Neşe Doster: 5 konu, 5 başlık, tek sonuç…

-Felsefe - 4 Ekim 2026 20:46 A A

Neşe Doster

nesedoster@yahoo.com

YAZI ARŞİVİ

Evet! Bazen bir bakışa tutunur, anıların sığınak olduğunu hatırlar, bazen bir sözden medet umar, bazen güvendiğimiz dağlara yağan kar karşısında dalıp gider, bazen de (ama çok az!) “boş ver be!” deyip geçeriz ya! O nedenle iyi bilen, iyi gören, iyi hesap edenlerden olmalıyız. (günümüzde çok zor da!) Ben bu girişi neden yaptım, açmaya çalışayım; 

Anne oğul arasındaki konuşma…

Evlat konuşuyor; “Anne bu ne? Telefonumda 6 tane cevapsız çağrı var, hayrola konu nedir, neden bu kadar sık arıyorsun beni?”

Anne konuşuyor; “Şikayet edeceğine  bir annem var, beni arıyor, evime varıp varmadığımı, aç olup olmadığımı, üşüyüp üşümediğimi merak ediyor diye düşün, bir gün o ses kaybolacak unutma!”

Anne kız arasındaki konuşma…

Evden ayrılıp tek başına yaşayan kızı annesini ziyarete gelir, hava soğuk, kızının giysileri incedir. Annesi dayanamaz; “Hava çok soğuk ve sırtın çok ince, üşütüp hasta olacaksın!” der. Kızının yanıtı gecikmez; “Yeter artık anne, ben çocukluktan çıktım!” Annesinin cevabı ders niteliğindedir; “Sen çocukluktan çıktın ama ben annelikten çıkamıyorum!” Bu ailevi girişten sonra gelelim sadede…

Aşağıdakiler, yukarıdakiler!

Hem mühendis, hem doktor, hem ailece üstün zekalı olan, ülkemizin her türlü koltuğunu işgal eden, müsteşarlıktan büyükelçiliğe, bakan yardımcılığından üst düzey yöneticiliklere  koşarken  ve kendisi yükselirken kardeşlerini, kuzenlerini, damatlarını, gelinlerini de unutmayan, daldan dala koşarken paraya para demeyenler bir yanda! 

Baklava çaldı diye 9 yıla mahkum edilen çocuk! Pazarda fiatları görünce oğlunun çok ihtiyacı olan kazağı alamadığı için tezgahtan aşırmaya kalkan ve yaklanmamak için koşarken ayağına çelme takılarak düşürülüp yaralanan, polise teslim edilip, hapse tıkılan anne! Evde aç bekleyen çocuklarına bir şeyler yedirmek için kahvaltılık malzeme çalarken yakalanıp tutuklanan baba, pahalılık ve sefaletin gidirek arttığı bir ülke diğer yanda! Ve adı pek çok olaya karıştığı halde ortalarda serbestçe dolaşanlar her yanda! Yeri gelmişken soralım? Neden sorumsuz sorumlular varsıllaşırken, yurttaşın payına yoksulluk düşüyor?

Gelelim yanıtsız kalacak sorulara?

Ülkemizin hali böyle iken; Geçmişi unutmadan bugünü sorgulamak adına, ekonomik ve toplumsal sorunlara dikkat çekmek adına; cesur adımlar atmak yerine, şafak baskınlarıyla, yerel yönetimlere kancayı takmanın, ülke gündemini  sık sık değiştirmenin dışında neler yapılıyor merak ediyor ve bir soruyla bu paragrafı kapatıyorum: Deniz bitse bile karanın görünmediği günümüzde umurlarında mıyız acaba?

Yandaş basına göre kaostan kaçan belediye başkanları soluğu süt liman olan AKP’de alıyormuş. Harika bir tercih de; De’si şu; acaba mutlu görünmeyi unutan, kaygı dolu yüz ifadeleriyle, çökmüş omuzlarla dolaşan, yüzü asık, boynu bükük, gözleri derin düşüncelere dalan emekli ve dar gelirli mahzun ve mahrum dolaşırken!  Okul baskınlarından vurgunlara, kadın cinayetlerinden can güvenliğini tehdit edici boyutlara, İzmir’de ortaokul öğrencisinin çantasından çıkan bıçak ve silaha bakınca! Daha nelerin olmasını bekliyoruz?

Üzgünüm! Felsefe hocam Prf. Dr. İonna Kuçuradi aramızdan ayrıldı…

Üzgünüm! Atatürk Üniversitesi’nde okurken Felsefe hocam olan, derslerini iple çektiğim Prof. Dr. İonna Kuçuradi doğum gününde aramızdan ayrıldı. 90 yıllık hayatını yaşam felsefesine, insanı görmeye ve insanı insan yapan etik değerleri görmeye, toplumsal çürüme karşısında direnmeye, gerçekleri aramaya, kendi hükmümüzden bile şüphe etmeye, kendimize sorular sormaya, bir bakıma insanı insanla tanıştırmaya ayırıp, kendimizi sorgulamayı öğretti, felsefenin sadece bilgi değil, düşünme yeteneği kazandırdığını anlatarak felsefeyi hayatımıza getirdi… 

İonna Hocam; O yıllarda sadece bilgisiyle, akıcı ve zarif Türkçesiyle, içtenliğiyle, konuları anlatmadaki beceri ve birikimiyle değil, şıklığı ve güzelliğiyle de öykündüğümüz, örnek almaya çalıştığımız bir hocamızdı. Derslerinde  Dostoyevski’den girer, Saint-Exupery’den çıkar, Nietzesche’den ve Sokrates’ten örnekler vererek bizi dünyaya taşırken, onları da ayağımıza getirirdi.

Sıklıkla yinelediği; “Ahlak, bir toplumun ayakta kalabilmek ve birlikteliğini koruyabilmek adına koyduğu görünmez yasalardır. Ahlak, en yalın haliyle bir toplumun var olma ve hayatta kalma refleksidir.” derdi.

Dostluğun değerini çok açık ve net belirten; “Dostluk, yaşanılması gereken bir insanlık değeridir!” şeklinde konuşurdu.

Bize düşünmeyi, sorgulamayı belleten sözleri hala belleğimdedir. Değerli hocamı saygıyla, sevgiyle anıyorum. Işıklar içinde uyusun… 

 

-Felsefe - 20:46 A A
BENZER HABERLER