Neden zillet içindeyiz?
Cahit Kılıç
cahitkilic54@gmail.com
Evet, ey aziz okur; neden zillet içindeyiz?
Güneş Sistemi içinde var olan aydınlık bir dünyada neden zulmeti yaşıyoruz?
Neden her gün biraz daha cehlin karanlığına sürükleniyoruz?
Bu sorulara bendeniz, tarihin süzgecinden süzülerek gelen üç amilin, yani üç etkenin sebep olduğunu düşünüyor ve onları aşağıda sıralıyorum.
Siz de kendi bakış açınızla tespit ettiğiniz faktörleri ilave edebilir, konuya zenginlik katabilirsiniz!
***
1-) Platon’un Mağara Alegorisi
Daha önce de kısaca yazmıştım ama ilgi görmedi. Çünkü bu ne menem alegoridir, ya da “alegori” de ne menem şeydir diye merak edilmediği için, sadece iki değerli dost fikir bildirmişti.
Alegoride bahse konu olan insan türü, bugün içine hapsedildikleri karanlık mağaranın dışında aydınlık bir dünyanın varlığını keşfetmek istemedikleri müddetçe biz zulmette, yani karanlıkta yaşamaya mahkûm olmaktan kurtulamayacağız!

2-) Mankurtlaşmış bedbahtlar yığını
Orta Asya Türklüğünün mitlerinde geçen “mankurtlaştırılmış insan türü”, meşhur Kırgız yazar Cengiz Aytmatov’un “Gün Olur Asra Bedel” adlı romanında işlenince ve o roman birçok Batılı dile çevrilince yeniden literatüre geçmiş oldu. Ve Batılılar olaydan ders çıkararak, kendi içlerindeki mankurtların başındaki deve derisini söküp onları yeniden aydın topluma adapte etmeyi başardılar.
Biz ise daha çok mankurt yetiştirmek ve kötü emellerimize hizmet eden köleler hâline getirmek için özel çabalar harcadık…
Son yirmi yılda ise bu çabamız tavan yapıp arş-ı alaya ulaştı…
Şimdi varın, içimizdeki “mankurtlaştırılmış kölelerin” yüzdesini siz hesap edin…

3-) Ahfeş’in Keçisi
(Hikâyesi internette var. Merak edenler bulup okuyabilirler)
Doğru veya yanlış, yalan veya gerçek, haklı veya haksız olmasına bakmadan, söylenilen her şeyi kafasını sallayarak tasdik eden kişiye “Ahfeş’in Keçisi” denir. Ve görün bu ülkede her söyleneni kafa sallayarak tasdik eden ne kadar insan türü var! Varın siz, onların da toplumun içindeki yüzdesini tahmin edin…

***
Şimdi…
Eğer sen, evet sen!
“Aye, bunlar da ne menem şeydir? Harandan uydurdun?” dediysen, bil ki sen de yukarıdakilerden birisin…
Di gal salamat!
Yazarın yazı arşivine ulaşmak için buraya tıklayınız…
-
Zeynep Altıok Akatlı: Orman kanunu…
-
Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı’nın kullanımına ilişkin 1 yıllık anlaşma imzalandı
-
İspanya: Ceuta’da göç krizi kontrol altına alındı, ölenlerin sayısı 67’ye çıktı
-
İstanbul’da üç belediye başkanı daha AKP’ye katıldı
-
Cahit Kılıç: Atları da vururlar tetikçileri de… Son vurulan tetikçi Cem Küçük!
-
Rusya’nın Kiev’e balistik füze saldırısında 9 kişi öldü, 30’dan fazla kişi yaralandı
YORUM BIRAK
YORUMLAR
-
Yakup Karabağ 13 Şubat 2024 17:27Ellerine sağlık abi, doğru tespitler. Bunlara bir de güce tapınmayı, gücü kutsamayı, güçlüye öykunmeyi ilave edebiliriz sanırım. Güç kutsandığı için “yeni Osmanlıcı” oluyorlar., elde kılıç kesip biçme, güçlü olma arzusu. Bilim, sanat, kültür, felsefe umrunda değil. İlla güce tapınacak. Bu meramda söylemese de Cemil Meriç “kılıçlarımızdan kelle damlardı” diye tasvir etmiş. Güç devlette olduğu için devlet kutsaldır Türkler için. Bu yüzden şu anda da kim güçlüyse onun yanında olur ama Gazze de dilde kalır sadece. Güç tarihsel bir puttur. Hele ki Türk milleti için.
-
Remzi Laçin 12 Şubat 2024 23:41Tevfik Fikret:
“Niçin onlar semada ben çukurdayım?
Cihan neden gülsün bana ben yalnız ağlayayım.”demiş.Şimdi sen:”Neden zillet içindeyiz?”diyorsun.Üzülmemiz gereken tesbitler.
Mankurt olmamak için,Platon’un,Mağara Benzetmesi’ndeki mağaradan kurtulmak için,Ahfeş’in keçisi olmamak için yapılan şeyler umut verici değil.Hep daha kötüye gittiğimizi düşünüyorum.Başka bir insan türü gibiyiz sanki…Çağı anlayamıyoruz ve ona uyum yapamıyoruz.
Hatırlatsan Mustafa Ekmekçi,et tüketmediğimiz için geri olduğumuzu,Batı’nın ise çok üreyen domuz eti yediği için zeki ve üretken olduğunu yazardı.Aziz Nesin de,yüzde altmışımızın “geri” olduğunu söylemişti.
Geçmiş daha iyiydi.Halk kırda yaşadığı için hayvancılık yapıyor,et tüketiyordu.Şimdi halkı şehirlere topladılar,hayvancılık geriledi.Sonucu görüyoruz.Daha kötü günler bizi bekliyor.
Selçuklular Anadolu’ya geldikleri zaman daha hareketli bir halkı vardı.Çoğu göçebe olduğu için hayvancılık yapıyorlardı,et tüketebiliyorlardı.Dolayısıyla mimaride,sanat ve edebiyatta eserler vermişler.Alanya’da kurdukları tersaneyi görünce şaşırmıştım.Mevlana,Hacıbektaş Veli,Hacıbayram Veli,Yunus Emre ve daha niceleri o kültürün içinde yetişmiş.Karamanoğlu Mehmet Bey’in dilimize sahip çıkması da o kültürün sonucudur.
Osmanlılar’ da ilk zamanlarda bu etki içindedirler.Yavuz’un Mısır seferi sonrası getirilen sözde ulemalarının etkisi ile mankurtlaşma,mağaranın dışını anlayamama,Ahfeş’in keçisi olma durumları başlamıştır.Bu nedenlerle Batı kültürünün etkisinde yetişen Atatürk’ü anlayamıyor ve yaptıklarını geliştirmiyoruz.
Öz gücümüzle mağaranın dışındaki gerçekleri görmeğe atılacağımızı ben sanmıyorum.Belki Batı’daki hareketlenmeler yine bizi kurtarır.Fransız İhtilali gibi…Avrupa’da başlayan köylü gösterileri bir örnek olabilir mi?Başka kurtuluş yolları var mı bilemiyorum değerli Cahit Bey, -
İzzet Caf 12 Şubat 2024 23:40Kıymetli Abim çok güzel tespit ve ucu açık bırakılmış düşünmeye değer noktalar. George Orwell 1984 romanında sizin tespitinize uyan bir noktaya vurgu yapıyor ve diyor ki ” çift düşün” yani bir fikir yada grup veya devlet menfaat ve çıkar durumuna göre hepten dost yada düşmandır. Bizim gibi toplumlarda bu okunmadan üzerin e düşünülmeden çok güzel uyulan bir kaide olmuş ne yazik ki o yüzden sizin tespitlerinizden gereğinden fazla ortaya karışık bir sonuç çıkıyor
-
Erhan Kazak 12 Şubat 2024 23:39Bu güzel yazıya ne diyebilizki abim..haa sadece teşekkürler deriz..ahfeşin keçisi olmama ümidi ile!
-
Cengiz Şıklı 12 Şubat 2024 23:38Muhteşem yorum…Yüzde yüz aynı görüşteyim.Kendimizş ve çevremizi değiştirmek için bilmek,öğrenmek sorgulamak ve uygulamak.O deve derisi bugün emevilerin uydurduğu din olarak insanımızı köleleştirmiş
-
Hakan Akpınar 12 Şubat 2024 23:37Harika bir yazı… Münevver olmak böyle birşey. Öğreniyoruz sizden. İlminize, yüreğinize sağlık.
-
Oktay Erdağı 12 Şubat 2024 23:36Üstad biz gençlerini ve aydınlarını yakın bir geçmişte savaşlarda kayıp etmiş olan bir milletiz…Daha yeni yeni kendimize geliyrduk ki korkunç bir beyin göçüyle karşı karşıya kaldık ve yeniden çöktük. Bu tür analizleri yaparak tartışmaya açacak adam sayımız yok denecek kadar az. Her akşam televizyonlarda izlediğimiz bu müsvette takımı toplumumuzu dejenere etti ve bilim ve bilimsellikten uzaklaştırdı… Aklıma çok şey geliyor ancak, saygımdan susma hakkımı kullanıyorum…
-
Evez Qurbanli 12 Şubat 2024 23:35Cahit hoca, böylesine anlamlı bir tartışma açtığınız için ben size teşekkür ederim. ????yeterince katkıda bulunamasam da subjektif görüşümü dile getirdim.
-
Evez Qurbanli 12 Şubat 2024 23:34Cahid Hoca, folklorumuzda, örneğin meşhur Melikmemed masalında, karanlık dünyadan aydınlık dünyaya çıkmanın yolları vardır. Bu şunu gösteriyor ki, tarih boyunca aydınlarımız milleti uyandırmaya, karanlıklardan çıkarmaya çalıştılar ama ne yazık ki bu çabalar bugün de devam ediyor. Bugünkü aydınlarımız
Aytmatov’un “Nayman ana” rolünde: O romanda anne çocuğunu uyandırıp kendine getirmek ister, bugün ise çocuklar (aydınlar) annelerini (milletini)..
Batılılar, “karanlık çağlar” olarak adlandırdıkları Doğu İslam rönesans dönemini görmezden gelseler de bilimimize ve kültürümüze ustaca hakim oldukları bir sır değil. (15. yüzyıldan itibaren) Tarihte dahi bilim adamlarımızın buluşlarından Batılılar yararlanmış, biz ise dahilerimizle gurur duymakla yetinmişiz ) -
Ahmet Tok 12 Şubat 2024 23:33Bilgili yüreğin var olsun.
4. Madde olarak da “menfaatperestler” ilave edilebilir. Allah’ı unutup mala mülke tapanlar… -
Hasan Kanaatlı 12 Şubat 2024 23:32Exfeşin keçisini hatırlattığın için teşekkür ederim. Biz onu Arapça edebiyat derslerinde hayli duymuştuk.
-
Hasan Kanaatlı 12 Şubat 2024 23:30Çok güzel tespit. Biz Müslümanlarda oluşan tüm olgular, dini, kültürel, mitolojik, sosyolojik ve psikolojik unsurların içiçe geçtiği karmaşık bir olgudur. Bunların hangisinin hangisinden olduğunu ayrıştırmak, her yiğidin işi değildir. Hepimiz Axfeşin keçisine dönmüşüz.
