Hayvanlar da düşünebiliyorlar!..
Osman Bedel
Dün akşam Arthur Schopenhauer’in Kipriler hikayesini tekrar okurken aklıma hâlâ yüreğimde ki sızım “Sinatra” geldi ama önce hikayeye bir göz atalım…
“Soğuk bir kiş sabahı çok sayıda kirpi donmamak için hep birlikte ısınmak üzere bir araya toplanır. Ama kısa süre sonra oklarının birbirleri üzerindeki etkilerini görüp yeniden ayrılırlar. Isınma gereksinimi onları bir kez daha bir araya getirdiğinde okları yine kendilerine engel olur ve iki kötü arasında gidip gelirler, ta ki birbirlerine katlanabilecekleri uygun mesafeyi bulana kadar. Bunun gibi, insanların hayatlarının boşluğundan ve tekdüzeliğinden kaynaklanan toplum gereksinimi onları bir araya getirir, ama nahoş ve tiksinti verici özellikleri onları bir kez daha birbirinden ayırır”
Arthur Schopenhauer…
Yüreğimin geçmeyen acısı Sinatra…
İnsanlarla hayvanları ayırt eden tek şeyin, biz insanlar düşünebilme yeteneğine sahipmişiz ama hayvanların ise o yeteneklerinin olmayışıymış…
Ben yıllardır bunun hep yanlış olduğunu düşünüyor ve inanıyorum…
Bu hususta defalarca arkadaşlar arasında hiç sebep olmadan tartışmalar yaratıp, hayvanların da en azından bizler kadar düşünme kabiliyetleri olduğunu müdafaa etmişimdir…
Ben diyorum ki eğer düşünebilmek için beyin lazımsa ve yine beyin normal bir hayat yaşamamızı sağlıyorsa bununlada, görebiliyor, duyabiliyor, sevebiliyor, hatırlayabiliyorsak ve bunları onlarda yapabiliyorlarsa o zaman biz aynıyız…
Günlük yaşamımızda zamanımızın bir çok kısmını her hangi bir şeyi hatırlayabilmek için harcarız, bunuda düşünmekle elde ederiz yani unuttuğumuz bir şeyi hatırlayabilmemiz için var olduğuna inandığımız düşünme kabiliyetimizi kullanırız…
Amerika’da bir arkadaşla müstakil evde yaşadığımız yıllarda kedi ve köpeğimiz vardı, beraber büyüdükleri için aralarında kıskançlıklarından ziyade herhangi bir kavga çıkmadı, hatta aynı oyuncaklarla oynayıp iki kardeş gibi boğuşurlardı…
Yedi yıl sonra evin vergisi, temizliği ve diğer masrafları ve arkadaşlığımız çekilmez hâle geldiği için evimizi bankaya geri iade edip kendimize ayrı yerlerde apartman kiraladık, tabi ne kedimizi nede köpeğimizi kurallardan ötürü yanımızda götürebildik…
Her ikisini de çocuklarımız gibi büyütüp ve sevdiğimiz kedimiz “Puki pus” ile köpeğimiz “Sinatra’yı” (müziklere eşlik ettiğinden Frank Sinatra adını vermiştik) çok samimi arkadaşlarımıza onların da istekleri üzerine vererken goodbye dediğimizde şu andaki gibi göz yaşlarımı hiç gizletmemiştim…
Türkiye’ye dönüşüm de son defa sarılmak için arkadaşımın evine gittim, süpriz yapmak için arka bahçeye doğru yürüyordum 6 aydan sonra ilk defa beni gören Sinatra üstüme o kadar hızlı koşarak atladı ki dengemi sağlıyamadım beni yere devirdi…
Yedi yıl beraber yaşadığımızda bile beni bir kere olsun yüzümü bu kadar yalayıp sevmemişti, en çok sevdiği mamasını yedirdiğim zaman bile, 6 aydan sonra oğlum gibi büyüttüğüm Sinatra benimle yerde boğuşarak hasret gideriyor…
Ah benim bu dinmeyen gözyaşlarım…
Şimdi eğer hatırlamak için düşünme yeteneğine sahip olmamız lazımsa Sinatra da beni 6 aydan sonra gördüğünde hatırlayıp bana koşmuşsa sizce bu Frank Sinatra’nın insanlar gibi düşünme yeteneği olmadığından mıdır…
-
İran Cumhurbaşkanı: ‘Nükleer silah peşinde değiliz’
-
Trump’tan ABD müzakerecilerine: ‘İran’la anlaşma için acele etmeyin’
-
Kapatılan Bilgi Üniversitesi üç gün sonra tekrar açıldı
-
Cahit Kılıç: Zor Zamanlar!..
-
Neşe Doster: Genelde gençlere, özelde öğrencilere açık mektup…(2)
-
Özgür Özel’in tarihi Meclis yürüyüşü
