Atatürk solcu mudur, yoksa milliyetçiler sağcı mıdır?
Hakan Akpınar
hakanakpinar227@gmail.com
Atatürk, solcu değildir; devrimci-seküler bir Türk milliyetçisidir. Türk milliyetçiliği ise aslında sağ siyasete değil, Cumhuriyetçi geleneğe bağlıdır. Ne var ki; at izi, it izine karıştığı için bu ideolojik değerler ile onların taşıyıcısı olan kavramlar, günümüzde erozyona uğratılıp, iğdiş edilmiştir.
“Biz doğrudan doğruya Türk milliyetçisiyiz” diyen Atatürk, devletin idare tarzını soran ‘Hâkimiyeti-i Milliye’ muhabirine, “Bizim idaremiz, halk iktidarıdır” cevabını vererek, devrimcilik ile Türk milliyetçiliği arasındaki kopmaz bağa işaret etmişti.
‘Çok Partili Rejim’ sonrasında 1950’de iktidara gelen Demokrat Parti, muhafazakâr kitleler üzerinden CHP’ye karşı yeni bir sayfa açmıştı. Devrimler, ilk kez o zaman hırpalandı.
27 Mayıs 1960 Askerî Darbesi sonrasında oluşturulan siyasi tablo, dünyadaki yeni konjonktürün etkisiyle ülkemizde sağ-sol kavramlarına kapı aralamış oldu.1960’lar, dünyada sol hareketin yükseldiği yıllardı. İsmet İnönü, gençleri “aşırı sol”un dışında tutmak için onlara CHP’de yer açmak istedi ve partiyi “Ortanın Solu”nda tarif etti. Böylece sağ-sol kavramları, siyasî edebiyatımıza girdi.
Adalet Partisi ile resmiyet kazanan Türk sağı, tarikatlar aracılığıyla Siyasal İslâm’ı şemsiyesi altına aldı, zaman içinde büyüttü. Bu sayede gün geldi, Siyasal İslâm dernekler, sivil toplum örgütleri ve yeni kurulan partiler üzerinden istikrarlı bir biçimde kurumsallaştı.
CHP’nin ortanın solunda pozisyon alması, ideolojik solun faaliyetlerini önleyemedi. Siyaset boşluğa izin vermez. Vermedi de… CHP’nin ‘Orta’nın Solu’ politikasına muhalefet eden yeni bir milliyetçi hareket ortaya çıktı. Gerisini biliyorsunuz. 12 Eylül öncesinde iki taraftan binlerce genç hayatını kaybetti.
Çoğulcu demokrasiyle başlayan sert dalgalanmalar; ülke menfaatinin önüne geçen hırslar; çatışmalar, kutuplaşmalar, tarikatlar, darbeler… Zaman geldi, cumhuriyetin kimi çocukları liberalleşti; “solculuk” rağmına emperyalizm destekli Kürtçülüğe hoşgörüyle yaklaştı, hatta işbirliği yaparak yönünü yitirdi.
Şartlar içinde Türk milliyetçiliği de siyasallaştı. Bazısı İlay-ı Kelimetullah, Nizam-ı Âlem ve Türk-İslam Sentezi ile ümmet tarikine girdi. Kimisi dini sadece şahsî hayatının içinde yaşadı. Lâkin Türk milliyetçiliği zamanla sağ yelpazenin bir parçası haline geldi. (Nihâl Atsız ile takipçilerini muaf tutmak gerekiyor.)
Hem ‘nal’ına hem ‘mıh’ına vurmak gerekirse… Devrimcilik, Mustafa Kemal’i terk edip ideolojik solculuğa; Türk milliyetçiliği ise Kürşad’ı bırakıp ümmetçi sağcılığa kapı açtı.
Şimdi Yeni Türkiye’ye bakınız… Bütün bu yaşananlar, acaba kimin veya kimlerin eseridir?
-
Neşe Doster: Nisan 1940- Nisan 2026! Aradan 86 yıl geçmiş…
-
Kahramanmaraş’ta okula silahlı saldırıda can kaybı dokuza yükseldi
-
Kızılhaç, savaşın başlamasından bu yana İran’a ilk yardım sevkiyatının yapıldığını açıkladı
-
İran: ABD’nin ablukası sürerse Hürmüz, Basra ve Kızıldeniz’de ticareti engelleriz
-
Zaharova: Rusya ve Çin uluslararası ilişkilerde istikrar sağlayıcı faktördür
-
Moldova, Bağımsız Devletler Topluluğu’ndan çekildiğini resmen duyurdu
