Fatma Sahur: İnsan Hakları İşimize Geldiğinde mi Hatırlanmalı?
Fatma Sahur
fatmasahur1@gmail.com
Bir ülkede türban yasağına karşı yükselen sesler, Afganistanda eğitim hakkı elinden alınan kız çocukları için neden aynı güçle yükselmiyor?
Bugün Azerbaycan’da okullarda başörtüsü nedeniyle yaşanan kısıtlamalar gündemde. İnsanlar ayağa kalkıyor, tepkiler gösteriliyor, hak ve özgürlüklerden söz ediliyor. Elbette inanç özgürlüğünü ve eğitim hakkını savunmak değerlidir. Hiçbir kız çocuğu kıyafeti nedeniyle okul kapısından geri çevrilmemeli. Ancak insanın aklına çok önemli bir soru geliyor: Madem haksızlığa karşı bu kadar duyarlıyız, Afganistan’daki kız çocuklarının sessiz çığlığını neden aynı kararlılıkla duymuyoruz?
Afganistan’da kız çocukları altıncı sınıftan sonra eğitimlerine devam edemiyor, kadınlar üniversitelerden uzak tutuluyor. UNESCO’nun 2026 verilerine göre 2,4 milyon kız çocuğu ortaöğretimden mahrum bırakılmış durumda. Bu, yalnızca bugünün değil, bir ülkenin geleceğinin de karartılmasıdır.
Peki, o çocukların suçu ne?
Bir kız çocuğunun başını örtmesi nedeniyle eğitim hakkının kısıtlanmasına karşı çıkarken, başka bir ülkede milyonlarca kız çocuğunun eğitimden tamamen uzaklaştırılmasına neden aynı ölçüde ses çıkaramıyoruz? Bir yerde inanç özgürlüğünü savunup başka bir yerde kız çocuklarının en temel haklarının ellerinden alınmasını görmezden gelmek nasıl bir adalet anlayışıdır?
Hak, coğrafyaya göre değişmez. Adalet, kimliğe göre şekil almaz. İnsan hakları, yalnızca bize yakın gelen insanların hakları değildir.
Üstelik mesele yalnızca Afganistan’la da sınırlı değil. Suudi Arabistan’da kadınların araç kullanma yasağının kaldırılması 2018 yılında mümkün oldu. Dünyanın 21. yüzyılda yaşadığı bir dönemde, kadınların kendi araçlarını kullanabilmesi gibi temel bir özgürlüğün yıllarca tartışma konusu olması bile bize çok şey anlatmıyor mu?
Yıl 2026 Teknoloji ilerliyor, insanlık uzaya gidiyor, yapay zeka hayatımızı değiştiriyor. Ama hala dünyanın bazı yerlerinde kız çocukları okula gidemiyor, kadınlar kendi hayatları hakkında karar vermekte zorlanıyor. Sonra da bütün bunlar kimi zaman din adına, gelenek adına toplum düzeni adına savunuluyor.
Oysa insanı eğitimden uzaklaştırmak düşünmesini engellemek, sorgulamasını yasaklamak hangi inanca, hangi adalete sığar?
İslamın adını kullanmak, yapılan her uygulamayı adil veya doğru hâle getirmez. Bir inancı temsil ettiğini söyleyenlerin de önce insan onurunu, hakkı ve adaleti gözetmesi gerekmez mi? İnanç, insanı iyiliğe ve merhamete çağırırken neden bazı uygulamalar insanları cahilliğe, çaresizliğe ve eşitsizliğe mahkum ediyor?
Benim itirazım inançlara değil inançların, geleneklerin veya siyasi çıkarların arkasına sığınılarak insanların temel haklarının ellerinden alınmasına.
Bir çocuğun eğitim hakkı, hangi ülkede doğduğuna bağlı olmamalı. Bir kadının özgürlüğü, hangi toplumda yaşadığına göre belirlenmemeli. Başörtüsü takan kadının da takmayan kadının da kendi tercihiyle onuruyla ve haklarıyla yaşayabildiği bir dünya istemek çok mu zor?
Elbette her ülkenin kendi koşulları, yasaları ve toplumsal yapısı vardır. Ancak hiçbir gerekçe, kız çocuklarını eğitimden mahrum bırakmayı sıradanlaştırmamalıdır. Hiçbir siyasi veya dini söylem, temel insan haklarının önüne geçmemelidir.
Bugün Azerbaycan’daki kız çocuklarının hakkını savunuyorsak Afganistandakilerin de hakkını savunmalıyız. İran’da, Suudi Arabistan’da, Türkiye de veya dünyanın başka bir köşesinde kadınların ve çocukların hakları ihlal edildiğinde aynı vicdanla konuşabilmeliyiz.
Çünkü adalet, yalnızca kendi düşüncemize uyanların yanında durmak değildir. Asıl adalet düşüncemize uzak olsa bile haksızlığa uğrayanın hakkını savunabilmektir.
Hepimiz aynı düşünmek zorunda değiliz. Aynı inanca sahip olmak aynı siyasi görüşü taşımak zorunda da değiliz. Ama insan onuru söz konusu olduğunda ortak bir vicdanda buluşmak zorundayız.
İnsan haklarını savunmak bir tercih değil, insan olmanın sorumluluğudur.
Sesimizi yalnızca işimize geldiğinde çıkaracaksak, bizim savunduğumuz şey gerçekten adalet midir yoksa yalnızca kendi tarafımızın haklılığı mı?
Benim çağrım açık Önce insan olalım. Hakkı, hukuku ve adaleti her yerde savunalım. Bir kız çocuğunun başındaki örtü yüzünden de, eğitim hakkı elinden alındığı için de, düşüncesi nedeniyle susturulduğu için de sesimizi yükseltelim.
Çünkü bir çocuğun elinden kalemini almak, yalnızca onun bugününü değil, yarınını da elinden almaktır.
Adalet seçici olmaz. Vicdan sınır tanımaz. İnsan hakları da işimize geldiğinde hatırlayacağımız bir kavram değildir.
Peki, sizce de artık haksızlığa karşı sesimizi yalnızca belli ülkelerde ve belli konularda değil, her yerde aynı kararlılıkla yükseltmemizin zamanı gelmedi mi?
-
Fransa’da öğrenci protestoları: Polise ses bombası kullanma izni verildi
-
ABD’de okul saldırısı: Üç çocuk ve bir öğretmen öldürüldü
-
Berlin mahkemesi: Okulda namaz yasaklanabilir
-
Türkiye’de basın özgürlüğü: Gözaltı, tutuklama ve kayyum
-
Rusya Avrupalı şirketlerin varlıklarına el koydu
-
Gazeteci Bahadır Özgür “adli kontrol” şartıyla serbest
