Fatma Sahur: Emanet Ehline Verilmezse…
Fatma Sahur
fatmasahur1@gmail.com
Bir toplumun çöküşü yalnızca ekonomisiyle, eğitimiyle ya da kurumlarıyla başlamaz. Bazen her şeyden önce ahlakın ve vicdanın zedelenmesiyle başlar.
Bugün ehliyet ve liyakat kelimelerini ne kadar çok duyuyoruz. Aslında ne kadar önemli iki kelime… Çünkü bir makama gelmek yalnızca bir unvan sahibi olmak değildir. O makam aynı zamanda bir emanettir. İster bir müdür olun, ister bir kurumun başında, ister çok daha üst düzey bir görevde… Değişen makamın büyüklüğüdür; değişmeyen ise taşıdığınız sorumluluktur.
Ve işin en başında kul hakkı vardır.
Bir insanın hak etmediği bir yere getirilmesi, o görevi daha iyi yapabilecek birinin önünün kesilmesi, insanların emeğinin yok sayılması yalnızca bir tercih meselesi değildir. Bunun bir vicdan tarafı vardır. Çünkü alınan her kararın bir insanın hayatına dokunan tarafı bulunur.
Bugün insanların yaşadığı güvensizliğin, umutsuzluğun ve Kime güveneceğiz? sorusunun altında biraz da bu duygular yatıyor.
Eğitimde kime güveneceğiz?
Sağlıkta kime güveneceğiz?
Adalette kime güveneceğiz?
Bir işe girerken emeğimizin ve bilgimizin değerlendirileceğine nasıl inanacağız?
İnsan, geleceğine güvenemediği zaman yalnızca bugünü değil, yarını da kaygıyla yaşamaya başlıyor.
Oysa bir yöneticinin, bir memurun, bir öğretmenin, bir hekimin, bir hakimin ya da herhangi bir görevlinin asıl görevi kendisine hizmet etmek değil kendisine verilen görevin hakkını vermektir.
Makam insanı büyütmez. İnsan, makamın hakkını verdiğinde o makam anlam kazanır.
Hepimiz zaman zaman aynı sözleri söylüyoruz Artık kimse işini hakkıyla yapmıyor. Liyakat nerede? İnsanlar neden umutsuz? Neden kimse birbirine güvenmiyor?
Belki de cevap, hepimizin bildiği ama yüksek sesle söylemekten yorulduğu yerde duruyor
Emanet ehline verilmediğinde yalnızca bir görev yanlış kişiye verilmiş olmaz toplumun adalet duygusundan da bir parça eksilir.
Ahlak deyince meseleyi yalnızca kadın-erkek ilişkilerine sıkıştırmak da büyük bir yanılgıdır. Ahlak insanın kimse görmediğinde ne yaptığıdır. Kendisine verilen emanete nasıl davrandığıdır. Gücü eline aldığında adil olup olmadığıdır. Başkasının hakkını kendi menfaatinin önüne koyup koyamadığıdır.
Çünkü insanın gerçek karakteri, yetkisi arttığında ortaya çıkar.
Zaman ise herkese aynı şeyi gösterir Kim gerçekten görevini yaptı, kim emanete sahip çıktı, kim kendi çıkarını toplumun önüne koydu…
Belki bugün herkesin içinde biriken çok şey var. Söylenecek, yazılacak, anlatılacak daha çok şey…
Ama bazen insan sadece şunu söyleyebiliyor:
Herkesin dilinin ucunda olanı, zaman zaten bir gün ortaya çıkarır.
Çünkü hiçbir makam kalıcı değildir.
Geride kalan, unvan değil; insanın bıraktığı izdir. Ve en ağır hesap, insanın kendi vicdanına verdiği hesaptır!
-
Fatma Sahur: Emanet Ehline Verilmezse…
-
Avrupa ekonomisinin yeni kabusu: Petrol değil dizel
-
Christa Pike’ın avukatları anlattı: İnfaz sırasında damar bulmak için 7 iğne kullanıldı
-
KPSS Ön Lisans 4 Ekim’de yapılacak: 1.5 milyondan fazla aday sınava girecek
-
Fon Koordinasyon Kurulu ikinci toplantısını yaptı: ‘Ödeme takvimi değerlendirildi’
-
Kremlin’den Türkiye’nin Karadeniz önerisine ilişkin açıklama: Kiev’e askeri sevkiyatlar tamamen kesilmeli
