Han Ayvaz Adıgüzel: Anayasalar ve din!

-İslâmî Yazılar - 26 Mayıs 2026 14:29

Han Ayvaz Adıgüzel

hanayvazadiguzel@gmail.com

YAZI ARŞİVİ

Bir ülkenin anayasasında maddeler ne kadar azsa istikrar o kadar kuvvetli olur. Tarihin şahitliği budur!

 Amerikan anayasasında yedi madde ve kırk düzenleme var. İngiltere’de anayasa yoktur. Deliller toplanır, jüri karar verir. Şimdi geri kalmış ülkelere bakalım.

Nikaragua 186 madde var, yıkılan Yugoslavya’da 404 madde! Her iki taraftan da iki örnek verdim, böyle ülkelerin sayıları kabarıktır.

O halde iş geldi şuna dayandı: Maddelerin keçi aksırığı kadar önemi yoktur. İş odur ki dürüst hakimler olsun. Hukuk tarihinde şöyle yaygın bir söylem var: “En iyi anayasa kötü hakimler yüzünden zulme dönüşür, en kötü anayasa iyi hakimler yüzünden adalete dönüşür!”

Hukukun lakayt olduğu ülkeler, bastırılmış din ve dindarlar ülkesidir. İslam ülkelerinde hukuk meselesi bir türlü istikrar bulmadı, din anlayışı da! Mevcut şu anlayışa ne dersiniz?

“Şerrihi min Allah’u teala!” Ne demek yani bu? “Şer Allah’tandır!” Böyle bir anlayış İslam’a vurulan en büyük darbedir ve İslam dünyasının kahir ekserisinin inancı budur. Bu anlayış İslam dünyasını emperyalistlere köle yapmıştır.

Bu anlayıştan dolayı İslam dünyasının iki yakası bir araya gelmiyor. Utanç bir anlayış.

İslam’a sonradan eklenen bu şer anlayışı kısaca şunu demek istiyor: 

Eğer biz sömürülüyorsak bu Allah’tandır. Eğer geri kalmışsak, bu Allah’tandır. Eğer her tarafta zulüm varsa, mafya- vari kuruluşlar ve komitalar halka zulüm ediyor ve onları yağmalıyorsa bu Allah’tandır.

Günümüzde İslam’ın ana ekolü bunu kabul etse bile, bunun İslam’la hiçbir alakası yoktur.

Bu şer kavramı Zerdüştlükten alınmadır. Zerdüşt dinine bakın bunun aynısını orada göreceksiniz. İşte dindeki bu anlayış, anayasa kanunları gibi dini ve dindarları bastırma olayıdır. Cemaatler bu şer kavramını mükemmel kullanmışlardır. İslam’ı bu kör inançtan kurtarmak ancak aydınlara düşer.

Yaşanmış her süreç bir tecrübe olduğu gibi, okuyup öğrenme de bir tecrübedir, hatta Allah’ın bir lütfudur bu. Din de millet de büyüktür. Dava büyük olunca ona karşı oyunlarda büyük olur. Oyunları görmek lazım, incelemek gözlem yapmak gerek. 

Aydın olmanın vasıflarından biri de edindiği tecrübelerdir. Büyük milletleri büyük yapan tecrübelere sahip çıkmalarıdır. Bir milleti gerçek kılan nedir sorusunun cevabıdır bu.

Aslında tecrübe, alimler katında Hz. Muhammed’i bilmekten başka bir şey değildir. Resulü iyi bilmek ve anlamak için aklın devrede olması lazım. İslam felsefesinde ilk akıl Muhammet’tir. 

Hele Muhammet’ten ayrı düş, o din başına bela olur.

İnsanın gözü ve ruhu Muhammet ve onun Ehl-i Beyt’iyle aydınlanırsa, o kişi kanatlarının hiç birisini kutsallara rehin vermez. Muhammet ’siz her şey heba olmuştur. Bu, Kur’an olsa, Kâbe olsa bile. 

Bir Müslüman için Muhammet’siz Allah bile yok hükmündedir. Böyle bir Allah’ı çapsız deistlere bıraktık.

Bütün İslam ülkelerinde anlamadıkları İslam adına itaatkâr bir kitle var. Bunlara yaygın adıyla Ümeyye İslam’ı denir. Yani Muaviye kitlesi!

Eğer Muhammet’ten ayrı düşersen, senin bilinç altın kurumayan bir bataklığa döner. 

Halife dersin, sahabe dersin, tabiin dersin, cemaatim dersin, şeyhim dersin vb. ve sonra din adına her türlü çirkefliği işler, gider cinayete ortak olursun. Sonra da gelir namaza durursun ve hiçbir pişmanlık duymadan; çünkü sana göre bütün işleri yapan Allah’tır, bunda senin ne fiilin var.

İşte bu akıl almaz işlerin hepsi Resul Muhammed’i gereği gibi tanıyıp bilmemenin neticesidir.

 

BENZER HABERLER