Neşe Doster: Bilmemiz ve unutmamamız gerekenler…
Neşe Doster
nesedoster@yahoo.com
Çevreye bakınca, çevrede olup bitenleri görünce; Titizlik ve kararlılıkla sürdürülen soruşturmalar! 28 belediye başkanının tutukluluğu! Hukuk ve adalet adına düşündürücü adımlar! Savunma hakkına ve adil yargılanmaya duyulan özlem! Bazen yapmacık, yer yer suni, sık sık yapay açıklamalarıyla, daha çok hırslı, hırçın, hınçlı söz ve davranışlarıyla tesbit ve tescilli siyasi aktörler! Çekilen acıları ve duyulan sancıları anlamayanların çığ gibi artışı…
Şimdi biz kalkıp bunun adına tecrübe aktarımı mı diyelim? Yaşamı yaşanır kılması gerekenlerin yaşamı çekilmez kılmaları mı diyelim? Sorgulayan, tartışan, bakmayı, görmeyi, yorulmayı hedefleyenlere duyduğumuz ihtiyacı mı dile getirelim? Yaşama sevinci elinden alınan, üzüntüsü, acısı, umudu, derdi, yalnızlığı, sorumluluğu yok sayılanların çokluğuna mı dikkat çekelim? Bu soruların yanıtı ben de yok, ne yazık ki pek çok kişide yok…
Ancak olması gereken, altı çizilmesi gereken ne yazık ki çok konu ve sorun var. Örneğin bazı insanların mesleği onun var olma nedenidir, canıdır, kanıdır, can damarıdır, benliğidir, kimliğidir, kişiliğidir. Siyasi tarihimize ve geçmişe baktığımızda örnekleri pek çok olan…
Gelelim halk olarak gündemimize…
“Eskiden çocuğum üniversiteyi kazanacak mı, nereyi kazanacak diye düşünürdük. Şimdilerde nasıl okutacağım diye kara kara düşünür olduk” diyen aileler! Atanmayan ve sayıları 1 milyonu bulan öğretmenler! Tarımda Avrupa birincisi ve dünya yedincisi olarak tarih yazdığımızı açıklayan bakan! Tam da burada bir eğitimci olarak MEB ne düşünüyor, tüketici olarak madem tarımda tarih yazmışız o zaman tüketici neden alamıyor, üretici toprağını niçin terk ediyor diye yetkili zevata sormak istiyorum.
Yemyeşil alanların kömür karasına dönüşmesi karşısında, yayılan kuşku bulutları hakkında bazı şeyleri anlamakta aciz kalan biri olarak ilgili bakanın ne düşündüğünü merak ediyorum.
10 yıl önce boşandığı eşinden gelen paketin içinden “kefen takımı” çıkan, sık sık gelen telefonlarda; “sana mezar alacağım!” tehditleri alan kadınlar, şiddeti bitirmeyen eski kocaların elinden daha ne kadar ve neler çekecek? Vahşetin nedeni bilinmiyor ama, çeşidi sınır tanımıyorsa, itiraz ve tepkiler yüksek tepelerde karşılık bulmuyor, bulamıyorsa, kadına şiddete göz yumanlar, izin verenler pek belli olmasa da hesap ödeyenler her daim kadınlarsa! Bu konuda hem siyasetçi, hem diplomat, hem Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı ne düşünüyor? Doğrusu yaman merak ediyorum.
23 yılda hapishane sayısı 126 dan 245’e yükselmesine rağmen hala mapus damlarında yer yoksa, kapasite 300 binken, tutuklu ve mahkum sayısı 425 bine yaklaşmışsa! Tutuklular sırayla ve yerlerde yatıyorlarsa! Hem içerdekilerin, hem de dışarda kalanların, yani geride bırakılan ailelerin içinde açılan yaralar, bitmeyen hasret, artan özlem, geçmeyen günler, evdeki boşluk, belirsiz bekleyiş her geçen gün umutları azaltıyorsa! Kiminin eşi, kiminin kızı, kiminin oğlu, kiminin annesi, kiminin babası, kardeşi, dostu, arkadaşı, akrabası görüş gün ve saatlerini iple çekiyor, bazen kilometlerlerce yol kat ederek koşup geliyorsa! Onlarsız oturulan sofralar, boğaza takılan lokmalar, sevdikleri yemekleri pişirmeme tavan yapıyorsa! Bu konuda Adalet Bakanı ne düşünüyor yaman merak ediyorum.
İşçiler, çiftçiler, öğretmenler, memurlar, emekliler, madenciler, öğrenciler, gençler, kadınlar, yaşlılar; hak mücadelesi veremeyerek, ya da vermeye kalkınca başlarına gelenlerden ötürü asık suratla, mutsuz yüz ifadeleriyle, umutsuz bakışlarla dolaşıyorsa! Gıda enflasyonunda yüzde 35’le Avrupa’nın zirvesinde isek! 1 adet muzun 27 TL, kirazın kilosunun 250 TL olduğu ülkemizde satıcı satamıyor, tüketici alamıyorsa! TÜİK’e göre işsizlik yüzde 6.7, geniş tanımlı gerçek işsizilik ise yüzde 28.8 ise! İlgili bakan ne düşünüyor merak ediyorum.
İnsani, vicdani, ahlaki refleksler yok sayılıp baskı, öfke, tepki ağır basıyorsa! Seçimlerin savaş değil, yarış olduğu halka anlatılamıyorsa, yönetim erbabı birbiriyle konuşup halkın sorunlarına çözüm aramak yerine birbiri hakkında konuşarak sorunları büyütüyorsa, sıkılan, bıkan, yorulan halk memnuniyet yerine mecburiyetleri tercih ediyorsa! Bu ülkeyi yönetenlerin ve yönetmeye talip olanların ne düşündüğünü merak etmeyelim mi?
Keşke ülkenin ve milletin derdiyle dertlenenlerin, “derdi dünya olanın dünya kadar derdi olurmuş!” sözünü ezber edenlerin, ülkenin sırtındaki ağır yükleri kaldırmaya gönüllü olanların sayısı artsa! Ülkemizin kurucu ve kurtarıcı gücünü unutanların aklı başına hemen ve acilen gelse! Hele de geldikleri yolun ve işgal ettikleri koltukların ardında büyük Atatürk’ün açtığı ışıklı yol ve cumhuriyetin kazanımları olduğunu vicdan aynasına bakarak görebilseler…
Özetle; Bir kısmını teessür, bir kısmını teessüf, birazını da tebessümle yazdığım bu yazı konuların ve sorunların çokluğundan ötürü amacını ve boyutlarını aşmış olabilir. Ama 25. yılına büyük hazırlıklar yaparak, görkemli törenler düzenleyerek, “Milletimizle çeyrek asır/ Türkiye geleceğe hazır” şeklindeki sloganıyla girecek olan yönetim yine müjdeyi verdi! Tarımda tarih yazmışız! Geleceğe hazırmışız! Daha ne isteriz?

-
Neşe Doster: Bilmemiz ve unutmamamız gerekenler…
-
Recep Genel: Faizden herkes payına düşeni alıyor
-
Cahit Kılıç: “Tuhaf bir dönem” veya “Bir devr-i şeamet!”
-
İsrail yanlısı lobi Michigan’da yenildi: İlk Müslüman Senato adayı Abdul El-Sayed ön seçimleri kazandı
-
Pezeşkiyan: Filistinli liderlerin müzakere kararlarının arkasındayız
-
BM’den uyarı: Afganistan’da açlık kontrolden çıktı
