Cahit Kılıç: Sisli Hatıralar!
.
Rusya’da olduğum zamanlar…
.
.
Yıl 2005
Ekaterinburg’da yolda bir taksi durdurdum ve ön koltuğa oturdum.
Jiguli 6…
Arabanın teybinde de müzik çalıyor!
Sürücü yüzüme dikkatlice baktı ki, ben de “Черный жопа!”
Hiçbir şey söylemeden hemen müziği değiştirdi.
Çünkü tek kelime etmeden Türk olduğumu anlamıştı…
Solo saz, “Baş Sarıtel” çalıyor.
Sesi iyice yükseltti…
Biraz dinledikten sonra, Sucayet Kelbecerli’in aşağıdaki sözleriyle müziğe eşlik ettim.
Men gedirem gurbet ele
Sen salamat gal ay dağlar
Halallık ver goy galmasın
Üreğimde xal ay dağlar!
Üreğimde xal ay dağlar!
Sağ elini vites kolunun üzerinden bana doğru uzattı, ben de sol elimle karşılık verdim, sıkıca ellerimiz kenetlendi.
Tek kelime ile:
“Gardaşıx” dedi…
***
Yıl 2008, Moskova…
İşçilerimizi yatırdığımız “obşejit”in kirasını elden vermek üzere yola çıktım…
LADA marka bir cipimiz var. Şoförüm de Dağıstanlı Telman…
MKAD üstünde yoğun trafik var, dur-kalk ilerliyoruz…
Derken arkamızdan gelen son derece lüks bir araç geldi bize arkadan vurdu…
Durduk! Çok hasar yok…
Araçtan 1,80 boylarında bir ceylan yavrusu indi…
“Aman Telman” dedim “Hasar varsa bile bu ceylan yavrusundan şikâyetçi olma!” 
***
Telefonla polise haber verildi, yol tıklım tıklım. Polis ne zaman gelir, ne zaman rapor tutar bilinmez. Oysa benim saat 5 olmadan gideceğim yere ulaşıp ödemeyi yapmam lazım…
Telefonla polise haber verildi, yol tıklım tıklım. Polis ne zaman gelir, ne zaman rapor tutar bilinmez. Oysa benim saat 5 olmadan gideceğim yere ulaşıp ödemeyi yapmam lazım…
***
Telman sen kal dedim ve bir taksi çevirdim…
O da Jiguli 6…
Arkaya geçtim oturdum ve Rusça gideceğimiz adresi tarif ettim…
Beyaz tenli, hafif kirli sakallı, 60 yaşlarında tonton bir adamcağız!
Dikiz aynasından iyice süzdü beni ve anladı ki ben de “Черный жопа!”
“Otkuda Vı” diye sordu.
“Türküm”
“Men de Azerbaycanlıyam” deyince başladık sohbete…
Hoş sohbet biri, belli ki iyi eğitim görmüş bir bilge adam!
Vardığımızda kapıda beklettim. Ödemeyi yaptıktan sonra tekrar benim iş yerime dönmek için yola vurduk…
Nizamî’den, Fuzûlî’den, Samet Vurgun’dan beyitler okudu…
“Men de Genceli’yem, Seyyidem. Arax marax içmem, namazımda niyazımda bir adamam” dedi…
Menzile vardığımızda, konuştuğumuz rakama beş yüz ruble fazladan ekleyerek verdim…
Ellerimiz kenetlendi, helâlleştik ve vedalaştık…
***
Yıl 2008, gene Moskova…
Akşam biraz geç vakitte MKAD’a yakın bir yerden eve dönmek için bir taksi çevirdim…
VIXINO’ya gideceğim. Yolumuz çok uzak değil…
VIXINO’ya gideceğim. Yolumuz çok uzak değil…
Ön koltukta otururken sürücüye dikkatle bakınca, bu sefer ben anladım ki o da Черный жопа!
Rusça:
“Kafkasyalı olduğun belli, o tamam da, hangi ülkeden?” diye sordum.
“Ermeni’yim” dedi ve ekledi “Siz de Türk’sünüz!”
Aksanımdan anlamıştı Türk olduğumu…
Başladık sohbete…
Başladık sohbete…
Lâf arasında “Hâlâ bize düşmanlık güdüyor musunuz? diye sordum…
“Hayır” dedi. “Türkler değil, Kürt çeteler bize soykırım yaptı!”
***
Derken ileride bir polis çevirmesinin olduğunu fark etti ve bana dönerek “Evrakların tamam mı? Eksiğin varsa, şu aradan kaçarak polise yakalanmayız!” dedi…
Evraklarım tamamdı, oturma ve çalışma iznim eksiksizdi….
İçimden “Böyle düşman dostlar başına” dedim…
.
BENZER HABERLER
-
Recep Genel: Çaresizlik…
-
Özgür Özel: Macaristan’da tüm dünyaya önemli bir mesaj verildi
-
İtalya Başbakanı Azerbaycan’a gidiyor: Roma-Bakü hattında enerji diplomasisi
-
Mandelson krizi: Epstein bağlantısı sonrası Starmer’a istifa çağrısı
-
Avrupa aşırı sağı Milano’da, sol liderler Barcelona’da buluştu
-
Gülistan Doku soruşturmasında tutuklu sayısı dokuza çıktı
