Han Ayvaz Adıgüzel: Mescidi her yerde bulursun…

-Felsefe - 14 Eylül 2026 22:54 A A

Han Ayvaz Adıgüzel

hanayvazadiguzel@gmail.com

YAZI ARŞİVİ

Ariflerin sözüdür: “Sen taze fikirlerin peşinde koş, mescidi her yerde bulursun.” Taze fikirler; ah ne olduğunu bir bilsem!

Galiba taze fikir sistemle ilgili olan fikirlerdir. Bakınız ister Nobel kazansın ister devasa yerlerde konferans versin, bunların hepsi düzenle ilgili fikirlerdir. İnsanlık adalet sistemini nasıl kurabilir? Acaba bunun dışında taze fikir ne olabilirmiş ki?

Dünya ve insan, bu ikisi aynı şeydir. “Sen kendini ne sanıyorsun, en büyük alem sensin!” Bu söz Ali’nin sözüdür. Eğer ki biz büyük alemsek, o halde biz kimiz? Vallahi en taze fikir budur işte. “Kendini bil!” Hani Yunus diyor ya: “Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır!” Bir de şairin sözünü dinleyelim.

“Sevgili her daim yenidir, ben onu hep öyle gördüm ama bakışları eskidi.

O da beni öyle görüyor. Eğer bakışları eskimişse kör olmaya yakındır!”

Yine İrfan felsefesinden bir söz: “Kendini bilen Rabbini bildi!” Yani; “Men arafe rabbe hu….” Ben bu meselede okumuşluğum ve dinlemişliğim çoktur. Yani ben esasta, “sözün çokluğundan susup kalmışım” derken, aslında her şeyi karıştırmışım ama aklımda tuttuğum bir şey var. O da, taze fikir!

Kimin fikri yüksekse, o yaşayan şehittir. Güçlü fikirleri mütalaa ağır bir yüktür. Bu parti meselelerini bırakmak lazım. “Eskiler eskide kaldı cancağızım, yeni şeyler söylemek gerek!” Mevlana’nın şu uyarısı var ya; söylediği şu söz kadar tazedir.

Düşünceler, duygular ve inançlar dünyasını anlatmak çok zor şeylerdir. Kişiyi inanmaya sevk eden söyledikleri değil, söylediklerinin yetkisidir. İnancın yetkisi! Bu yetkiyi ona kim verdi?

Ben hiçbir inancı tanımıyorum diyor. Yani tanımama yetkisi! Peki, bunu ona kim verdi.

İnanç düşüncenin temelindedir. Bu söz onaylanmıştır. Bu işin korkulan yanı şurasıdır. Adam bir şarlatana inanıyor. Şimdi bu insanlarda düşünce var mı? Pastör, böyle inançlara “geometri inanç “diyor ve devam ediyor. Diyor ki: “Yerine bilgiyi ve aklı koymak için, onu oradan çıkarmaya mecbur kaldım!”

Geometri şekilleri bir düşünün. “Üçgen, dörtgen, silindir, daire, vb.” Mesela; üçgen kendi dışındaki olanı tanımaz. Silindir de öyle, daire de öyle. Geometri inançların hedefi olmaz. Hedef ne? Eğer inançta bir hedef yoksa o faydasızdır.

Bilgi sadece bilene ait olursa kuşatma olmaz. O zaman bilginin varlık alanı genişlemez. Hayat üretmeyen bilgi, rahmet vasfını yitirir. Bundandır hakikat toplumsal dolaşıma sokulmalı diyoruz.

Kant “inanç kendini vicdana kabul ettirir” diyor. Peki, inanç bu gücü nereden alıyor?

İnanç iletilmeli. Eğer inanç iletilir olmasaydı ve bulunduğu kişide kalsaydı ne toplum olurdu ne de medeniyet. İdeolojiler de inançtır. Ben bütün inançları yeniden duymak istiyorum. İnsan toplumunda dört başı mamur olarak kimse kimsenin inancını dinlemedi. Hazıra kondu, karşıyı suçladı, ona bir kulp taktı, mahalle baskısına aldı, onu takiyeye zorladı.

İmam Muhammet Bakır’dan bir hadis şöyledir: “Aralarında insanların takiye ile dolaştığı toplum, ne melun toplumdur!” Melun toplum, korkunç bir şey bu!

O halde herkes birbirine yardım etsin de inançlarını güvenle söylesinler ve melun olmaktan kurtulsunlar.

Hiç kimsenin inancı akla karşı değildir ama akıl üstü inanç vardır. Mesele, karşı kişinin bunu kaldıramama meselesidir.

 

-Felsefe - 22:54 A A
BENZER HABERLER