Fikir disiplini…
Han Ayvaz Adıgüzel
hanayvazadiguzel@gmail.com
Ülkemizde Türk milliyetçiliği konusu bölünmüş bir disiplin halini aldı fakat kimseden evet veya red onayı gelmiyor. Görüş belirtmeme devam eden tarihi hastalığımız olsa gerek. Bu durum bize yanlış sunulan İslam anlayışından geçmiştir. “Neuzibillah cehenneme giderim” korkusunun getirdiğidir bu.
Korku, Türk’ün iliklerine işlemiş ama yaşadığı ezilmişliğe, yoksulluğa ve uğradığı hakarete cehennem diyemiyor, takdir diyor. Dinin getirdiği mantığı görüyor musunuz?
Türk milliyetçiliği fikrinin temel özelliği nedir? Bunu tartışmaya açmak popülist bir yaklaşım değildir.
Fikir disipline neye odaklanmalıdır?
Bir fikrin hem muhafazakâr hem de inkılapçı/Devrimci yanı olmalı. Türk milliyetçiliği fikrinde neleri muhafaza edelim, nelerde devrimci olalım? Bu konular pek de bilinmiyor. Partilerin tekelinde olan milliyetçilik bu bilinmezliği daha bir bilinmez yapıyor.
Bazı soruların gündeme gelmesini istiyorum mesela: Türk milliyetçilerinin neden bir siyaset teorileri yok? Milliyetçilik düşüncesi dünyadaki güç dengelerini hesaba katar lakin içeride kendinden büyük bir güç dengesi varsa ciddi bir durumla baş başadır demektir. Milliyetçi düşünürlerin bu konulardan haberleri var mı?
Türk milliyetçiliğinin temel aktüaliteleri nelerdir? Elitler kamuoyuna hesap veriyorlar mı? Merkez ve çevre ilişkilerinde aydınlar rol alıyorlar mı?
Yanlış bir din anlayışı hem insanımızı hem de fikrimizi boğdu, nefessiz bıraktı, analizden kesti.
Modern dinler tarihi araştırmalarında dinle için şu kayıtlar var: “Yahudilik, hakikate, Hristiyanlık merhamete, İslam adalete, Hindular mesuliyete önem verirler!” Bu kriterleri neye göre yapmışlar bilmiyorum. Diğer dinleri bilmem ama “İslam ve adalet!” Bunu onaylıyorum.
Adalet insanlığın temel namusudur.
Müslümanlar Tanrı’ya iki şeyden dolayı inanırlar. “Azametinden ve Adaletinden!” Öyle ama neden İslam’ın şartları arasında “adalet” kavramı yok? Düşünce konularıdır bunlar.
Dünyada düşünce ofisleri yeni düşünce verileriyle geniş ufuklar sunuyorlar. Diyorlar ki bütün meseleler düşüncede bitti, asıl mesele düşünce değil anlamadır! Düşünce çözüm getirmiyor ama anlarsan çözersin.
Heyhat bizim ülkemizde komşu komşuyu anlamıyor. Mesela: Alevi Sünni’yi, Sünni Alevi’yi, anlamıyor.
Ben yazılarımda en hassas konuları dile getiriyorum, bazen mayınlı tarlalarda dolaşıyorum. Öyle ki girift meselelerin masaya yatırılmasını çok istiyorum. Koca-koca hocaların beceremediğini biz mi becereceğiz diyorlar. Bayım, asıl bizi bölen o koca-koca hocalar değil mi? Bu yüzden bu meseleleri halk çözsün diyorum.
Modern tarih, zor sorular soranların tarihidir. Böyle bir tarihe sahip toplumlar, daha huzurlu, daha zengin ve daha bir cesur olurlar.
Hakikati kaybeden insanlar saldırgan olur, çünkü zor soruların olmadığı yerde hakikat olmaz. Saldırganlık böyle başlar.
Ülkemiz sorgulanmayan inançların ülkesidir. Bakınız, psikolojide şöyle bir kaide var: Cevabı alınmamış sorular, sorgulanmamış cevaplardan daha bir yapıcıdır ve kutsaldır. Şu gerçek de akıldan çıkarılmamalı. Sorgulamada olumsuz tanımlar onulmaz yaralar açar. Böyle tanımlara “öğrenme eğrileri” denir. Düzeltilmesi zor oluyor.
-
İran Dışişleri: Güney sahillerine saldırı mutabakatın ihlali
-
Evrensel muhabiri Doğa Baskan tahliye edildi
-
ABD, bir yük gemisine saldırının ardından İran’ı vurdu
-
Türk sinemasının usta ismi Kadir İnanır hayatını kaybetti
-
Rutte’nin İran saldırılarına üs desteği sözleri Tahran’ı kızdırdı, Roma iddiaları yalanladı
-
Reuters: Trump KAAN için 700 milyon dolarlık motor satışını Kongre’ye bildirdi
