Önyargılı yaşam…

-Genel - 11 Kasım 2024 23:12 A A

Han Ayvaz Adıgüzel

hanayvazadiguzel@gmail.com

Eğer yaşamı tarif edemiyorsan, senin yaşadığın bir önyargıdır. Acaba kişinin kendine duyduğu güven yaşamın tarifi midir? Yüksel karakterler yaşadıklarına kendilerini inandırmak isterler.

Bir Yahudi kadınının ayağından zorla bir halhalı almak istemişler. Ali’ye bu haber verilince, donmuş kalmış. Sonra kendi yüzüne bir tokat vurmuş, şöyle buyurmuş: “Ant olsun Allah’a, eğer Ebu Talip oğlu Ali bu dertten ölürse kınanmaz. O halde diyoruz ki; kişi yaşadığına kendisini inandırması lazım.

Aynı Ali’ye bölgenin valisini şikâyet etmişler, söylentiler çoğalmış. Ali’nin mektubunda şu cümleler var: “Eğer denilenler doğruysa şu ayakkabının bağı senden değerlidir!”

Peki, ne lazım? Git bir aydınla konuş, devrimci ruhunu ayaklandır, deki ben bir hiç uğruna alçaltılan bir milletin evladıyım ve ben hala ölmeyi bilmiyorum heyhat!

Bazı insanlar zıt yaradılışlıdır, senin gerçek dediğine onlar görüntü diyor, ülkülere yalan diyor. Bunlar sert havaları soluyan insanlardır. Zorlu bir yürek ve dingin bir görünüm bunlara mahsustur. Ve yine bunlar aşağılarda çok şey bırakıp gelmişlerdir. Dönüp bakmamışlardır bile. İşin ilginç yanı bunlar hayatta ters şeylerle gönüllü yaşarlar. Her şeyi başka türlü görmek isterler.

Eğer yasalar engel olmazsa bunlar küresel bir cazibe yaratacak güçtedirler. Bu insanlar insanlığa tarihin hediyesidir.

İnsanların kendilerine acımasızlıkları dürüstlüklerinden gelir.

Ülkemizde kendilerine acımayan insanlar vardı. Ne yazık ki hapishaneler çürüttü onları. Kurşun yediler, asıldılar. Acaba şimdi günümüzde kendilerine acımayanlar kimlerdir. Gel de bunun hikayesini benden dinle.

Sonraları çile çekmek hem tarihte hem günümüzde nasıl da ters yüz edildi ve sınırsız bir güç kazandı. Hiçbir şey istememek alt yapısı olmayan bir din eğitimidir.

İslam’da tarikat şeyhlerinin çile haneleri vardı, insanlar orada eğitiliyordu. Bir vakitten sonra çıkarılıyor; “çilen doldu” deniliyordu.

Kanuni de çile çekmek için o kulübelere girdi. Çıktıktan sonra Pargalı İbrahim’im öldürttü. Pargalı, kanuninin yatağına aldığı bademlediği oğlancıktı. Oğlancılık, Emevî, Abbasi ve Osmanlı saraylarında çok yaygındı.

İşte böyle; neylersin, sultanların çilesi de bir ayrı olur hani. Adı çile ama hile!

Hiçbir şey istememek sonunda hiçliğe dönüştü, hiçlik felsefesi!

Ben bir hiçim: Bu konu tasavvufta bir ders saatidir. Bunun İslam’da yeri yoktur, irfan bu değildir. Muaviye kaynaklı bir İslam anlayışı, cemaatler eliyle Türklüğü hiçe çevirmiştir. Bu, pis bir oyundur, cia’nın kucağında gelişen.

Ne yazık ki Türk insanı peygamber cepheli İslam’ı hiç anlayamadı ve Türk’ün milliyet felsefesini. 

İslam’ı konuşmak istediğinizde düşmanın üzerine bir sessizlik çöktüğünü hemen anlarsınız. İslam’ı anlatmak güç ve bereket dolu bir anlatımdır.

Eğer birinin akılsızlığı diğerinin şansı haline gelmişse, o, hep kazanır. O kadar zor değildir şanslı olmak. Etrafına dikkatli bakan şansını bulur. Devrimci ve milliyetçi insanların kişisel şansı olmaz; çünkü halkını düşünen, kendisi için kaygılanmaz. Kişi kanına güven yüklemeli.

B 12 vitaminiyle bu iş olmuyor. B 12 vitamini doktorların çıkış yoludur. Teşhis koyamayınca iki şeye sarılıyorlar. B 12 eksik diyorlar veya stresten uzak dur! Mübarekler altı yılı sanki bunun için okumuşlar. Sonunda halk alternatif tıpa sarıldı da kendi kendilerinin doktorları oldular.

Bakınız bu yazı nerden nereye geldi. Kalem bana hakim oldu ben ona değil.

-Genel - 23:12 A A
BENZER HABERLER