Neşe Doster: Bugün güven veren, örnek olan adreslerde dolaşarak ders alınmasını, ya da kopya çekilmesini(!) sağlasak mı?
Neşe Doster
nesedoster@yahoo.com
Bu yazımda yine bizim mahallenin sokaklarında, başarılı hemcinslerimizin başarı öykülerinde dolaşacak, Büyük Atatürk’ün ve Cumhuriyetin imkânlarıyla bir baltaya sap olan biri olarak; vefanın tedavülden kalktığı günümüzde özelde önümü açan, arka çıkan, destek olan herkese borcumu ödemeye çalışırken, genelde her alanda neden ve nasıl başarılı olduğumuzun altını çizmeye gayret edeceğim…
Bizler Atatürk’ü vazgeçilmez bir kimlik kartı gibi yakamıza astığımız günden beri, her şeye rağmen umudumuzu yitirmiyor, Cumhuriyetin kazanımlarını altın bir anahtar gibi, ata yadigârı bir mücevher gibi boynumuza taktığımız günden beri yolların daha ışıklı, sabahların daha aydınlık, umutların hiç solmadığına inanan kuşaktanız…
Sırayla gidersek güreşten yüzmeye, okçuluktan tenise, jimnastikten haltere, basketboldan voleybola, bokstan tekvandoya, Olimpiyat, Avrupa, Dünya şampiyonlarında çıktığımız zirvelere, kırdığımız rekorlara, açtığımız parlak sayfalara, yakaladığımız başarılara, aldığımız madalyalara ve her gün biraz daha artan fark edilir olan görünürlüğümüze bakalım…
Bunlar tesadüf olabilir mi?
Asla. Temelinde yatan nedir? Kurumsal kimlik, alınan eğitimler, alt yapı, yapılan yatırımlar, oturan sistem, yetenek, azim, kararlılık, özgüven, sabır, dayanıklılık, vazgeçmeme, mücadele azmi vb…
Spordaki başarılarıyla hayal kurduran, yön çizen, rol model olan, ilham veren, örnek olan kadınlarımızın kalibresini ve kalitesini ölçecek terazi dünyada çok olmasına rağmen bizde ne kadar var bilmiyorum?
Onların bazen sınırlı ve kısıtlı olanaklarıyla sınırsız hayallerini, deneyimlerini, alt yapılarını, çalışma tempolarını, özverilerini, uyumlarını, heyecanlarını, dinamizmlerini, enerjilerini, disiplinlerini, öz saygılarını, emeklerini, çabalarını unutulmaz başarılarını değerlendirecek kurum ve kuruluşlar gereğini yapıyorlar mı onu da bilmiyorum?
Bildiğim o ki; Sporcu kadınlarımız başarılarıyla umutsuzluğumuzu, karamsarlığımızı biraz olsun aşmamıza yardımcı oldular.
Yine bir başkaya şeye daha neden oldular. O da şu; Onların yaptıklarını kabullenebilmek için gözü tok, kibirli olmayan, eşitlikten yana olan, öfkesini içinde tutan, sık sık had bildirmeye kalkmayan, çemkirmeyen, bağırıp çağırmayan, yoklukla varlık arasındaki kalın çizgiyi gören, görebilen, varlıkta yokluğu, yoklukta varlığı iyi hesap edebilen yönetici ve yetkililere gereksinim duyduğumuzu bir kez daha hatırlattılar. Böylece kaba, sert, kuru, soğuk davranış kalıplarının geçerli olmadığını, olamayacağını kanıtladılar…
Özetle sözlerimi noktalarken derim ki: Onlara duyduğumuz gönül borcunu ayrı bir yazı konusu yapmasaydım hissettiklerim eksik kalırdı bir…
Maçların bitiminde ekvator sıcaklığındaki gülüşleriyle ve birbirlerine sarılarak ağlayışlarıyla insanın içini eriten, gözlerini dolduran başarılı sporcularımızı bir kalemin yazabileceği en sıcak, en dost sözlerle selamlamasam içimden geçenler noksan kalırdı iki…
Değerli okurlarım bu yazımı ülkenin geneline bakınca bir iç çekiş ve iç döküş, Atatürk’ün kızlarına da sesli sedalı bir alkış sayarlarsa sevinirim üç…
-
Neşe Doster: Bugün güven veren, örnek olan adreslerde dolaşarak ders alınmasını, ya da kopya çekilmesini(!) sağlasak mı?
-
Eyyam-ı bahur kapıda: Türkiye’yi bunaltacak sıcak hava için tarih verildi
-
Rus ordusu Kiev’deki askeri sanayi tesislerini ve lojistik merkezlerini vurdu
-
Moskova’da restorana bombalı saldırı: 3 ölü, 21 yaralı
-
Kanada Trump’a karşı Avrupa kartını mı oynuyor?
-
Sinem Dedetaş ve Cem Küçük Çorlu Cezaevi’ne gönderildi
