Avrupalı raportörlerden Türkiye’ye ortak ‘yerel demokrasi’ mektubu

-Avrupa - 28 Nisan 2026 13:18 A A

Avrupa kurumları raportörleri, Türkiye’de yerel demokrasiyi etkileyen konulara ilişkin, “insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü” vurgusu yapılan ortak mektup kaleme aldı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye hitaben yazılan mektupta Avrupa kurumlarının yetkililerinin, “sorunların aşılması için birlikte çalışma” ve “Türkiye’nin demokratik yükümlülüklerini yerine getirmesine daha fazla destek verme” vurguları dikkat çekiyor.

Avrupalı farklı kurumların ortak bir mektup girişimde bulunması, örneğine pek rastlanan bir durum değil.

İlgili kurumların Türkiye ile iş birliğinin, ortak değerler olan demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü üzerine kurulu olduğunun ve bu değerlerin devam eden ilişkilerin temelini oluşturduğunun altının çizildiği mektupta şu ifadelere yer verildi:

“Bu nedenle, ülkenizdeki yerel demokrasiyi etkileyen son gelişmelerle ilgili ortak endişelerimizi dile getirmek ve bu sorunların üstesinden gelmek için nasıl birlikte çalışabileceğimizi görüşmek amacıyla size ortaklaşa sesleniyoruz.”

Mektupta, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu yargılanmasında ikinci yıla girildiği ve Türkiye’de muhalefete bağlı birçok yerel seçilmiş temsilcinin de uzun süredir tutuklu olduğu hatırlatıldı.

Ortak mektupta, “Mevcut durum, seçmenlerin temsilcilerini özgürce seçme hakkını zedeleyerek genel olarak demokrasiyi zayıflatmaktadır” denildi.

Bu konulardaki endişelerin Türk yetkililerle yürütülen siyasi diyalog aracılığıyla sistematik olarak dile getirildiği de mektuptaki vurgular arasında yer aldı.

Demokrasi, adalet ve insan hakları gibi temel ilkelere bağlılık ve seçilmiş temsilcilerin tutuklu yargılanması konusu bağlamında diyaloğu sürdürmeye hazır olunduğunun belirtildiği mektupta şu mesaj verildi:

“Avrupa Konseyi üyesi ve Avrupa Birliği’nin stratejik ortağı olan Türkiye’nin demokratik taahhütlerini yerine getirmesine daha fazla destek vermeye hazırız.”

“Süregelen zorlukların üstesinden birlikte gelerek, Türkiye’de demokratik ilke ve değerlerin korunmasında somut ve sürdürülebilir ilerlemeler kaydedilebileceğine” olan inançlarını dile getiren imzacılar, mektubu şu ifadelerle sonlandırdılar:

“Ortaklık ruhu ve ortak sorumluluk bilinci içinde iş birliğimizin devam etmesini dört gözle bekliyoruz.”

Mektupta kimlerin imzası var?

Mektupta, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türkiye Raportörleri Lord David Blencathra ve Yves Cruchten, Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nden Bryony Rudkin, Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor ve Avrupa Bölgeler Komitesi Türkiye Çalışma Grubu Başkanı Jelena Drenjanin’in imzaları bulunuyor.

Bu kurumlar insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü konularında Türkiye konusunda zaman zaman benzer mektuplar ya da rapor ve kararlarla devreye giriyor.

Son mektubu diğerlerinden farklı kılan en dikkat çekici unsursa, farklı kurumların aynı konuda ortak hareket etmeyi tercih etmesi.

Özellikle Avrupa Konseyi ve bağlantılı kurumların Türkiye konusunda Avrupa Parlamentosu’yla ortak girişimde bulunması, örneğine pek rastlanmayan bir durum.

Mektubun ortak yazılmış olması, vurgu yapılan konularda Avrupa kurumlarının kurumsal kimlikleri farklı da olsa aynı çizgide olduklarını göstermesi açısından önemli.

Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez'in eli çenesinde, düşünceli görünüyor. Arka planda Avrupa Birliği bayrağındaki yıldızlar var.
Mektupta Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor’un da imzası var.
‘Yakından izleniyor’

Türkiye’de yerel yöneticilere yönelik tutuklamalar Türkiye’nin de üye olduğu Avrupa Konseyi ile aday ülke olduğu Avrupa Birliği (AB) kurumları tarafından yakından izleniyor.

Bununla birlikte son dönemde özellikle insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü konularında eskisine oranla daha az tepki verilmesi dikkat çekiyor.

AB yetkilileri tepkisizliğin söz konusu olmadığını belirterek, “Raporlarımızda bu konulara detaylı şekilde değiniyoruz” tezini öne çıkarıyorlar.

Mektubun imzacılarından olan Sanchez Amor, şubatta, Türkiye Raporu taslağının görüşüldüğü AP oturumunda, AB Komisyonu’nun ve AB Konseyi’nin “Türkiye’deki demokratik gerilemeye” karşı sessiz kalarak AB’nin imajına büyük ölçüde zarar verdiğini söyledi.

Amor aynı oturumda, “Türkiye’deki Avrupa ve demokrasi yanlısı sivil toplumu kaybediyoruz” diye konuşmuştu.

Mektuptaki konular, ilgili kurumların raporlarında yer almayı sürdürüyor.

AP’nin, mayısta yapılacak oylamayla nihai halini alacak Türkiye Raporu taslağında Türkiye’de yerel demokrasinin kötüye gitmesinden ciddi endişe duyulduğu vurgulanıyor.

Gece toplanmış bir kalabalık, telefonlarının ışıkları açık, ortada bir kişi üzerinde İmamoğlu'nun fotoğrafı olan ve "Türkiye kazanacak" yazan bir pankart tutuyor.
Mektupta, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu yargılanmasında ikinci yıla girildiği ve Türkiye’de muhalefete bağlı birçok yerel seçilmiş temsilcinin de uzun süredir tutuklu olduğu hatırlatıldı.
Kayyum uygulamalarına eleştiri

Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi de Mart 2025’te, Türkiye’de demokratik olarak seçilmiş belediye başkanları yerine hükümet tarafından atanan kayyumların getirilmesi uygulamasını eleştirdi.

Kongre ayrıca, seçilmiş yerel ve bölgesel temsilcilerin çalışma koşullarının kötüleştiği yönünde işaretler olduğunun altını çizdi.

Muhalefet partilerinin belediye başkanlarının terör ve yolsuzluk gerekçesiyle görevden uzaklaştırılması, tutuklanması ve yargılanmasının Türkiye’de temel özgürlüklerin ve hukukun üstünlüğünün zayıflamasına neden olduğu da Kongre’nin değerlendirmeleri arasında yer alıyor.

Kongre, İmamoğlu’nun tutuklanmasının siyasi baskı unsurları taşıdığı görüşünde.

Türkiye eleştirilere katılmıyor

Türkiye özellikle insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü konularında Avrupa kurumlarından gelen eleştirilere katılmıyor.

Eleştirilerin yer aldığı raporlar genelde, “gelişmeleri görmezden gelen”, “objektif olmaktan uzak”, “haksız, temelsiz” olarak değerlendiriliyor.

Daha önceki dönemlerde bu konulardaki eleştirilere uzun tepkiler vermesiyle dikkat çeken Türkiye artık detaylı ve uzun tepki verme yaklaşımını değiştirmeye başladı.

Dışişleri Bakanlığı’nın, AB Komisyonu’nun geçen yıl 4 Kasım’da yayınladığı Türkiye Raporu’na verdiği tepkide, bu başlıklarla ilgili olarak “Avrupa Komisyonu tarafından bugün yayımlanan Türkiye Ülke Raporu’nun yargı ve temel haklar ile iç siyasi gelişmelere ilişkin taraflı, ön yargılı ve mesnetsiz iddialarını reddediyoruz” ifadeleri kullanılmıştı.

Benzer bir yaklaşım Avrupa Parlamentosu’nun son Türkiye Raporu’na 7 Mayıs 2025’te verilen tepkide de sergilendi:

“Asılsız değerlendirmeleri reddediyoruz.”

Kaynak: BBC Türkçe

-Avrupa - 13:18 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.