Han Ayvaz Adıgüzel: Zihin kontrol ustaları!
Han Ayvaz Adıgüzel
hanayvazadiguzel@gmail.com
Teröristler zihin kontrol ustalarıdır, insanları dehşete düşürebiliyorlar. Terörün amacı maddi zarar değil, korkudur fakat bu korku savaş korkusuna benzemiyor.
Terör, insanları korkutur ama devleti kışkırtır. Eğer bunu başarırlarsa hedefi on ikiden vurmuş sayılırlar.
Şöyle bir olay anlatırlar: Porselen dükkanına kızan bir sinek, boğanın burnuna veya kulağına girer, vızıldar. Boğa öfkesinden küplere biner, porselen dükkanına dalar. Sen artık seyreyle düğün yerini. Terör budur işte.
Devlet büyük güçtür. Mesele bu gücü kışkırtmak. Bu oyuna gelen devletleri tarih kaydetmiştir. Devlet olma tecrübesini kullanan hükümetler bu gibi oyunları savmasını bilirler
Eski Yunan kanunlarında devlet suçluları yargılamazdı ama yargılanacak olanları seçerdi. Bu çok kötü bir karadı. Böylece tebaa çöktü.
Tarihte Kartacalılar çocukları kurban ederlerdi. Komutan Gelon onlarla savaştı, 300 bin Kartacalı öldü. Sonunda teslim oldular. Komutan Gelon antlaşmayı tek bir şartla kabul etti. “Artık çocukları kurban etme geleneğine son verilecekti.”
Düşünürler, insanlık tarihinin en güzel antlaşması budur diyorlar. Bir başka güzel antlaşmada şöyledir: Belihliler ihtiyar babalarını köpeklere yediriyorlardı. Meşhur İskender bunu önledi, yapanları ağır bir şekilde cezalandırdı. Evet, insanlık adına bu da bir başka zaferdir.
Bazı topraklar cemaat-tarikat gibi mistik yuvalar üretmek için verimli yerlerdir. Acaba bu bir yanlış tahlil mi? Yoksa hastalık toprakta değil oradaki kültürde mi? Peki, böyle bir kültürden verimli kabiliyetler doğar mı?
Bazen kültürlerin geldiği son, yıkıcı olabilir. Belirtildiği gibi hastalıklı kültür yapısındandır bunlar.
Kültürlerin dinlerle iç çe irtibatı vardır. O halde o dinler de hastalıklı mı? Evet! En azından o din yanlış ellerde ve yanlış anlaşılmıştır.
Semavi dinlerde hasta olan din değil, dinin yorumu olan mezheplerdir. Cemaat ve tarikat üreten mezhep hastalıklıdır. Bu gibi hastalıklar devletleri yıkıma kadar götürebilir.
Bilgiler, zihnimizi oluştururlar. Her bilgi zihnimiz için birer cazibe kaynağıdır. Zihin dediğimiz de işaret edilen şeyleri kastediyoruz. İşte bu bizim bilgilerimizdir diyoruz.
Acaba zihnimiz gerçeklerle mi doludur? Misal: Adam karanlıkta gidiyor, bir duvara yaklaşınca: “Bu duvarın arkasında düşmanlar var” diye zihninde bir olgu yaratıyor. Bu olgu gerçek olabilir veya olmayabilir. O halde zihin gerçeğin yalnızca bir bölümüdür diyebiliriz. Tartışmaların çoğunun kaynağı da işte burasıdır.
“Gerçek denilen bir şey yoktur! Bu gibi düşünen filozoflar da yok değildir. “Sizin gerçek dediğiniz zihninizdeki tasavvurların bir yansımalarıdır!” diyorlar. Meşhur Descart, bu görüşten yola çıkarak;
“Tasavvur ediyorum, öyleyse varım” demişti. Yani düşünüyorum anlamında!
O halde şöyle bir soruya nasıl bir cevap vermek gerekir: Acaba zihnimizden en önemli beklentimiz ne olmalı? Gerçeği olduğu gibi tanıma!
Hangi zihniyet bizi kandırıyor? Yalın ve tutarsız bilgiler!
Bizim bilgiden beklediğimiz temel fonksiyon nedir? Gerçeğin beslenmesi! Eğer bunu yapmıyorsa bizi kandırıyor demektir. O halde bilgiye nasıl güveneceğiz? Ölçüleri bularak! Peki, bu ölçüler nedir, biz bu ölçüleri nasıl bulacağız?
Ölçüt çeşitleri çoktur. “Duyular, çözümlemeler, hazır bilgiler, irfani bilgiler, vahi ile gelen bilgiler. Deneysel bilgiler vb.!”
Peki, pratiğe dökülen ölçütlerimiz nelerdir? Bunlar: “Duyularımız, gözlemlerimiz ve çözümlemelerimizdir!”
Duyu ve gözlem insanda tecrübe oluşturur. Tecrübe temel unsurlarımızdan birisidir. Bunun yanında çözümleme daha bir önemlidir. Çözümlemede analiz var, sentez var ve buradan sonuca gitme var.
-
Han Ayvaz Adıgüzel: Zihin kontrol ustaları!
-
Cem Küçük soruşturması kapsamında TV programcısı Tahir Sarıkaya gözaltına alındı
-
Karadeniz’de 13 Türk mürettebatın bulunduğu gemiye dron saldırısı
-
Rusya: Ukrayna sularında 4 gemi imha edildi
-
İran’dan Ukrayna’ya Hazar Denizi tepkisi: ‘Saldırının kasıtlı olduğuna dair kanıtlarımız var’
-
Mısır’da 5.3 büyüklüğünde deprem: Çevre ülkelerde de paniğe neden oldu
