Deniz Zeyrek
Bayram yapamayanın vebali kime?
Bayramın en ilginç açıklaması Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Mehmet Kapukaya’dan geldi.
Kapukaya, Diyanet TV’de bayramda tatile gidenleri hedef alarak şunları söyledi:
“Eğer biz bayram günlerini tatil günleri haline getirirsek, burada bir vebal de vardır.”
Yazının tamamı için tıklayınız!
Murat Muratoğlu
Kurbanlık halk!
Nasıl gidiyor bayram? İyi mi? “İyi…” diyebilmeyi çok isterdim.
Ama kurban bizsek, bu bayram kimin bayramı? Kutlayacak halimiz kaldı mı sahiden?
Hem içeride hem dışarıda işler arapsaçına dönmüş durumda. Tam anlamıyla bir kısır döngü içindeyiz. Sorunlar üst üste yığılıyor, üstünü örttükçe altı kabarıyor.
Belirsizlik ve kırılganlık her geçen gün artıyor. Gördüğünüz sis değil, sistem çökerken çıkan duman aslında…
Yazının tamamı için tıklayınız!
Nuray Babacan
Kalitesiz eğitim, kalitesiz hukuk!
Türkiye’de ekonomiden bile önemli sorun haline gelen hukuk sistemi, aylardan beri süren yanlış uygulamalar nedeniyle en çok şikayet edilen konu. Hukukun eksikliği, vatandaşları ‘hak, hukuk, adalet’ sloganlarıyla sokağa dönerken, hukuk fakültelerinin durumu da itiraz edenlerin ne kadar haklı olduğunu ortaya koydu.
Yazının tamamı için tıklayınız!
Mustafa Karaalioğlu
Gazze ölürken gel de bayramdan bahis aç!
Bir bayram daha geçti…” diye başlayan cümlenin peşine “… Gazze’de insanlık ölüyor ve ses çıkaran yok” desek uygun mu? Çok uygun. İki milyonu aşkın savunmasız insan ABD destekli İsrail’in soykırımına tabi tutuluyor ve böyle bir trajedide bile ses çıkmıyor. Batı başkentlerinde protestolar olmasa insanlık tümüyle başını kuma gömmüş açlıktan, susuzluktan, ilaçsızlıktan kırılan bir halkı görmeyecek. Ölüm yağdıran bombaların sesini de duymayacak.
Yazının tamamı için tıklayınız!
Murat Belge
“Ölmek”
Türkiye’de kimlerin muhafazakâr olduğu ve neyi muhafaza etmek istedikleri benim bir türlü çözemediğim bir bilmece olmuştur. Neyse ki, “bilenler” var. Kimin öldüğünü, kimin geberdiğini bildikleri gibi, ne zaman ve nasıl gebereceğimizi de onlar biliyor.
Yazının tamamı için tıklayınız!
Akdoğan Özkan
‘Muzaffer’ Suriye tam teslim
Esad yönetimlerinden farklı olarak, bırakın Lübnan ve Filistin’i, Suriye’yi bile savunmaya yeltenmeyen Şara yönetimi, Golan Tepeleri’nden bile “İsrail toprağı” olarak söz ediyor.
Beğenelim beğenmeyelim, Hafız Esad ve Beşşar Esad Suriye’sinin politikasını belirleyen üç temel çizgi vardı:
– Lübnan’ı savunmak,
– Filistin’i savunmak,
– Suriye’yi savunmak…
Çünkü, Osmanlı’nın İslamiyet öncesi isminden hareketle “Bilâdu’ş Şam” olarak adlandırdığı, Suriye, Filistin, Lübnan ve Ürdün’ü içine alan bir bölgenin mirasçısı olarak kendini görüyordu o zamanlar Suriye. Onu savunma uğruna yılların seyri içinde büyük kayıplar vermişti.
Namık Tan
“Sandık önümüze, adayımız yanımıza” geldikten sonra kurulacak ilk sandıkta siyasetten emekli edilecek Erdoğan’dan sonra temel dış politika tutumu nasıl olmalı?
Lula Fransa’da:
Brezilya Cumhurbaşkanı Lula alışılmışın dışında beş günlük bir Fransa gezisinde. Kabataslak ifadelerle, ev sahibi Cumhurbaşkanı Macron da konuk Lula da “solcu” ve Fransa’da da Brezilya’da da başkanlık sistemi var.
Okuma yazma bilmeyen bir annenin sekiz çocuğundan biri olan Lula on yaşında ayakkabı boyacılığı yaparak çalışmaya başlayıp, daha otuz yaşındayken ülkesinin güçlü metal iş kolu sendikasının başkanlığına erişiyor. 35 yaşında İşçi Partisi’ni kuruyor ve dördüncü denemesinde başkanlığı kazanıyor.
Yazının tamamı için tıklayınız!
Fatih Altaylı
İktidarın İmamoğlu paranoyasının nedenlerini Selvi ifşa ediyor
İktidarın sözcülerinden Hürriyet yazarı “gereğini yapan Abdülkadir” Selvi, iktidarın Ekrem İmamoğlu paranoyasını iyiden iyiye açık etmiş.
Selvi, Ekrem İmamoğlu’nun iki ayrı konsey kurduğunu iddia etmiş.
Buna göre konseylerden ilki, para ve ekonomi ile ilgili.
İçinde TÜSİAD ayarında iş insanları, iş ve yönetim dünyasından uluslararası etkinliği olan isimler varmış ve paranın yönetimini bunlar ele almış.
Diğeri ise siyasi konseymiş, burada de tecrübeli, yine uluslararası tanınırlığı, bilinirliği olan eski ve yeni siyasetçiler yer alıyormuş.
Ekrem İmamoğlu bunlara danışıyor, bunlarla iş yapıyormuş.
Okuyunca güldüm. Belli ki bu iktidarın fikri ve iktidarın inancı.
Ekrem İmamoğlu’nun böyle bir yapı kurduğuna inanıyorlar.
Belli ki, iktidar kendi geçmişi ile İmamoğlu arasında bir paralellik kurmaya çalışıyor.
Yazının tamamı için tıklayınız!
Neşe Doster
Derdi dünya olanın dünya kadar derdi olurmuş…
1981 yılına kadar kölelik düzeninin hüküm sürdüğü, kız çocuklarının 5 yaşından itibaren deve sütü ile beslenip obez olmalarının sağlandığı, ülkedeki erkeklerin kilolu kadınları tercih ettiği, 4 eşliliğin yasal ve yaygın olduğu, kadınların yarısının okuma yazma bilmediği Moritanya’la eğitim açılımı yapıldı! Müjdeler olsun…
Yazının tamamı için tıklayınız!