-Konuk Yazar HABERLERİ

  • Recep Genel: Trump, korsanlar çağını başlattı

    Recep Genel: Trump, korsanlar çağını başlattı

    Recep Genel recep.genel@nefes.com.tr Dünya hukuksuzlukta level atladı. Düne kadar, binlerce yıl içinde şekillenmiş kuralları vardı. Siyasette, hukukta hatta savaşta bu kurallar bizi ayakta tutardı. Mesela, dünya devletlerini bir çatı altında toplayan Birleşmiş Milletler vardı. Devlet başkanlarını bile yargılayabilecek güce sahip Lahey Adalet Divanı yargının kalbiydi. Yani, sıradan insanlar değil, ülkelerin de bağlı olduğu kurallar vardı. Kör topal […]
  • Memduh Bayraktaroğlu: Kahır Sokağı ile Kahkaha Sokağı

    Memduh Bayraktaroğlu: Kahır Sokağı ile Kahkaha Sokağı

    Memduh Bayraktaroğlu memduhsb@gmail.com Bir kasabada yan yana iki sokak vardı… Birinin adı: Kahır Sokağı… Diğerinin adı ise: Kahkaha Sokağı idi… Kahır sokağı çok kalabalıktı… İnsanlar yüksek sesle konuşur, yüksek sesle ağlardı… Dükkânların vitrininde: Koyunun en koyusu, karanın en karası renkler… Koyu siyah üzerine açık siyah yazılmış tabelâlar vardı… Her şey, “bak bana ve ağla, kendine kahret” diyordu… *** Kahkaha Sokağı ise sakindi… Ne ağlayan vardı… […]
  • Dr. Alper Akçam: Kalkın / Ölçekli çocuklar çağırıyor

    Dr. Alper Akçam: Kalkın / Ölçekli çocuklar çağırıyor

    Dr. Alper Akçam alperakcam@gmail.com *** Karakışı yarıladık işte Kar da var yamaçlarımızda Nicedir kısalan günlerin sonuna geldik Karanlıkta el yordamıydık Kırağı vurmuş gök ekinler gibiydik / yaprak dökmüş ağaçlardık Değil günlerdir / aylardır / yıllardır / on yıllardır Adım adım kapattılar ya perdelerimizi Kırdılar ya en aydınlık hayallerimizi Dayandık / yarıladık işte karakışı Kavuştuk karımıza […]
  • Evez Zeynallı: Sözün Dar Ağacı!

    Evez Zeynallı: Sözün Dar Ağacı!

    Evez Zeynallı Azerbaycan Xural Gazetesi Yayın Yönetmeni   Önce söz vardı. Kudretli, heybetli, muhteşem söz – iktidarlar ondan çekinir, tedbir alır, işlerini ona göre kurarlardı. Zamanla her şey değişti. Yavaş yavaş komutanları kendi saflarına çektiler, sözü içeriden işgal ettiler – baskın tutmadı, içeride adamları vardı, satılmıştık çünkü. *** Sonra boyun eğmeyenleri dövdüler, üstünden otomobille geçtiler, […]
  • M. İlhan Günay: Ayrılış!..

    M. İlhan Günay: Ayrılış!..

                Tak sepeti koluna herkes gider yoluna Olanlar oldu, doldu bardak, sonunda taştı Geride kalan kızın kara gözleri yaşlı Gözlüyorum her şeyi birazcık telaşlı Kırılan kalp tamir olmaz, zira çok yaşlı! Farklı dünyaların yaşamı bu kadar olur Gönülden sevilir. kalpler de burulur Bir hiç uğruna insanlar kırılır Silinir gider, geriye sadece […]
  • Recep Genel: O yoksulluk Meclis’in hemen dibinde yaşanıyor

    Recep Genel: O yoksulluk Meclis’in hemen dibinde yaşa..

    Recep Genel recep.genel@nefes.com.tr Meclis ve Ulus, Ankara’nın orta yerinde adeta koyun koyuna yatar. Hani şu sefaletin, kaderine terk edilmişliğin, çaresizliğin sokaklarına ev sahipliği yapan Ulus… Ankara’da bir semtin adı… Meclis’e sadece birkaç kilometre mesafede, bir solukta ulaşabileceğiniz bir yerde… Ankara’nın iki yüzlülüğünün simgesi gibi öylece durur… Ulus’ta, yüksek bürokrasinin hemen dibinde, kudretli binaların gölgesinde on yıllardır […]
  • Zeynep Altıok Akatlı: Heykeller şehri Paris, sessiz kentlerimiz

    Zeynep Altıok Akatlı: Heykeller şehri Paris, sessiz k..

    Zeynep Altıok Akatlı @zeynabelle Geçtiğimiz üç gün çok güzel bir sebeple Paris’teydim. Paris benim için her zaman güzel anların ve anıların kenti olmuştur. Yine öyle oldu. Geçmişten gülümseyen güzel anıların, özlemlerimin yanına sevgili dostum, ülkemizin önemli heykeltıraşlarından Cem Sağbil’in gurur ve heyecanına ortak olduğum önemli tanıklık eklendi. Aynı zamanda çok da neşeli olmayan ülke gündeminden küçük bir […]
  • Memduh Bayraktaroğlu: Yaşadığımız felaketlerin sebebi

    Memduh Bayraktaroğlu: Yaşadığımız felaketlerin sebebi

    Memduh Bayraktaroğlu memduhsb@gmail.com Bugün size Türkiye’nin son yirmi yılını belirleyen ama en az konuşulan bir kırılmasından bahsedeceğim: Merkez medyanın yok edilmesinin yarattığı felâketlerden… Evet, Türkiye’nin en büyük zararlarından biri, belki de fark etmeden içine çekildiğimiz en görünmez erozyon buydu: Merkez medya ve merkez siyasetin tasfiyesi… Bu tasfiyeyi kimin yaptığını tartışmak sorunu çözmez… Tartışmamız ve uzlaşarak mutlaka çözmemiz gereken sorun, […]
  • Dr. Alper Akçam: Gülümse, bedelini ben öderim

    Dr. Alper Akçam: Gülümse, bedelini ben öderim

                  Dr. Alper Akçam alperakcam@gmail.com Ne zaman beklenmedik bir zor durumda kalsam Bir tabak kırsam / cam bir bardağı düşürsem elimden / tuz buz olsa Ya da yağmur altında / trafiği çılgınca akan bir ana yolda Otomobilimin lastiği patlasa Bir bedel ödemekte olduğumu düşünürüm Kara dönüşür / gökten düşen […]
  • Tuğçe Tatari: Türkiye’de “aile”, Türkiye’de “çocuk” kutsaldır derler…

    Tuğçe Tatari: Türkiye’de “aile”, Türkiye’de “çocuk” k..

    Tuğçe Tatari  tugcetatari@gmail.com Akademik literatür mesleki eğitimin iyi bir pedagojik bakış açısıyla, denetlenen, gönüllülük esasına dayanan, çocuk haklarını önceleyen biçimde yürütülebileceğini söyler. MESEM ise bu unsurların neredeyse hiçbirini barındırmamaktadır. Bu nedenle MESEM’e bir eğitim modeli denemez. Hatta bu, bir eğitim politikası değil, bir sosyal politika krizidir! Bu, en büyük yalanlarımızdan biridir. Bu topraklarda kutsallığınızın miktarını; […]
  • Savaş Kılıç: Söylemek versus yazmak

    Savaş Kılıç: Söylemek versus yazmak

    Savaş Kılıç savasklc75@gmail.com 3/7/2023 Barthes’ın iki metni vesilesiyle söz ile yazı arasındaki fark ve ilişkiler üstünde kısaca durmak istiyorum. Bu metinlerden (kronolojik olarak) ilki, 1971’de kamera karşısında telaffuz edilmiş ve sonra yazıya geçirilmiş “Söyleşi İndirimli Makaledir” başlığını verdiğim söyleşi fragmanı; ikincisiyse söyleşilerinin ölümünden sonra derlendiği Sesin Rengi’ne önsöz olarak alınmış 1974 tarihli “Sözden Yazıya” başlıklı denemesi.[1] Metinlerin […]
  • Bilal İşgören: Zincir kayıp sendromu…

    Bilal İşgören: Zincir kayıp sendromu…

    * * Bu hikayeyi okuduktan sonra bir markette kimseye aynı gözle bakamayacaksınız. Etlik’teki büyük markette, makarna reyonunun ortasında bir adamı görünce durdum. Adam, raflara bakmıyordu. Donup kalmıştı. Elindeki kâğıt titriyordu. Gözleri simsiyah, boşluğa bakar gibiydi. Üzerinde ütülü bir gömlek, kumaş pantolon, kaptan gibi ayakkabılar vardı. Sanki markete değil, devlet dairesine dilekçe vermeye gelmişti. Yanından geçen […]