Cahit Kılıç
Cahitkilic54@gmail.com
Yazsan, konuşsan, fikirlerini beyan etsen, başında totaliter rejimin kılıcı sallanıyor! Çünkü muhalifsin, söyleyeceklerin, yazacakların senin gözlemlediğin gerçeklerdir.
Totaliter rejimlerde gerçekleri dile getirenler kodese gönderilirken, yağcılar, yalakalar, yağdanlıklar, yanaşmalar, millet parasıyla beslenip millete saldırtılan tetikçiler ve troller makbul adamlar sayılır. Hem beslenir hem de bir şekilde taltif edilir.
***
Yazmazsan, konuşmazsan içine dert olur, benim gibi beş aydır teşhisi dahi konulamayan bir hastalığa duçar olursan…
***
Yetmişi geçmişsin, altmış yıldır bu ülkenin siyasetine, sosyolojisine, kültürüne, gelenek-göreneğine, sanatına, toplumsal bölünmüşlüklerin yaşam ve felsefelerine tanıklık etmişsin.
Elli yıl boyunca evine mutlaka bir gazete girmiş, haftalık dergilerden mutlaka birini almışsın…
Toplamda yedi ayrı ülkede yaşamışsın. Despotik ülkelerin, polis devletlerinin yönetimlerine tanıklık etmiş ve naturan gereği o ülkelerin de sosyolojik yaşam biçimlerini gözlemlemiş, her birinin içerisinde iken: tarihleri ve sosyal yaşam biçimleri hakkında araştırmalar yapmışsın…
***
İçeride ve dışarıda takriben 4-5 bin kitap okumuşsun…
Hem kendi tarihine hem de dikkatini verdiğin, dünyayı etkileyen toplumsal olaylar yaşayan, kısaca devrimlere sahne olmuş ülkelerin tarihini ezberleyecek kadar incelemişsin.
Devrimlerin, hem kendi ülkelerinde hem de dünya çapında meydana getirdiği siyasal ve toplumları etkileyecek kadar yüksek kalibredeki sosyal etkilerine yıllarca kafa yormuşsun…
İki yabancı dil öğrenmişsin, yaklaşık iki bin makale yazmışsın, yüzden fazla farklı televizyon programlarında iç ve dış siyaseti yorumlamışsın. Sekiz buçuk yıl boyunca Tahran Radyosunda yine hem bölgesel hem de küresel meselelerde yorumculuk yapmışsın…
Antik Yunan’dan başlayarak, Aydınlanma Çağı’nın en öne çıkanları ve günümüze kadar olan bütün filozofları hatmetmişsin, felsefenin derinliğine boğulacak kadar dalmışsın…
Divan Edebiyatını, Tasavvufun Sultanlarını, Şark’ın Sultanlarını, Horasan Erlerini ve Batı ve de Rus Klasiklerini adeta yutmuşsun…
Beş kitabın da müellifisin.
***
Hülâsa…
Tevazua gerek yok, epeyce bilgi birikimin var. Anayasal güvence altında, bu birikimlerini, kendi hakikatin doğrultusunda ve inancının ışığında, yazmak ya da konuşmak istiyorsun…
Ancak…
Korku imparatorluğu dağları esir almış vaziyette… Yaz bahar iklimi zimistana dönmüş…
***
Velev ki sen korkmasan, hapsi göze alsan; yazacakların, söyleyeceklerin, işte altta göründüğü gibi kadük kalacak. İnsanlar korku belâsına uzak duracaklar, haklı bulsalar dahi tepki vermeyecekler…
***
Bakınız, 291 kişi görüntülemiş, sadece 15 kişi etkileşim yapmış. İki cesur insan da yorum yazmış. Çünkü ikisi de başka ülkelerde yaşıyorlar…
Oysa küçük bir ironik hatıra ve iki satır da durum tespiti var…
***
Hâlbuki, zamanında fırsat varken, ben de iktidara yanaşma olsam, yalakalık yapsam, şimdi mevcut “Lağım Medyasında” benim de ya bir köşem olurdu ya da bir kanalda haftanın beş günü yorumculuk adı altında ağzımdan salyalar akıtarak mabat yalıyor olurdum…
Ve tabiî ki, heybemi turpla değil, yemyeşil mangırlarla doldurmuş olurdum…
***
Diyeceksiniz ki:
Ya şeref, haysiyet, aydın namusu?
Bir şiirimde demiştim: ” Nedir şeref, haysiyet? Eder mi bir mülkiyet?”
Üç otuz paralık emekli maaşımla süründüğümden belli olmuyor mu?
Allah, evlâtlarımdan razı olsun.
***
Velhâsılı kelâm:
Bu devran da bir gün geçer. Mesele odur ki, dünya gözüyle görelim.