“Korkuyorum!”
Cahit Kılıç
Cahitkilic54@gmail.com
15 Temmuz darbe girişiminden sadece iki gün sonra, o zaman iktidara yakın olan ve benim de köşe yazdığım bir sitede, tırnak arasında “Suçluyorum” başlıklı ağır eleştiriler içeren bir yazı yazmıştım.
Başlık, ünlü Fransız yazar Emile Zola’nın “Teğmen Dreyfus” davası için yazdığı ve tarihe bir belge olarak düşen meşhur yazısının başlığıydı. Ödünç almıştım…
Ne yazık ki o site kapandı, yazı arşivi de güme gitti…
Bugünkü başlığı da, tesadüfen okuduğum bir başka yazarın yazısından ödünç aldım.
***
Evet…
Korkuyorum…
Korku da bir beşerî duygudur, bir olgudur…
Yani yadsınacak veya ayıplanacak bir durum değil…
***
Ülkemizde ortalık toz duman…
Zıvanadan çıkan siyasetimiz, toplumumuzu çok kötü kutuplaştırdı…
İki satır eleştiri yazan kişi, düşman addediliyor.
İktidarı eleştirsen; vatan hainisin.
Muhalefeti eleştirsen; demokrasi düşmanısın.
Muhalefet neyse ne, herhangi bir ceza-i müeyyidesi yok…
Oysa iktidar anında Silivri’ye postalıyor…
***
Yetmiş bir yaşımın içindeyim…
Zaten diyabet, tansiyon, kolesterol, ülser ve siyatiklerle boğuşurken…
Yetmedi, bir de kanser belâsına yakalanmış gibiyim…
Gibiyim diyorum, çünkü küçük bir ameliyat geçirdim ama patoloji sonuçları henüz çıkmadı…
Ancak, bütün belirtiler kanseri işaret ediyor.
Ne yalan söyleyeyim, bu da psikolojimi bozuyor. Öfkemi kontrol altına alamıyorum. Gereksiz yere etrafımdaki insanları dalıyorum.
Oysa asla yapmamam gereken bir durum bu…
***
Hayır…
Ölümden korkmuyorum…
Ben, bir muhalif yazar olduğuma göre…
Bugüne kadar; hak, hukuk, adalet, sosyal eşitlik ve düşünceyi ifade özgürlüğü hakkında bildiğim ve dilimin döndüğü her şeyi söyledim ve yazdım…
Ancak…
Bu yaşımdan sonra ve bu kadar hastalıkla boğuşurken; mahpus damlarına düşmekten ve orada sahipsiz ölmekten korkuyorum…
Merhum Kuddusi Okkır gibi cenazem sahipsiz kalsın istemiyorum…
O nedenle, eleştirel yazılar yazmak yerine, bundan sonra sadece genel durum tespiti yaparak, ufak tefek yazılar yazmaya çalışacağım…
Zira…
Yazmak da benim için bir nevi terapidir.
***
Hastalığa gelince…
Şimdilik şiddetli ağrıları ancak günde beş altı ağrı kesici alarak dindirmeye ve metanetimi korumaya çalışıyorum.
Lâkin Kur’ân buyuruyor:
“Küllü nefsi zaikatül mevt”
“Her canlı ölümü tadacak!”
Hekimlere teslim olacağız ve bekleyeceğiz.
Mevlâ görelim neyler; neylerse güzel eyler…
BİZİM NESİL…
Ömrümüzün son kertesinde:
Yüce vicdanlı, erdemli insanların ve yine merhametli, adaletli ve yüce vicdanlı insanlardan oluşan toplumların varlığı haram edildi bize…
Hak, hukuk, adalet, eşitlik ve özgürlük için çırpınan bilge insanlarımız, cehaletin karanlık dehlizlerine tıkıştırıldı…
Yetmişimizden, seksenimizden sonra bir tutam mutluluk çok görüldü bize…
Oysaki paslı çivileri sökmek için bir ömür harcayan nesillerdik biz…
Ne yazık ki, hurafe papağanlarının ezberlerini bozamadık…
Zahir’de yenildik ama Batın’da “Galiptir bu yolda mağlup” tesellimiz oldu…
***
BÜTÜN DÜNYANIN DERDİ BU…
Etraflarına kümelenmiş ve devlet hazinesinden nemalanmış yalakaların, yardakçıların, kapıkullarının, dalkavukların ve çıkarcı yanaşmaların ve de fırdöndülerin pohpohlayarak ilâhlaştırdıkları ve dolayısıyla kendisinin bir ilâh olduğu vehmine kapılan zalim ve cahil hükümdarlar: Namuslu, dürüst ve ahlâk sahibi insanlara yaşayabilecekleri bir dünya bırakmıyorlar.
(Daha doğrusu Amir-i Mutlak’lıktan Kadir-i Mutlak’lığa terfi ettikleri vehmine kapılanlar! Eski örnek Saddam Hüseyin, son örnek Donald Trump! Bütün dünyaya ilâhlık taslıyor!)
Eğer buraya dönersek;
“zalim ve cahil” sözü bana ait değil ki, Kur’ân buyuruyor…
Ahzab suresi, 72. Ayet:
“Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmekten çekindiler ve onun sorumluluğunu yerine getirememekten korktular.
Ne var ki, onu insan yüklendi.
Bunca kabiliyet ve nimetlerle donatıldığı hâlde yüklendiği emanetin hakkını veremeyen insan ne kadar zalim, ne kadar cahildir.”
DURUM TESPİTİ
Siyaset yazmama kararı aldığım için, bazı önemli tespitlerimi bilgisayarımın bir köşesine not ediyorum.
28 Mart 2025 tarihinde şu notu yazmışım:
1- Özgür Özel, bugüne kadar sıradan bir parti genel başkanıydı. Bugün itibarıyla LİDER oldu.
2- Cumhurbaşkanı Erdoğan ve partisi, sürekli saldırıyor ve gündemi belirliyorlardı. İmamoğlu hadisesinden sonra artık gündemi belirleyemedikleri gibi sadece savunma yapmak zorunda kaldılar.
3- Bu iki maddeyi de meydanlara akan milyonlarca insan belirledi. Halkın gücü, siyasete ayar verdi…
GÜNE DÜŞEN SÖZLER…
“Cesaret, yaşamaya dair güçlü bir arzunun, ölümü kabul etmeye hazır olma biçimini almasıdır.”
Gilbert Keith Chesterton
***
“Dünyanın en zeki insanı da olsanız, bulunduğunuz ortam vasat ve vasatın altındaki kimselerden ibaretse, düzeyinizi korumanız bile imkânsızdır…”
Jim Rohn
***
“Korku erkektir, umut ise dişi; onlardan ölümsüz ve temiz şeyler doğar.”
Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî
***
“Herkes, sahip olduğu isyan kadar değerlidir.”
Dr. Ali Şeriatî
***
“Her insan iki insandır; biri karanlıkta uyanık, diğeri ise aydınlıkta uykudadır.”
Halil Cibran
-
Zeynep Altıok Akatlı: Orman kanunu…
-
Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı’nın kullanımına ilişkin 1 yıllık anlaşma imzalandı
-
İspanya: Ceuta’da göç krizi kontrol altına alındı, ölenlerin sayısı 67’ye çıktı
-
İstanbul’da üç belediye başkanı daha AKP’ye katıldı
-
Cahit Kılıç: Atları da vururlar tetikçileri de… Son vurulan tetikçi Cem Küçük!
-
Rusya’nın Kiev’e balistik füze saldırısında 9 kişi öldü, 30’dan fazla kişi yaralandı
