Dr. Alper Akçam: Taçsız Kralın Anısına…
Dr. Alper Akçam
alperakcam@gmail.com
İyi insanları anmak, onların aramızdan ayrılmış güzel varlıklarını anımsatmak, kötülere, kötülüklere karşı verdiğimiz mücadelede onların adını bayrak tutmak da bizler için çok önemli bir görev. Türk futbolunun “Taçsız Kralı” Metin Oktay aramızdan ayrılalı otuz beş yıl olmuş. Onun adı, benim onlarca yıl büyük bir aşkla oynadığım, eklemlerini uğruna feda ettiğim amatör futbol sevgimin de bir parçası gibidir.
Metin Oktay, Cumhuriyetimizin kurucusu Gâzi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim” sözleriyle, sporun yalnızca fiziksel güçle ölçülmemesi, zeka ve erdemle bütünleşmesi gerektiğini vurgulayan tarihi tanımlamasına uyan bir kişiliğin adıdır.
Erdemli ve ahlaklı bir insandı. Çıkarcı olmadı, para uğruna taklalar atmadı, günümüzün kimi profesyonel futbolcularında gördüğümüz şımarıklıklara kapılmadı… Efendiliğiyle, çevresine ilgisiyle de beğeni kazandı. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamlarına karşı imza toplamaya çıkarak toplumsal duyarlılığını, insani yönünü de dosta düşmana belli etti…
Onunla yakından tanışmış olmak benim için büyük onurdur. Yetim büyümüş anamın tek kardeşi, trenlerde kaçak yolculuklar yaparak Ardahan’ın Hanak nahiyesinden İstanbul’a kadar ulaşmayı ve okuyarak Tekel Müfettişi olmayı başarmış Turgut Akıncı dayım beni ona ulaştırmıştı.
Yıl 1964… Kırıkkale’den Ankara’ya taşınmış, Demirlibahçe Ortaokulu 2. Sınıf öğrencisi olarak bir Cumartesi gününün son dersine girmiştim. Sınıfa giren okul görevlisi öğretmenimize adımı söyleyerek müdürün çağırdığını bildirdi. “Çantanı da topla” dedi bana da… Şaşırdım kaldım. Okul müdürü babam Dursun Akçam idi. Öğretmenlerimizin çoğunluğu ve görevliler bilmezdi bunu. Çantamı toplayıp görevlinin arkasına takındım.
Müdür Dursun Akçam’ın (odasına ilk kez giriyordum) yanında oturan adam “Beni tanıdın mı?” diye sordu. Bir kez Kırıkkale’de evimize gelmiş, yıllardır görmediğim dayımı tanıdım. “Haydi Galatasaray maçına gidiyoruz!” dedi. İnanılır gibi değildi… Gazetelerde okur, radyoda maçları dinlerdik ama canlı bir maç izlemek bizim gibi memur çocukları için büyük bir hayaldi. Kırıkkale’de üç erkek kardeşin de Galatasaraylı olduğunu öğrenmiş olmalıydı. Ardahan’da amcaoğulları Casim ve Rasim ağabeylerden duymuş, Galatasaray adını beğenmiştim; dayımız perçinledi Galatasaray taraftarlığını biz üç erkek kardeşe.
O gün 19 Mayıs stadyumunun yer yer kelleşmiş çim sahasındaki maçı izlerken inanılmaz duygular yaşadım. Metin Oktay her topu ayağına alışında beni çarpıntılar tuttu. Bir de gol attı sanırım.
Ertesi sabah dayım erkenden evin kapısında bitti. “Hadi seninle bir yere gideceğiz” dedi. Söylemedi nereye, kime gideceğimizi. Merak içindeki yolculuğumuz Kızılay’daki Güven Palas’ın önünde bitti. Galatasaraylı futbolcular otelin bahçesinde kahvaltı yapıyorlardı. Dayımı görünce “Turgut abi hoş geldin!” diye ayaklandılar. Onunla ve yanından hiç eksik etmediği Tekirdağ rakısıyla tanışıyor olmalıydılar.
Dayım beni Metin’e doğru götürdü. Metin ayakta karşıladı küçük taraftarını; önce yanaklarımdan öptü, boş sandalye olmadığından bana sandalyesini de verdi. Sonra da içeri girip bana bir gazoz getirdi…
O çocuk, o günü ve orada yakından tanıdığı Metin Oktay’ı bir daha unutabilir mi? Futbolcuları bir sendika ile örgütlemeye çalışan, benim gibi solaçık oynayan Metin Kurt ile de çok yakın dostluğu vardı. Deniz Gezmişler için imza topladığını öğrendiğimde kalbimi iyice fethetmişti…
Yattığı toprak incitmeyecektir o güzel insanı, o erdemli, efendi kişiliği…
Gününüz aydın olsun değerli dostlar…
13 Eylül 2026

-
Suudi Arabistan’a F-35 satışına ABD’den onay
-
Bakan Şimşek: Borsa ve fon piyasasında genele yayılan bir risk yok
-
Dr. Alper Akçam: Taçsız Kralın Anısına…
-
Tusk: Ukrayna ordusu, Rusya’nın yeni stratejisi nedeniyle rekor düzeyde kayıp veriyor
-
Suudi Arabistan’daki üsse yönelik hava saldırısında bir İtalyan Eurofighter savaş uçağı vuruldu
-
ABD, İran heyetine BM Genel Kurulu’na katılım için vize verdi
