İran ve Umman, hayati öneme sahip Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin yönetilmesine yönelik, askeri gemilerin boğazdan geçişini engelleyecek olası bir anlaşma konusunda uzlaştı.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, salı günü yaptığı açıklamada, İslam Cumhuriyeti’nin Umman ile müzakere ettiği anlaşma kapsamında askeri gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişine izin verilmeyeceğini söyledi.
Gelişme, iki ülkenin üst düzey diplomatlarının, İran savaşının başlamasından yaklaşık altı ay sonra büyük ölçüde kapalı kalan stratejik su yolundaki ticari gemi trafiğinin yönetimini görüşmesinin ardından geldi.
Garibabadi, salı gecesi devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, Basra Körfezi’ne giriş yapan ticari gemilerin İran karasularından geçeceğini, çıkış güzergahının ise kısmen İran, kısmen de Umman karasularından geçeceğini belirtti. Söz konusu güzergahların geçici olacağını ifade eden Garibabadi, İran ve Umman’ın 30 ila 60 gün içinde kalıcı bir deniz trafiği planı üzerinde görüşmesi gerektiğini söyledi.
Son gelişme, ABD Başkanı Donald Trump’ın yönetiminin gelişmekte olan anlaşmanın bazı bölümlerine karşı çıkması ve Umman’ın anlaşmanın önünde “engel olması” halinde bombalanabileceği yönündeki tehdidinin ardından yaşandı.
Trump yönetimi, petrol ve doğal gazın küresel tedariki açısından kritik öneme sahip su yolunun çıkış güzergahının İran ve Umman tarafından ortaklaşa yönetilmesi de dahil olmak üzere, henüz açıklanmayan anlaşmanın bazı maddelerine karşı olduğunu Umman’a bildirdi.
Washington, Umman’ın İran’la yürüttüğü müzakerelerde yeterince sert bir tutum sergilemediğini düşünüyor. ABD ayrıca, ücretlerin güvenlik ve deniz çevresinin korunmasıyla ilgili olması durumunda dahi gemilerden gönüllü ücretler alınması konusunda Umman’ın anlaşmaya varmasından rahatsız.
Trump: İran’la görüşmeleri yeniden başlatmak için acelem yok
Trump, çarşamba günü Katar merkezli yayın kuruluşu Al Jazeera’ya verdiği röportajda, İran’la çatışmanın altıncı ayına yaklaşmasıyla birlikte ABD’nin “çok büyük bir zafer kazandığına” inandığını söyledi.
Trump, “Bir zaman planım yok; ne kadar sürerse sürsün” ifadelerini kullandı.
Trump, çarşamba günü verdiği bir başka röportajda ise İran’ın dini lideri Ayetullah Mücteba Hamaney’in “çok ciddi şekilde yaralandığını”, ancak hayatını kaybetmediğini düşündüğünü söyledi.
Mücteba Hamaney, babası Ayetullah Ali Hamaney’in savaşın başında öldürülmesinin ardından dini liderlik görevini üstlenmişti. Genç Hamaney, saldırılarda ağır yaralanmış ve o tarihten bu yana kamuoyu önüne çıkmamıştı.
Savaş, Orta Doğu genelinde ticari faaliyetleri ciddi ölçüde sekteye uğratırken, kritik deniz taşımacılığı güzergahlarını aksattı, bölgesel ticareti durma noktasına getirdi ve enerji ile ulaşım maliyetlerini artırdı.
İran savaşı Dubai Havalimanı trafiğini düşürdü
Bu arada dünyanın en yoğun seyahat merkezlerinden biri olan Dubai Uluslararası Havalimanı, çarşamba günü yaptığı açıklamada, İran savaşının Orta Doğu’daki hava ulaşımını aksatması nedeniyle yolcu sayısında ciddi düşüş yaşandığını bildirdi.
Havalimanında 2026’nın ikinci çeyreğinde 13 milyon yolcuya hizmet verildi. Böylece yılın ilk yarısındaki toplam yolcu sayısı yaklaşık 31,5 milyona ulaştı. Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 31,3’lük düşüş anlamına geliyor.
Havalimanı, yılın ilk yarısında toplam uçak hareketinin 150 bin 600 olduğunu, bunun geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 32,1’lik bir düşüşe tekabül ettiğini; ikinci çeyrekte ise yalnızca 62 bin 500 uçak hareketi kaydedildiğini açıkladı.
Ancak CEO Paul Griffiths’e göre, ikinci çeyrek boyunca yolcu sayısında aylık bazda istikrarlı bir artış görüldü ve bu ivmenin sürmesi bekleniyor.
Griffits, “İki ay süren kesinti olayları trafiği etkiledi… ama çok kısa sürede yeniden tam kapasiteyle çalışacağımızdan çok eminim,” dedi.
Bu arada İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, salı günü Birleşmiş Milletler’e gönderdiği mektupta, Tahran’ı küresel ekonominin geri kalanından koparmaya yönelik son ABD hamlesini kınaması için dünya örgütüne çağrıda bulundu.
Arakçi’ye göre, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in bu hafta duyurduğu “ekonomik saldırı”, İranlı sivillerin “gıda, ilaç, tıbbi ekipman, enerji ve diğer zorunlu ihtiyaçlara erişimlerinin kasıtlı olarak engellenmesi” yoluyla bilerek hedef alınması anlamına geliyor.
