Halk TV’nin ardından: YouTube televizyonun yerini tutabilir mi?

-Basın - 16 Ekim 2026 15:10 A A

“Bu sabah televizyonu açtım ve Halk TV yoktu. Bugün benim kanalım kapandı. Zaten olan bir şey değildi ama artık iyiden iyiye özgürlüğümüz elimden alındı.”

74 yaşındaki Yüksel Yılmaz, yıllardır Halk TV’yi severek izlediğini söylüyor.

Ancak Halk TV’ye sahibi Cafer Mahiroğlu’na yönelik soruşturma kapsamında kayyum atandı ve kanalın haber yayını sonlandırıldı.

Emekli maaşıyla yaşayan Yüksel Yılmaz çok kızgın görünüyor.

İstanbul’un Pendik ilçesindeki evinin mutfağında oturduğumuz Yılmaz, elindeki TV kumandasıyla masaya vuruyor ve “Ben şimdi ne yapacağım? Yemek programlarını mı, gelinlerin atışmalarını mı izleyeceğim?” diyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada Mahiroğlu’na “rüşvet”, “ihaleye fesat karıştırma” ve “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” suçlamaları yöneltiliyor.

Halk TV, Televizyon İzleme Araştırmaları Kurumu verilerine göre Eylül ayında haber kanalları arasında en yüksek reytinge sahip TV kanalı.

Yüksel Yılmaz bir mutfakta oturuyor. Önünde TV kumandası ve bir fincan kahve var. Arkasında bir TV açık
Yüksel Yılmaz, Halk TV haber yayınının sonlanmasından oldukça rahatsız

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, kanala yönelik müdahalenin sonuçlarının, sahibiyle sınırlı kalmadığını söylüyor.

BBC Türkçe‘ye konuşan İrvan, “Bir haber kanalına, sahibinden kaynaklanan gerekçelerle kayyum atanması son derece sıkıntılı bir durum. Bu, o haber kanalını takip edenlerin haber alma özgürlüğünü ortadan kaldırıyor” diyor.

İrvan’a göre mesele, izleyicilerin yanı sıra kanalda çalışan gazetecileri de ilgilendiriyor:

“Dolayısıyla mesele yalnızca bir kanalın kapatılması ya da patronunun cezalandırılması değil; izleyicinin ve o kanalda çalışan gazetecilerin de cezalandırılması anlamına geliyor.”

Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş kanaldaki çalışanlar ile birlikte bir veda konuşması yaptı
Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş kanaldaki çalışanlar ile birlikte bir veda konuşması yaptı

Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bedriye Poyraz da bu denli geniş bir izleyici kitlesi olan kanalın haber yayınının sonlandırılmasını darbe dönemi örneklerine benzetiyor.

BBC Türkçe‘ye değerlendirmelerde bulunan Poyraz, “Demokrasiye vurulmuş bir darbe diyeceğim ama demokrasi diye bir şey kalmadı. Söylenecek söz de kalmadı” diyor.

Halk TV’yi yayıncılık da dahil birçok açıdan eleştirmenin mümkün olduğunu söyleyen Poyraz, yaşananları “Türkiye’de yaşayan herkes için ürkütücü ve çok kaygı verici” buluyor.

Poyraz, siyasi iktidarın kendisine yönelik en ufak bir eleştiriye tahammül edemediğini savunuyor:

“Siyasi iktidar, belediyeler örneğinde olduğu gibi [yöneticilere], ‘Ya bana geleceksin ya da hapse gireceksin’ diyor. Aslında benzer bir şeyi izleyiciye de uyguluyor ve ‘Ya benim kanalımı izleyeceksiniz ya da sizin bu topraklarda herhangi farklı bir düşünceyi duymaya hakkınız yok’ gibi bir tutum sergiliyor.”

İzleyici ne yapacak?

Pendik’te yaşayan bir başka emekli, Hamit Aysel de yaşananlardan şikâyetçi.

73 yaşındaki Aysel düşünceli, tedirgin ve öfkeli. Kendisini çok kötü hissettiğini söylüyor:

“Bir tek Halk TV vardı bana haberleri veren. Şimdi orayı da hükümet gücüyle kapattılar. O kadar çalışanı var. Dahası yurdumuzda bu kanalı izleyen, haber alan, moral bulan milyonlar var. Maalesef körleştik. Şimdi ise sağır olacağız.”

Hamit Aysel elindeki tv kumandasıyla oturuyor. Üzerinde bordo renkte bir tişört var
Hamit Aysel “Maalesef körleştik. Şimdi ise sağır olacağız” diyor

Gazeteci ve akademisyen Doç. Dr. Can Ertuna’ya göre, bir kanalın haber yayınının sonlandırılmasının ardından izleyicilerin başka bir kanala yönelmesi, kaybın bütünüyle telafi edildiği anlamına gelmiyor.

BBC Türkçe‘ye konuşan Ertuna, kanalların yayın politikalarının, konuk tercihlerinin ve haberleri ele alış biçimlerinin birbirinden farklı olduğunu vurguluyor:

“Her kanalı birbirinin karbon kopyası ya da yedeği olarak da düşünmemek gerekiyor.”

Ertuna’ya göre bu farklılıklar, izleyicilerin haberle kurduğu ilişkiyi de şekillendiriyor:

“Herkesin farklı beklentileri, izleyicinin haberle ve gündemle kurduğu farklı ilişkiler var. ‘Bir kanal kapandı, diğerine göçelim’ demek, aslında bir çaresizliğin itirafı haline geliyor.”

Eleştirel habere erişim alanı daralıyor mu?

Halk TV’ye kayyum atanması son yıllarda medyada yaşanan tek örnek değil.

Tele 1 ve İMC TV kanalları, JINHA ve Dicle Haber Ajansı, Azadiya Welat ve Özgür Gündem gazeteleri ile Evrensel Kültür dergisi de dahil olmak üzere çok sayıda basın kurumu son yıllarda çeşitli sebeplerle kapatıldı.

Temmuz 2025’te Sözcü TV’nin yayını on gün boyunca durduruldu.

Son olarak T24 haber sitesine de erişim engeli getirildi.

Muhalif yayınlarda görev yapan gazeteciler de sık sık gözaltına alınıp tutuklanmalarla karşılaşıyor.

Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün hazırladığı 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye, 180 ülke arasında 163’üncü sırada yer aldı.

Halk TV stüdyolarındaki polisler
Gazeteci Deniz Bayramoğlu polisleri Halk TV’nin içinde görüntüledi

Ertuna, Halk TV’ye yönelik müdahaleyi “Türkiye’de eleştirel medyaya dönük operasyon zincirinin son halkası” olarak değerlendiriyor.

Özellikle orta yaş ve üzerindeki izleyicilerin haberle ilişkisinde televizyonun önemini koruduğuna dikkat çeken Ertuna, eleştirel kanalların azalmasının bu kesimlerin habere erişimini etkilediğini söylüyor:

“Türkiye’de ciddi bir kesimin arzu ettiği perspektiften, ihtiyaç duyduğu çerçeveden haberlerle buluşamaması anlamına geliyor. O alan gittikçe daralıyor.”

İrvan ise kanalın sahibine yönelik suçlamalarla gazetecilik faaliyetinin sürdürülmesini ayrı değerlendirmek gerektiği görüşünde.

Henüz sonuçlanmış bir yargılama bulunmadığına dikkat çeken İrvan, kayyum yönetiminde de kanalın yayıncılığını sürdürebileceğini, ancak gazetecilik faaliyetinin devam etmediğini söylüyor.

Gazeteciler için de çalışma alanları azalıyor

Halk TV de dahil mevcut medya kuruluşlarında ücretler ve sendikal haklar bakımından yaşanan sorunlar sorulduğunda Ertuna, kanala yönelik müdahalenin bu sorunları gidermediğini, kanal çalışanlarının geleceğini daha da belirsizleştirdiğini söylüyor ve şöyle devam ediyor:

“Dolayısıyla şu aşamada bu tartışma bana biraz İstanbul kuşatılmışken meleklerin cinsiyetini konuşmak gibi geliyor.”

Ertuna’ya göre düzenli maaş ve sigorta güvencesiyle gazetecilik yapılabilecek kurumların azalması, mesleğe yeni başlayanları da etkiliyor:

“Bu durum meslekte işsizliğe ve gazeteciliğe heveslenen gençlerin bir noktadan sonra umutsuzluğa kapılmasına yol açıyor.”

İrvan da televizyon kanallarının sınırlı gelir kaynaklarıyla çalışmasının hem istihdam koşullarını hem de editöryal bağımsızlığı etkilediğini düşünüyor.

Muhalif medyanın da haberciliği ve içerikleri bakımından eleştirilebileceğini belirten İrvan, ekonomik sorunların sürdürülebilir bir yayıncılığın önünde engel oluşturduğunu söylüyor:

“Burada en başta mağdur olanlar çalışanlar, gazeteciler. Patronlar şu ya da bu biçimde, en kötü ihtimalle bırakıp gidiyor. Ama çalışanlar gerçekten zor durumda.”

Ertuna’ya göre gazetecilerin çalışamaz hale gelmesi, sahadan aktarılan bilgilerin ve tanıklıkların da azalması demek.

Kanala kayyum atandığı gün herhangi bir Halk TV muhabirinin, çalıştığı bir konuyu takip edemez hale geldiğini belirten Ertuna şunları söylüyor:

“O Halk TV muhabiri uzun zaman sonra savunmasını yapacak olan Ekrem İmamoğlu’nun savunmasını dinlemek üzere Silivri’ye, İBB duruşmasına gidecekti.

“O gün bir muhabir bu duruşmayı izleyemedi. Orada bir muhabir, bir tanıklık daha eksildi. Belki geniş bir mecradan duyurulabilecekti bu savunma; mümkün olmadı. Böyle bir sorunla karşı karşıyayız.”

YouTube televizyonun yerini tutabilir mi?

Peki, Halk TV izleyicileri haber almak için nereye yönelebilir? Dijital platformlar televizyonun yerini tutabilir mi?

İrvan, sosyal medyada ve YouTube’da gazetecilik yapan isimlerin izleyiciler için alternatif oluşturabileceğini düşünüyor.

“Geleneksel medyaya eskiden olduğu kadar mahkûm olmadığımızı düşünüyorum” diyen İrvan, yeni kanalların ve mecraların da ortaya çıkabileceğini söylüyor:

“Mutlaka bir alternatif olacaktır. Mevcut statükoya eskiden olduğu kadar mahkûm değiliz. Bugün yeni mecralar söz konusu; bunlar daha kolay kurulabiliyor, alternatif yollar bulunabiliyor. Yeter ki insanlar talep etsin.”

Ancak İrvan, bu yayınların televizyonla aynı etkiyi yaratıp yaratamayacağı konusunda kesin bir değerlendirme yapmanın zor olduğunu belirtiyor.

T24 haber stüdyoları. İçeride iki gazeteci oturuyor. En arkadaki TV'de T24 logosu görülüyor
T24 haber sitesine “LGBT propagandası niteliği taşıyan” haberler yaptığı gerekçesiyle erişim engeli getirildi

Ertuna ise YouTube yayınlarının mevcut yapılarıyla televizyon haberciliğinin yerini dolduramayacağı görüşünde.

Halk TV’nin ağırlıklı olarak stüdyo yayıncılığı yapsa da muhabir, editör ve haber müdürlerinden oluşan bir yapıya sahip olduğunu hatırlatan Ertuna, bu iş bölümünün sahadan bilgi aktarılmasını ve gelişmelerin gün boyunca takip edilmesini sağladığını söylüyor.

“Gazetecilik, habercilik kolektif bir iştir. İş bölümü gerektirir” diyen Ertuna’ya göre, tek başına yayın yapan gazetecilerin aynı anda farklı noktalardaki gelişmeleri izlemesi ve kesintisiz haber sunması güç.

Ertuna, YouTube’daki yorum yayınlarının da önemli ölçüde sahada çalışan muhabirlerin ürettiği haberlerden beslendiğine dikkat çekiyor:

“Üstelik YouTube’daki gazetecilerin pek çoğunun haber kaynağı da alandaki bu muhabirlerdi: Halk TV muhabiri, bir gazetenin muhabiri ya da başka bir kanalın muhabiri. Dolayısıyla onların da haber alma yetileri törpülenecek.”

Ertuna’ya göre dijital platformların geleceği de Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğüne yönelik baskılardan bağımsız değil.

YouTube’un da sansürden bütünüyle muaf olmadığını söyleyen Ertuna, geleneksel medya kuruluşlarının azalmasıyla bu platform üzerindeki baskının artabileceği uyarısında bulunuyor:

“Geleneksel yayınlar, televizyonlar ya da internet sayfaları teker teker kapandığında bir sonraki hedef YouTube olacak. Belki onun üzerindeki baskı çok daha fazla artacak. Bunu bilmiyoruz.”

Kaynak: BBC Türkçe

-Basın - 15:10 A A
BENZER HABERLER