Efkâr ile Ruznâme gazeteleri arasında yaşanan sert tekzip polemiği, taraflar arasındaki tansiyonu hayli yükseltmişti. Genç matbuatımız, uzunca bir süre bu konuyla meşgul […]
  • Hakan Akpınar hakanakpinar227@gmail.com Tarih 26 Ağustos 1864… Tasvir-i Efkâr’ın İzmir muhabirinin gönderdiği bir haber, İstanbul basınında yeni bir kalem kavgasının başlamasına sebep olacaktır. Hatta başka bir mesele yüzünden sonradan Fransız gazetesi Courrier d’Orient’nın (Korye Doryan) dâhil olduğu bu kavga, İstanbul basınını neredeyse üç ay boyunca meşgul edecektir. Haber, İzmir havalisinin mahsûlünden alınacak vergi gelirlerini toplayan […]
  • Hakan Akpınar hakanakpinar227@gmail.com Şinâsi’nin, Tasvir-i Efkâr’daki başyazılarında, siyasal eleştiri ve itirazlarla ifade ettiği özgürlükçü talepler, dönemin ruhuna uygun olsa bile Osmanlı’nın müesses nizâmı bu değişime henüz hazır değildi. 1789 Fransız İhtilâli sonrasında esen milliyetçilik rüzgârları, en çok da milliyetler ve inançlar mozaiği olarak ayakta kalmaya çalışan Osmanlı İmparatorluğu’nu tehdit ediyordu. Çağa geç kalan Osmanlı Hanedanı, […]
  • Hakan Akpınar hakanakpinar227@gmail.com 1861 baharı… Şinâsi, kendi başına yeni bir fikir gazetesi kurmak için Tercüman-ı Ahvâl’den ayrılmıştı. Bâb-ı Âli’ye bir dilekçeyle müracaat eden Şinasi’nin yeni gazete kurma isteği, 14 Mayıs 1861 tarihli padişah iradesiyle resmen kabul edilmişti. Ancak, gazetenin çıkarılması için matbaa kurmak, teknik alt yapıyı oluşturmak, biraz da maddî imkân yaratmak, Şinasi’nin 13 ayını […]
  • Hakan Akpınar hakanakpinar227@gmail.com Tanzimat Devri’nin ilk ve en önemli gazeteci-yazarlarından birisi, hiç kuşku yok ki İbrahim Şinâsi Efendi’dir. Şinâsi, günümüzün eğitim sisteminde yeterince tanıtılıp, kavranmadığı gibi tarihimize olan katkıları da hakkıyla teslim edilmemiş büyük bir aydındır. Bu büyük aydın, yakın tarihimizde fikir, edebiyat ve gazetecilik alanlarında “ilklerin adamı” olarak gösterilmiştir. Hakikaten O, yaşadığı dönemde hep […]
  • Hakan Akpınar hakanakpinar227@gmail.com 1860 yılına gelindiğinde Takvim-i Vekâyi artık “devlet haberciliği”ni bırakmış; yalnızca atama, resmî ilan ve kanun değişiklikleri ile mer-i mevzuata dair metinleri yayınlıyordu. Basın tarihimizde, devletten para yardımı aldığı için “yarı resmî gazete” olarak kabul edilen Ceride-i Havadis ise yayınlarına devam ediyordu. Gazeteyi çıkaran William Churcill bir süre önce vefat etmiş, yerine oğlu […]
  • Hakan Akpınar hakanakpinar227@gmail.com Editoryal bağımsızlığa sahip ilk özel gazetemiz olan Tercüman-ı Ahvâl, aynı zamanda Osmanlı-Türk gazeteciliğinin öncüsü vasfıyla iş görmüştür. Tercüman-ı Ahvâl, uygulamaları ve yenilikleri bakımından “ilk”lerin gazetesi olarak basın tarihimize geçmiştir. Bu yönüyle, Tanzimat Devri’nde kendisinden sonraki gazeteler için “rol model” olmuştur. Günümüzde artık dijitalleşmeye başlayan yazılı basınımızda hâlâ devam eden başyazı/başyazarlık geleneğinin temellerini […]
  • Hakan Akpınar hakanakpinar227@gmail.com Modern Türk basınının tarihi, Tercüman-ı Ahvâl ile başlar. 1860 yılında yayın hayatına başlayan Tercüman-ı Ahvâl, bizim ilk özel gazetemizdir. Hatta Türkiye’deki modern gazetecilik anlayışının ilk temsilcisidir. Tercüman-ı Ahvâl, Osmanlı-Türk Aydınlanması’nın yolunu açan Batılılaşma hareketlerinin bir sonucu olarak tarih sahnesine çıkmıştır. II. Mahmud’un ıslahatlarıyla başlayan Batılışma Hareketi, oğlu Sultan Abdülmecid’in tahta geçmesiyle hız […]
  • Bir Truva Atı: Ceride-i Havadis 22 Şubat 2025 15:44
    Hakan Akpınar hakanakpinar227@gmail.com 1836 yılının baharında İstanbul’da yaşanan polisiye bir vaka, Osmanlı döneminde yayınlanacak ikinci Türkçe gazete olan Ceride-i Havadis’in kuruluşuna vesile olacaktır. Bu enteresan hâdisenin hikâyesi şöyledir: Moda’da yaşayan İngiliz vatandaşı William Churchill, zamanın mesire alanlarından biri olan Kuşdili Çayırı’nda avlanırken, kazayla bir Türk çocuğunu vurmuştu. Çayırda oynayan çocuk, Churcill’in tüfeğinden çıkan saçmalarla yaralanarak […]