Fatma Sahur: Bir Sahil, Birkaç Dakika, Bir Ülkenin Gerçeği…
Fatma Sahur
fatmasahur1@gmail.com
Bostancı’da Teksas Hissi…
Bazen insanın dili kilitlenir… Ne söylesem eksik kalır, ne yazsam yarım kalır. Çünkü artık yaşadıklarımız haber değil, hayatın ta kendisi olmuş durumda. Ve insan en çok da buna üzülüyor: alışmaya başlamak zorunda kalmasına.
Kadın cinayetleri, silahlı olaylar, yaralanmalar…
Her gün bir yerden bir haber düşüyor önümüze. Eskiden “yok artık” dediğimiz şeyleri şimdi maalesef “bir daha mı” diyerek okuyoruz. Bu da insanın içini en çok yoran şey.
Dün akşam İstanbul’da, Bostancı Sahili civarında yaşanan bir olaya bizzat şahit oldum. İş çıkışı sahil tarafındaydım. Bir anda silah sesleri duyuldu. O an insanın yüreği ağzına geliyor. Ne olduğunu anlamadan ortalık karıştı, insanlar bir yana koşuştu, bir telaş bir panik…
İki kadının yaralandığı konuşuluyordu. Bir gençten bahsediliyordu, ateş açmış denildi. O an orada herkes birbirine bakıyordu ama kimse tam olarak ne olduğunu bilmiyordu. Herkes bir şey söylüyor ama herkesin sesi titriyordu.
Ben oradaydım. Sesi duydum. O kalabalığın içinde insan bir an şunu düşünüyor: “Bir saniye önce ben de orada olabilirdim…”
İşte en ağır olan da bu.
Ama asıl yoran şey sadece olay değil… insanların artık buna bile çok çabuk alışıyor olması. Birkaç dakika panik, sonra sanki hiçbir şey olmamış gibi dağılınan kalabalık… Bu bile insanın içini acıtıyor.
O an orada, kalabalığın içinde hiç tanımadığım bir beyefendinin söylediği bir söz ise insanın aklından kolay kolay çıkmıyor. “Geçen gün de burada bir adamın kafasına sıkıp kaçtılar” dedi. Şaşırdım. Çünkü böyle bir olaydan ne haberlerde ne de başka bir yerde açıkça bahsedildiğini duymamıştım. Ama orada, o kalabalığın içinde birinin bunu bu kadar sıradan bir şey gibi anlatması bile, aslında ne kadar ağır bir tabloyla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyordu.
İnsan o an şunu düşünüyor: Demek ki biz bazı şeyleri ya duymuyoruz ya da duyup unutuyoruz… ama hayat içinde bunlar yaşanıyor.
Ve artık insanın içinden şu cümle dökülüyor: Benim ülkem Teksas’a döndü resmen…
Soruyorum kendi kendime… Biz ne ara bu hale geldik?
Ne ara bir silah sesi duyunca irkilen değil de sadece bakan insanlar olduk?
Ne ara bir canın bu kadar kolay incindiği bir zamana geldik?
Kimseyi suçlamak kolay, ama mesele sadece kişi meselesi değil. Bir yerde bir şeyler eksik. Bir yerde caydırıcılık zayıf. Bir yerde “nasıl olsa bir şey olmaz” düşüncesi çok rahat dolaşıyor. İşte bu da en tehlikelisi.
Eğer bir insan “nasıl olsa çıkarım” diyebiliyorsa, orada sadece o kişi değil, sistem de sorgulanır. Çünkü korku değil, hesap kitap konuşuluyorsa orada adalet duygusu zedelenmiştir.
Bir de en çok can yakan taraf şu: Her olaydan sonra biraz konuşuyoruz, biraz üzülüyoruz, sonra hayat devam ediyor. Ama unutulan her şey, bir gün yeniden karşımıza çıkıyor.
Bugün Bostancı Sahili’nde yaşanan şey, yarın başka bir yerde yaşanmasın diye konuşmak zorundayız. Yoksa bu sessizlik büyür… büyür… ve hepimizin üstüne çöker.
Ben bir vatandaş olarak şunu söylemek istiyorum: Artık kimsenin canı bu kadar ucuz olmamalı. Bir sahilde yürürken bile insan korkmamalı. Bu ülkenin en çok ihtiyacı olan şey, huzur ve güven.
Çünkü güven yoksa, hiçbir şey yok…
-
Hasan Kanaatlı: Muharrem Ayı ve Hz. İmam Hüseyin’in Şehadeti
-
Fatma Sahur: Bir Sahil, Birkaç Dakika, Bir Ülkenin Gerçeği…
-
Centcom: İran limanlarına yönelik abluka kaldırıldı
-
Alman Ekonomi Bakanı Ankara’da: Gündem ekonomi ve enerji
-
Suriye’de ‘Esad protestoları’ yayılıyor, hükümetten ‘intikam’ uyarısı
-
İBB davasında dokuz tahliye
