Recep Genel: Faizden herkes payına düşeni alıyor
Recep Genel
recep.genel@nefes.com.tr
Faiz, Türkiye’nin en büyük dertlerinden biri haline geldi. 24 Ocak kararlarıyla faizlerin serbest bırakılmasından sonra sık sık yüksek faizin gölgesinde yaşamak zorunda kaldık. O günden bu yana da paradan para kazanmak, her zaman üretimden çok cazip oldu.
Banker krizini yaşadık, 2001 krizini atlattık, 2008 krizi teğet geçti derken bu tablo hiç değişmedi. Bugün de servet sahipleri, yerlisiyle yabancısıyla elini sıcak sudan soğuk suya sokmadan yüksek faizlerden kâr ediyor, servetlerini büyütüyor. Bankalar, finans kuruluşları da faizlerden, komisyonlardan trilyonlarca liralık gelir elde ediyor. Yabancı parasını TL’ye çevirip faiz hesabına koyuyor. Zahmetsizce kazanıyor. Sonra da tekrar dövize çevirip ülkesine dönüyor. Devlet tahvillerine para yatıranlar riske girmeden yüksek faiz alıyor.
Bu sistemi sözde faize karşı olan AKP’nin uyguladığı politikalar yarattı.
Olan biteni anlamak için sadece bütçeye bakmak bile yeterli. Maliye’nin faiz ödemeleri artık dikiş tutmuyor. Hesap 2.5 trilyon liraydı, şimdi faiz ödemelerinin 2.8 trilyon liraya ulaşacağı tahmin ediliyor.
Bütçede 18.9 trilyon lira öngörülen giderler yıl sonunda 19.6 trilyon liraya, 16.2 trilyon lira olan faiz hariç giderler de 16.8 trilyon liraya ulaşacak. Üstelik yıl bitmeden bu rakamlar birkaç kez daha revize edilir.
Hazine’nin arkasında bıraktığı büyük enkazı her zamanki gibi hep birlikte kaldırıyoruz. Yani o tatlı kârların her kuruşunu bu millet ödüyor.
Bütçe gelirleri dediğinizde aslan payı yine vatandaşın cebinden çıkıyor. 6 aylık dönemde 6.6 trilyon liralık tahsilat yapıldı. Yıl sonunda rakamın 7.9 trilyon lira olması bekleniyor.
Faiz ödemeleri ile başı dertte olan sadece Hazine değil. Çalışanlar, esnaf, iş adamları, kısacası bu ülkenin vatandaşları sırtlarında borç küfesiyle geziyor. Şirketlerin 20.2 trilyon liralık kredi borcu var. Vatandaşların kredi ve kredi kartı borcu 6.6 trilyon liraya ulaştı.
Üstelik yüksek faiz demeden kredi alabilen kendini şanslı sayıyor. Kazanan tabii ki bankalar oluyor. BDDK verilerine göre bankaların net faiz gelirleri 6 ayda 1.2 trilyon liraya ulaştı. Geçen yıl bu rakam sadece 681.7 milyar liraydı.
SONRA GELSİN İFLASLAR
Üretimde ısrar edenler ise başlarını kaldıramıyor. Maliyetler kontrol edilemez boyutlara ulaştı. Siparişler eski canlılığını yitirdi. Kârı faiz ödemeleri eritti. Hal böyle olunca giderek daha fazla kredi bağımlısı bir üretim modeli karşımıza çıktı.
Finansman yükünü kaldıramayanlar da arka arkaya havlu atıyor. Bu ülkede üretici olmak yapılabilecek en büyük yanlış haline geldi. Komisyoncu, aracı, hatta doğrudan rantçı olacaksın. Sistem böyle işliyor.
İstatistiklere bakacak olursak konkordatoyu güçleştiren önlemlere rağmen başvurular artıyor. Geçen ay mahkemeler 275 dosya için konkordato kararı verdi. Yılın ilk 7 ayında 2.085 dosya için konkordato kararı çıktı. Ret kararı verilen dosya sayısı da 1.146’ya ulaştı. Ayrıca 171 firma da resmen iflas etti.
Farkındaysanız bugünlerde iktidar kanadında ne Nas’tan bahseden ne de yüksek faizlerden şikayet eden var. Lazım olduğunda Nas da Hazine’nin tozlu raflarında bekliyor. Günün birinde sandıkta oy devşirmeye yarayacağını gördükleri anda Nas yeniden sahne alacak.
Ama şimdi değil… Henüz erken… Şimdi enflasyonla mücadele günlerindeyiz. Nas günleri geldiğinde de yine kazanan büyük holdingler, bankalar, yabancılar olacak. Yine fatura vatandaşa kesilecek.
-
Neşe Doster: Bilmemiz ve unutmamamız gerekenler…
-
Recep Genel: Faizden herkes payına düşeni alıyor
-
Cahit Kılıç: “Tuhaf bir dönem” veya “Bir devr-i şeamet!”
-
İsrail yanlısı lobi Michigan’da yenildi: İlk Müslüman Senato adayı Abdul El-Sayed ön seçimleri kazandı
-
Pezeşkiyan: Filistinli liderlerin müzakere kararlarının arkasındayız
-
BM’den uyarı: Afganistan’da açlık kontrolden çıktı
