Han Ayvaz Adıgüzel
hanayvazadiguzel@gmail.com
Onlar sefer adamı değildiler hayat adamıydılar. Halbuki sefer sevinci var bende, süvarinin andını içmişim ben!
Sararan rengi içinde acısını kimse anlatamıyor. Böyle insanların inançları halis, aşkları temiz olur. Cehennem, dünyada kişinin inancını gizlemesi değil de nedir? Saklı kimliğin ateşi insanın kalıtımına işler.
“Mum yanar ve kendini eritir, sen gel bu kıssayı muma sor, sabah rüzgarına değil!”
Ülkesi yağmalanan genci çağır şöyle de: “Senin bu ülkede harakiri yapman için yeterli bir sebep mi yok yoksa sen mi yeterli değilsin?
Bunun cevabını ben vermek istiyorum, genç bu soruyu anlayamaz bile!
Konunun inceliği şurada: Sen onun inkâr ettiği şeyi biliyorsun, o senin bildiğin şeyi inkâr ediyor. Yağmalanan ülkelerde birinin halinden ötekinin haberi olmaz. Kalabalıklar dinlemek istemezler, duymak isterler hem de duymak istediklerini!
Vatanın ırmağından denizine kadar baki kalmasını istiyorsanız, vatan toprağını bütün ihtimallere açık hale getiremezsiniz. Komşunun vatan topağı sana, seninki de ona emanettir. Eğer sen bu emanete ihanet edip kalbura çevirirsen, kendi vatanını açık hale getirirsin. Bu konular duygu değil yüksek eğitim konularıdır.
Vatan sevdasına düşmüş insanların sözleri acı olsa bile o sözlere küstah denilemez. Vatan savunması ve onu korumak ne zamandan beri küstahlık olmuş?
Bir toplum eğitimini başkalarına bırakırsa yükseğe erişemez. Eğer erişebilirlerse anlayabilirler. Herkes sözden bir şey anlar ama herkes kendi halini anlar. Anlatanda değil, dinleyende arzu olmalı.
Kalbi kırıkların ülkesinde kişinin vicdanı eğer umursamazsa orada kadına ihanet vardır. Görün ki onlara ihanet ediliyor mu?
Bakınız bu gerçektir. Belgeleri günümüze kadar gelmiştir. Bir devre Hristiyanlık ’da kadının ruhu var mı yok mu tartışması yaşanmıştır. Buna karşın Kur’an’dan bir örnek vermek istiyorum: Kur’an’da ki kadın tabiattaki kadının aynısıdır. Kur’an’ın aşk felsefesi şudur:
“Sevgi ve rahmet!” Kadın hem rahmet hem sevgilidir. Kadına sevgi, rahmetin ışığı, saygı, halka hürmettir! Kadın için bir başka açıdan şöyle diyelim:
“O, düşünen ve cesur insan yetiştirendir!”
Hiçbir kadın kendisinden başka yasa tanımaz ve onlar koşmak için değil, yakalamak için koşarlar. Bazıları yarı sevilmektense hiç sevilmemeyi yeğlerler. Eğer isterlerse her şeye itiraz ederler ve eğer isterlerse bir şizofreniyi tedavi edebilirler.
Nedendir bilmiyorum. 17.yy’la kadınlar çağı diyorlar.
Askerlik hatıralarını anlatıp dururlar. Ben askerlikte ciltlere bedel bir cümle öğrendim.
“Düşman ölü noktadan saldırır!” Söz çok güçlü insanı etkiliyor.
Acaba İslam toplumunun ölü noktası var mı? Yoksa acaba İslam dünyası noktasız mı? Bir soru daha sormak istiyorum. Bizde olan nedir, denge mi uyum mu?
Denge kapılmamaktır, uyum zamanında kullanmaktır. Denge ve uyuma bir de adaleti kattın mı, Tanrı’nın vekili olursun; çünkü bu üçü evrende vardır.
Eğer sözünde olgunluk yoksa sen tecrübe ateşinden geçmemişsin. Akıllı güzeller bilgi ve marifeti temsil ederler. O halde a güzel sen konuş ki cihan sallansın!